MUHAMMET DOĞRU/MA/İSTANBUL
Seçmenin en büyük meselelerini enflasyon, pahalılık, işsizlik, bankalara olan borçları ve geleceğe yönelik beklentilerinin bozulmuş olması şeklinde sıralayan iktisatçı Mustafa Sönmez, şunun altını çizdi: “Bu hükümetin bütün bunlara cevap vermesi imkansız. Bu hükümete olan güven tükenmiştir.”
Ekonomist Mustafa Sönmez, AKP-MHP’nin adayı Erdoğan’ın açıkladığı seçim programını “başarısızlığın itirafı” olarak tanımladı. Ekonomist Mustafa Sönmez, “Erdoğan’a iman etmiş yüzde 25 dolayındaki bir kemik seçmen dışında kalanların bu manifestodan etkilendiğini sanmıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan’ın, dün partisinin İstanbul İl Kongresi'nde seçim manifestosunu açıkladı. Ekonomist Mustafa Sönmez, Erdoğan’ın elinde ekonomik vaatlerden başka seçmene verebileceği bir şeyin olmadığını belirterek, “Başlayıp da bitiremediği bir takım projeleri satmaya çalışıyor. Manifestoda dile getirdiği unsurlar elinde kalan tek malzemedir. Bir yandan şu an yüz yüze bulunulan yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, yüksek cari açık bunları halledeceğine dair söz veriyor. Bir de yarım kalmış olan mega projeleri gerçekleştireceğini söylüyor” dedi. Bu vaatlerin iktidarda olan birinin yapamadığı şeylerin itirafı olduğunu ifade eden Sönmez, “15 yılın sonunda siz hala yüksek enflasyon, yüksek cari açık ve yüksek işsizlikten bahsediyorsanız demek ki bu bir tür başarısızlığın itirafıdır. Yani ‘ben bunları yapamadım. Bana yetki verin tekrar bunu yapacağım’ demektir” şeklinde konuştu.
Hükümet artık cevap veremiyor
“Erdoğan, açıkladığı manifestosuna aynı zamanda kent suçu ve kamu maliyesine yük olan, belli bir yandaş azınlığı palazlandırmaktan başka bir anlam ifade etmeyen mega projeler ve tasarladığı projeleri de koymuş durumda” diyen Sönmez, bunların da kendi başına bir şeyi ifade etmediğini ve seçmenin bunları artık kale almadığını söyledi. Seçmenin en büyük meselelerini enflasyon, pahalılık, işsizlik, bankalara olan borçları ve geleceğe yönelik beklentilerinin bozulmuş olması şeklinde sıralayan Sönmez, şunları kaydetti: “Bu hükümetin bütün bunlara cevap vermesi mümkün görünmemektedir. Nitekim 16 aylık daha iktidarları varken bunu kullanmayıp seçimi öne almaları bu sorunları halledememelerinin ve giderek karmaşıklaşması başarısızlıklarının teyididir. Bunu seçmen görmektedir.”
Bu manifestonun seçmene tek bir şey bile ifade edeceğini düşünmediğini dile getiren Sönmez, “Erdoğan’a iman etmiş yüzde 25 dolayındaki bir kemik seçmen dışında kalanların bu manifestodan etkilendiğini sanmıyorum” dedi.
AKP miadını doldurdu
Türkiye’de enflasyonun çift haneli rakamlara çıkmasının ana nedenlerinden bir tanesinin döviz fiyatlarının yükselmesi olduğunu kaydeden Sönmez, şöyle devam etti: “Döviz fiyatları yükseldiği zaman ithal girdiler, ithal hammadde, ithal enerji, ithal makine ve teçhizatlarını hepsinin fiyatları yükseliyor. Ve maliyetlere yansıyor. Bunu üretenler de mecburen fiyatlarını arttırıyor. Şimdi döviz fiyatlarını yükselten en önemli etken ise içeride vatandaşın, para sahiplerinin kendilerini güvende hissetmemeleri ve Türk Lirası yerine durmadan döviz almalarıdır. Bugün mevduatların yüzde 45’i dövizde tutuluyor. Firmaların 223 milyar dolar döviz borçları var. Türk Lirası’nın her değer kaybı onlara kayıp getirdiği için durmadan döviz almaya yöneliyorlar. Yabancılar da eskisi gibi gelmiyor. Çünkü Türkiye’yi siyasi ve ekonomik olarak güvenli bulmuyor, riskli buluyorlar. Bütün bunlar döviz fiyatlarını yukarı çekiyor. Döviz fiyatlarını belli bir yerde tutmak için Merkez Bankası TL faizlerini de yükseltmek zorunda kalıyor ki TL’ye dönüş olsun. Dolayısıyla hem faiz hem de döviz yukarıda seyrediyor. İkisinin etkisiyle de enflasyon aşağı inmiyor, yukarıda kalıyor. Bütün bunların altında bu hükümetin güven vermemesi ana etkendir. Bu hükümete olan güven tükenmiştir. Dolayısıyla bunları yeniden tesis etmesi kolay değildir. Bir anlamda da miadını dolduran bir AKP hükümetinden bahsediyoruz.”
