BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Kürt sorununda yaşanan gelişmelere değinen Demirtaş, "Sürecin ayaklarının sağlam yere basması konusunda üstün bir çaba gösteriyoruz. Görüşmelerin müzakere ve kalıcı barışa dönüşmesi için siyaseten ne yapmamız gerekiyorsa yapıyoruz. Kamuoyunun bu kadar ilgisinin ve desteğinin altında yatan şey barışa ve demokrasiye duyulan özlemdir. Bunu anketlere bakmadan anlayabilirsiniz" dedi.

Halkın müzakerelerin özgürlüklerle birlikte barışı getireceğine inandığını vurgulayan Demirtaş, şöyle konuştu: "AKP kendini merkeze koyarak, barışı tek başına getirme sevdası ile hareket ederek bu işin yürümeyeceğini biliyor. Ama bunu kendi partisinin gelecekteki seçimlerde oylarına tahvil etmenin yollarını arıyor. En büyük güvensizlik kaynağı budur. Bu ülkeye barış gelecekse oyların artıp düştüğüne göre karar vermeyelim. Biz koltuğumuza göre bunu endekslersek ilk tökezlemede barıştan vazgeçeriz. Partizanlık çıkarlarını bir kenara bırakarak yola çıktık diyorsak, popülist kelimeleri bırakacağız. Barış kimsenin iki dudağının arasında değildir. Tutuklu olanlar da barış sürecine katkı sunanlardır. Bunları yok sayarak barışı gökten zembille indiriyorum yaklaşımı hesapçılıktır. Bu kaygı uyandırıyor" dedi. 


Hükümetin yol haritası netleşmedi
Demirtaş, hükümetin yol haritasının netleşmediğini bunun da ikinci kaygıları olduğunu vurgulayarak, "Biz konuşarak çözme taraftarıyız. Silahlar elbette sussun. Barışçıl yollarla Kürt sorununu çözümünü savunmak bizim ilkesel duruşumuzdur. Ama kalıcı barışın bu ilkelerin altının doldurulmasından geçtiğini bilecek kadar deneyimliyiz. Barış, barış demekle barışın gelmeyeceğini biliyoruz. O nedenle sağlam adımlarla karşılıklı güven veren bir adımla ilerlemekte fayda görüyoruz. İlk heyet, ve ikinci heyet de bu amaca katkı sunmak için gitti. Başka bir amacı veya beklentileri yok bu arkadaşların. Partimizin de yok. Süreç şu kritik günlerde sağlam iplerle bağlanmak isteniyorsa hükümetin söylemi, üslubu ve atacağı adımlar belirleyici olacak. Biz yapmamız gereken her şeyi başından beri yapıyoruz. Hükümet atması gereken adımları korkmadan atacak mı izliyoruz. İmralı'dan gelen mektuplar bize ulaştı. Mektubun diğer muhataplarına ulaşmasını sağlayacağız. Kendi önerilerimizi toplayıp yeniden üçüncü heyet ile İmralı'ya ulaştırılması için çalışmaları başlatacağız. Biz sorumluluktan kaçmadan hükümetin sorumluluklarını hatırlatmak görevi ile karşı karşıyayız. Tek başına AKP'nin bu süreci yürütmeyeceği kesindir. Gücü veya Meclis'teki sayısı yetmiyor diye değil, demokrasi algısı yetmediği içindir" dedi. 


'Çözüm önerilerinden taviz vermeyiz'
"Biz barış girişimini ve süreci destekliyoruz. AKP'yi veya parti programını desteklemiyoruz. Bizim detaylı önerilerimiz ve arkasında durduğumuz çözüm önerileri var. Bizi tanıyanlar bundan taviz vermeyeceğimizi bilir. İktidarda AKP olduğu için onlarla sürecin nasıl olacağını tartışırız. İlişki kurulması gerekiyorsa kurarız" diyen Demirtaş, AKP'nin programının Türkiye'ye derman olmayacağını bildiklerini söyledi. Demirtaş, "Çözüm için uğraşmak, önümüzdeki seçimlerde AKP'yi sandığa gömmemek için gerekçe değildir. Halkımız BDP'nin çözüm anlayışını bilmelidir. Eğer bu gerçekleşemezse biz halkımızla birlikte her yere bunu anlatamazsak demokrasiyi getirmek çok zor olacak" diye belirtti.

