
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan önceki gün yaptığı açıklamayla demokratik çözüm sürecinin ilk aşaması olan geri çekilmenin 8 Mayıs'ta başlayacağını açıkladı. Akil İnsanlar Komisyonu içerisinde yer alan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, ateşkes ardından gelen geri çekilme kararının sürece olumlu yönde katkı sunacağını belirtti. "Ancak bu süreç, önceki deneyimlerden hareketle birçok kaygıyı barındırıyor" diyen Özgen, bu noktada hükümete önemli görevler düştüğünü ifade etti. Özgen, "Taraflar arasında kaygılar giderilmelidir. Bu konuda öncelikle hükümetin hem sağduyulu hem de çatışmasızlık ortamının öneminden hareketle, çekilme sürecine herhangi bir provokasyona yer vermemesi lazım. Aynı zamanda sivil kesimler, gözlemciler bu sürece müdahil olmalılar" diye konuştu. Sürecin olumsuzlukları kaldırmayacağına vurgu yapan Özgen, "Küçük bir yönelim, küçük bir provokasyon bu süreci başka mecraya yöneltebilir, diyalog ve çözüm sürecini engelleyebilir. Parlamento ve hükümetin bu hususu gözetmesi gerekir" dedi.
Özel harekat da çekilmeli
Akil İnsanlar arasında yer alan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, geri çekilme sürecinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz’daki çağrısına uygun bir adım olduğunu söyleyerek, bu açıklamayla sürecin olumlu yönde ilerlemeye devam ettiğini kaydetti. Bu sürecin her türlü provokasyona açık olduğu uyarısında bulunan Türkdoğan, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Bağımsız heyetlerin devreye girmesi, inceleme yapması gerekir. Ayrıca bölgenin güvenlik görevlilerinden arındırılması gerekiyor. Güvenlik görevlilerinden kastım özel hareket gibi birimler. Bütün bunların masaya yatırılması gerekiyor. Bir yandan gerilla çekilirken, korucular da tasfiye edilerek, köylere dönüş olmalı. Demokratikleşme konusunda da acil adamlar atılmalıdır."
Meclis rolünü oynamalı
TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, KCK'nin açıklamasının tarihi önemde olduğunu ifade ederek, hükümetin güvencesinin kurumsallaşması gerektiğini belirtti. Bakkalcı, "Çıkışların olması için her türlü güvenli tedbirler alınması gerekiyor. Olay, Başbakan'ın ‘Ben söz verdim’ cümlesiyle sınırlanacak bir hadise değildir. Bu güvencenin kurumsallaşması gerekir. Bu çerçevede başta Meclis olmak üzere ama salt bunlarla sınırlı değil. Bugüne kadar barış için olağanüstü fedakarlıklar yapan STK’lerin bütün aktörleri, süreci aktif bir şekilde izleyebilecek mekanizmaları derhal seferber etmeleri gerekiyor" dedi. Silahlı güçlerin ülke dışına çıkmasının çok kıymetli ama yeterli olmadığının altını çizen Bakkalcı, "Ama barış, silahında ötesinde bir hadise. Kendi başına silahların ortadan çıkması barış getirmiyor. Sözü edilen ortamın yasal güvence altına alınması için gereken uygulamaları başta iktidar yapmalıdır” dedi.
Esas sorumluluk hükümetin
PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül ise, geri çekilme sürecinin ciddiyetle izlenilmesi, takip edilmesi ve verilerinin kaydedilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bülbül şöyle konuştu: "Bu konuda üzerine sorumluluk düşen herkesin sürecin ciddiyetine, olayın büyüklüğüne dair sorumluluk alması ve bu ciddiyetle yaklaşması gerekir. urada dikkat edilmesi gereken bir şey var. Sorumluluk hükümete aittir. Geri çekilme sürecinde, bu sürecin ciddiyetle izlenilmesi, takip edilmesi, verilerin kaydedilmesi, sorumluluk gerektiriyor. Gerek hakikatleri araştırma komisyonu gerek geri çekilmeyi izleme sürecine ilişkin görevlendirmenin sorumlulukları alınması lazım.”
HABER MERKEZİ
99'daki gibi heba edilmesin
1999'daki geri çekilme sürecinde hükümetin sicilinin bozuk olduğunu belirten Barış Grubu üyeleri, 14 yıl sonra gelen yeni fırsatın heba edilmemesini istedi.
1 Ekim 1999'da Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla Kandil'den gelen ilk Barış Grubu'nda yer alan Seydi Fırat, "Kürt hareketi ilk adımı attı artık gözler hükümetin adımlarında" dedi. Fırat, "Kürt hareketi adım attı. Örgüt, gerillaların hem gizli hem de disiplin içinde geri çekilmesini herhangi bir eylemde bulunmamasına yönelik çerçeveyi çizdi. Kendisinden kaynaklı herhangi bir disiplinsizliğe mahal vermeyeceğini ortaya koyarak bu sorumluluğu aldı. Bunu da kamuoyu ile paylaştı. Bu noktada artık devletin ve hükümetin sorumluluğu öne çıkıyor" dedi. Gidişatı hükümetin yaklaşımının belirleyeceğini ifade eden Fırat, "Geri çekilmeyi kolaylaştıracak, güç verecek somut adımları hazırlamalı. 1999'daki geri çekilmede hükümetin sicili pek parlak değil; fırsatçı bir yaklaşım içerisinde hareket etti. Bu seferkinde valilere inisiyatif verildi ancak bunun nasıl somutlaşacağını göreceğiz" diye belirtti.
'Coğrafya geniş, hava soğuk'
Fırat, çözüm süreci komisyonunda DTK olarak yer almak istediklerini belirtti ve çekilmenin zorluklarına da değindi: "Çekilme çok zor bir iş. Çok geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz, havalar da daha ısınmadı; bir sürü doğa engeli var. Gerillalar uzun süre hareketsiz kaldılar. Çok geniş bir alanı geçmeleri fiziki olarak mümkün değil. Hasta olanlar var; yürümede zorluk çekenler var. Bunların ayrıntılı şekilde düşünülmesi gerekiyor. Üstelik bir de korucular var."
Fırat, halkın çekilme ve ondan sonra hükümetin Kürt sorununun çözümü için atacağı adımları büyük bir merakla beklediğini de sözlerine ekledi.
'Geri çekilme eşiktir'
1999'da Avrupa'dan giden Barış Gurubu içinde yer alan İmam Canpolat da 99'da geri çekilen gerillalara yönelik saldırıları hatırlatarak, şöyle konuştu: "1999'daki geri çekilme sürecinde yüzlerce gerilla yaşamını kaybetti. Bunların yaşanmaması gerekiyor. Bu riski özgürlük hareketi ikinci kez alıyor. Özellikle siyasi partiler sorumluluk almalıdır. Hükümetin silahlı kuvvetleri durdurma emri vermesi gerekiyor. Bunun resmi olarak olması daha güvenceli ve doğru olurdu. Önümüzdeki süreç için bazı provokasyonlar doğabilir. Sürecin daha sağlıklı yürümesi için heyetler oluşturulmalı. İzleme heyetleri TBMM’nin kararıyla ve bağımsız olmalı."
Canpolat, geri çekilmenin "sadece bir eşik" olduğuna da vurgu yaparak, "Kürt sorununu çözmüyor, çözüm yolunda sadece küçük bir parke taşıdır. Önemli olan bu sürecin devam etmesi ve atılması gereken adımların atılmasıdır" dedi.