Savunma sanayi gücü de yok
Erdoğan’ın seçim manifestosundaki savaş ve savunma sanayisine ilişkin vurguya da değinen Sönmez, şunları söyledi: “Savunma sanayisi dedikleri şey dışa bağımlıdır. Türkiye’nin öyle kendi gücü olan savunma sanayisi yoktur. Türkiye savunma adı altındaki ihtiyaçlarının büyük kısmını ithal etmektedir. Çoğunu da ABD ve Almanya’dan ithal etmektedir. Bu anlamda bahsettikleri ve övündükleri savunma sanayi bir övünç kaynağı değildir ama milliyetçi duyguları sömürmektedir Erdoğan. Bu hem Ortadoğu’daki gövde gösterisinin oya tahvil etmek istemesidir hem de bir tür milliyetçi duyguları gıdıklayarak oradan da oy tahvil etmeye çalışmaktadır. Elinde kala kala bu malzeme kalmıştır.”
Meclis aritmetiği belirleyecek
Erdoğan’ın elindeki bu malzemelerin kendisine herhangi bir sonuç getirmeyeceğinin altını çizen Sönmez, “Bu kurulan ittifakın yanı sıra HDP’nin yüzde 10 barajını aşma ihtimali parlamentoda çoğunluğu muhalefete geçirecektir ilk turda. Başkanlık ikinci tura kaldığında ise parlamentoyu ele geçirenlerin eli daha çok güçlenecektir. Ve ikinci turda Cumhurbaşkanlığını da muhalefetin adayının kazanması yüksek görünüyor” dedi.
14.4 milyon kişi ödeyemedi
İzmir Tabib Odası’dan Dr. Ergün Demir ve İstanbul Tabip Odası’ndan Dr. Güray Kılıç’ın Sosyal Güvenlik Kurumu verileriyle yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de 14.4 milyon kişi en temel hak olan sağlığa ulaşamayacak kadar yoksullaştı.
Cumhuriyet’ten Olcay Büyükbaş’ın haberine göre; gelirlerin bir türlü artırılamadığı Türkiye’de, yurttaşların en temel hizmetleri bile alamayacak kadar yoksullaştığı belirlendi.Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri geçen yıl 8 milyonu aşkın yurttaşın gelirleri düşük olduğu için Genel Sağlık Sigortası’nı (GSS) ödeyemediğini, 6.4 milyonunun da aylık 468 lira geliri olduğu halde, sağlık sigortası primlerini ödeyemediğini ortaya koydu.
30 milyon yardıma muhtaç
Yani sadece sağlık verileri göz önüne alındığında yoksul yurttaş sayısının 14 milyonu aştığı görüldü. Eğitim, yakacak, evde bakım, yoksulluk aylığı gibi yardımlar da göz önüne alındığında muhtaçlık yardımlarına gereksinim duyan yurttaşların 30 milyon civarı olduğu biliniyor.
İzmir Tabib Odası üyesi Dr. Ergün Demir ve İstanbul Tabipler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç’ın yaptığı çalışmaya göre, 20 ilde nüfusun en az yüzde 19’u yoksulluk nedeniyle sağlık primini ödeyemedi. 27 ilde ise seçmenin en az yüzde 19’u aynı şekilde sağlık primlerini ödeyemedi.
Bazı illerde yoksul yurttaşların sayısının illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının da yüzde 60-70’ini geçtiği görüldü.
SGK verilerine göre 2017’de herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş, öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden, ki bu 2017 için 468 lira idi, az olan 8 milyon yurttaş saptandı. 6.4 milyon vatandaşın ise aylık gelirinin asgari ücretin üçte birinden fazla olması nedeniyle GSS primi ödemesi gerektiği, ancak prim borcunu ödeyemediği belirtildi.
2017’de GSS primlerinin devlet tarafından ödenenlerin sayısının toplam il nüfusuna (yüzde 44.2) ve il seçmen sayısı oranına (yüzde 80.8) göre Ağrı ilk sırada yer alırken, kişi bazında 686.231 ile Urfa ilk sırada yer aldı.
Milyoner sayısı 146 bine dayandı
Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, Mart sonu itibarıyla 2017’ye göre 7 bin 9 kişi artarak 145 bin 989’a yükseldi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, geçen yılın sonuna göre 7 bin 9 kişi artan milyonerlerin toplam mevduatı 954 milyar 294 milyon liraya çıktı. 2017 sonunda milyonerlerin toplam mevduatı 909 milyar 979 milyon lira seviyesinde bulunuyordu. Milyoner başına düşen ortalama mevduat da 6 milyon 537 bin lira olarak hesaplandı.
Yurt içinde yerleşik milyonerlerin sayısı yılın ilk çeyreğinde 2017’ye kıyasla 5 bin 728 kişi artarak 132 bin 697’ye ulaşırken, toplam mevduatları da 868 milyar 425 milyon lira oldu.