
Asrın Hukuk Bürosu, Öcalan ile avukatlarının görüştürülmeyeceğine ilişkin açıklama yapan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in açıklamalarının "cahilce" olduğunu belirtti. Avukatlar, tecride sessiz kalan CPT ve AİHM'in güvenilirliğinin de zedelendiğine dikkat çekti.
KCK Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapan Asrın Hukuk Bürosu, müvekkilleri ile 27 Temmuz 2011'den bu yana görüştürülmemelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Müvekkilleri Abdullah Öcalan'ın 1999 yılından bu yana dünyada benzeri bulunmayan bir işkence sistemi olan İmralı Cezaevi'nde tutulduğunu anımsatan avukatlar, Öcalan'ın içerisinde bulunduğu insanlık dışı işkence koşullarının Temmuz 2011 tarihinden bu yana, daha da ağırlaştırılarak ailesi ve avukatları ile olan görüşmelerin tamamen kesildiğini ifade etti. Türkiye’nin taraf olduğu BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Anayasası ve yasalarınca güvence altına alınan müvekkilleri ile yapmaları gereken avukat görüşmesinin direkt hükümet talimatı doğrultusunda engellendiğine dikkat çeken avukatlar, "Temel insan hakkı olan avukat-müvekkil görüşmesinin gerçekleşmesi, ne Başbakan'ın ne Adalet Bakanı'nın ne de başka bir makamın icazeti veya oluruna bağlıdır" dedi.
CPT ve AİHM sessiz kalıyor
Avukatlar, buna rağmen bu kesimlerin müvekkilleri ile yapmaları gereken görüşmelerin kendileri tarafından engellendiğini basına verdikleri demeçlerle açıkça söylediğini hatırlattı. Avukatlar, şunları kaydetti: "Her defasında hukuk devleti ilkesinden dem vuran Başbakan ve hükümet yetkililerinin, hiçbir hak ve yetkileri olmamasına rağmen, avukat-müvekkil görüşmelerini engelliyor olmaları hukuk devleti ilkesini açıkça ayaklar altına almaktadır. Bariz bir şekilde suç işlediklerini ve işlemeye devam ettiklerini cesurca beyan etmelerine rağmen, başta bu insanlık dışı işkencenin engellenmesi noktasında sorumluluğu olan CPT, AİHM olmak üzere diğer tüm ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının sessiz kalması, insanların bu kurum ve kuruluşlara olan güven ve saygınlığını zedelemektedir."
Çelik'in beyanları cahilcedir
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik'in, "Öcalan’ın davaları bitmiştir. Eften püften bir AİHM davası vardır. Davası olmadığı için görüştürülmüyor" sözlerine tepki gösteren avukatlar, bunların kamuoyunda oluşan tepkiyi azaltmak ve gerçeği ters yüz etmek amaçlı sözler olduğunu belirtti. Bu beyanların hukuki hiçbir dayanağı olmayan "cahilce açıklamalar" olduğunu ifade eden avukatlar, Öcalan'ın devam eden davaları hakkında şunları belirtti: "Avukat-müvekkil görüşmesi hakkı uluslararası insan hakları hukukunda ve iç hukukta güvence altına alınan, müvekkilin tutukluluk-hükümlülük durumuna veya devam eden davasının olup-olmamasına, hele hele hiçbir merciinin icazet ve oluruna bağlı değildir. Tutuklu veya hükümlü istediği her an savunmaya erişim hakkına sahiptir. Kaldı ki müvekkilimiz Öcalan’ın devam eden birden çok davası bulunmaktadır. Sadece AİHM’de şu an devam etmekte olup sonuçlanmamış 6 dosyası mevcuttur. İç hukukta da devam eden hukuki süreçleri bulunmakta ve her geçen gün savunma hakkını kullanmasını gerektirecek yeni durumlar ortaya çıkmaktadır."
'Kurye' iddialarına yanıt
Hükümet yetkililerin kamuoyunu yanıltmak için kullandığı bir diğer argümanın ise avukatların "kuryelik" yaptığı yönündeki iddialar olduğunu belirten avukatlar, 1999 yılından bu yana Öcalan'ın hukuki temsilciliğini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına yönelik sürekli bu yönlü isnatlar yöneltildiğini anımsattı. Ancak bugüne kadar hiçbir avukatın söz konusu suçtan mahkumiyeti bulunmadığına dikkat çeken avukatlar, şunları söyledi: "Ancak Temmuz 2011 tarihinden sonra müvekkilimiz Öcalan’a yönelik ağırlaştırılan tecrit politikasının bir parçası olarak ve direkt Başbakan’ın talimatı doğrultusunda, 22 Kasım 2011 tarihinde büromuza yönelik başlatılan operasyon sonucu 47 avukat gözaltına alınmıştır. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, tamamıyla siyasi saiklerle gerçekleştirilen bu operasyonun sonucu, Sayın Öcalan’ın hukuki temsilciliğini üstlenen aktif avukatlarının neredeyse tamamı gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Bu operasyonla asıl amaç, en temel insan haklarının bile Sayın Öcalan’a yönelik birer siyasi şantaj ve baskı aracı haline getirilmesidir. Avukatların yargılandığı dosyada söz konusu suçlamalara dayanak olabilecek hiçbir somut hukuki delil bulunmamaktadır. Kaldı ki bu açıklamalar; yargı mercilerine intikal etmiş, yargılama süreci devam eden ve henüz bir hüküm verilmeyen bu davayı etkilemeye yönelik olup, adil yargılamayı etkilemek ve engellemek suçunu oluşturmakla beraber evrensel hukuk ilkesi olan 'masumiyet karinesini' ayaklar altına almaktadır."
'Tecridi derhal kaldırın'
Öcalan'ın cezaevi koşullarında bulunmasına rağmen Kürt sorununun barışcıl çözümünde önemli çabalar sarf ettiğinin kamuoyu tarafından da bilindiğini belirten avukatlar, müvekkillerinin mevcut durumu hakkında şu ifadelere yer verdi: "Tüm kamuoyu da biliyorki Sayın Öcalan İmralı’daki zor koşullara rağmen Kürt Sorununda barışçıl ve demokratik çözümün gerçekleşmesi için çaba sarf etmektedir. İddia edildiği gibi örgütü yönetmesi veya eylem talimatı vermesi kesinlikle söz konusu değildir. Tecrit politikasının katı bir şekilde uygulandığı Temmuz 2011 tarihinden bu yana yaşanan çatışmalar ve bu çatışmalarda binin üzerinde can kaybının yaşanmış olması müvekkilimiz Sayın Öcalan’a yönelik tecrit politikasının kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediğini göstermektedir."
Açıklamanın sonunda hükümete çağrıda bulunan avukatlar, "Yasaları askıya alan hükümetin, müvekkilimiz Sayın Öcalan’a yönelik olarak uygulanan insanlık dışı işkenceye son vererek, tecridin kaldırılıp müvekkilimizle görüşmemizi engellemekten vazgeçmelidir. Bunun için tüm insan hakları savunucuları ve kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz" dedi.
İSTANBUL