AKP zihniyet değişimine gidecek mi
"AKP döneminde pratikleri gördük. Şimdi AKP zihniyet değişimine gidecek mi gitmeyecek mi onu görmek istiyoruz" diyen Demirtaş, konuşmasına şöyle devam etti: "Bildiğimiz tekçi anlayış değişecek mi bunu görmek istiyoruz. AKP'nin bugüne kadar bahaneleri vardı. Haklı ya da haksız. Şimdi hiçbir bahanesi yok. Toplumun ezici bir çoğunluğu görüşmeleri, müzakereyi ve demokratikleşmeyi destekliyor. Medya, aydın ve yazarların önemli bir kısmı destekliyor. Fakat köklü bir zihniyet değişikliği olmadan, ''Cumhuriyetin tekleştirme anlayışı ile sorunu çözerim'' yaklaşımı bir kez daha dayatılırsa bizim kaygımız buradan demokrasi ve özgürlüğün çıkmayacağı yönündedir."

'Onlara biz de kulak asmayacağız'

Süreçten rahatsız olanların olduğunu söyleyen Demirtaş, "Onlara biz de kulak asmayacağız. Kürt sorununu yaratan zihniyet bize demokrasi dersi veremez. Katliamlara imza atmış zihniyet bize demokrasi dersi veremez. Cumhuriyet tarihi boyunca halktan, Kürtten, Aleviden bihaber olanlar bize nasihat veremez" dedi.

BDP mektubu görüştü

Grup toplantısı ardından BDP Parti Meclisi, Genel Merkez binasında toplandı. BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın BDP'ye gönderdiği mektuba ilişkin PM üyelerine bilgi verildi. PM ardından ise Merkez Yürütme Kurulu'nun toplanacağı öğrenildi.
BDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın önceki gün yaptığı açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın taslak hazırlığı içinde olduğunu belirterek, birkaç gün içinde kendilerine ulaştırılmasını beklediklerini belirtmişti. Mektup, dün sabah BDP Eşbaşkanlarına teslim edildi. İmralı'da Öcalan ile görüşen ikinci BDP heyeti içerisinde yer alan BDP Amed Milletvekili Altan Tan, bir televizyon kanalında görüşmenin ayrıntılarına ilişkin yaptığı açıklamada, Öcalan'ın kaleme aldığı mektuba ilişkin ise şunları belirtti: "Sayın Öcalan, bütün konuştuklarımız ve daha ötesi düşündüklerini, planladıklarını ifade eden, üç ayrı konuyu içeren bir mektup gönderecek. Birinci başlık genel bir değerlendirme, ikinci başlık yol haritası, üçüncü başlıkta ise demokratik ilkeler yer alacak.” Altan Tan, mektubun, Kandil, Avrupa ve BDP’ye iletileceğini ve sonraki görüşmede gelecek tepkilere göre Öcalan’ın değerlendirme yapacağını dile getirdi.

Basın özgürlüğü sağlanmalı

BDP Eşbaşkanı Demirtaş, 24 Şubat 1992 yılında Batman'da katledilen Yeni Ülke Gazetesi muhabiri Cengiz Altun'u rahmetle andıklarını belirtti. 2013 yılında halen 72 tutuklu gazeteci olduğunu hatırlatan Demirtaş, "Başbakan bunun bir elin parmaklarını geçmediğini söyleyebilir. Ya Sayın Başbakan 80 parmaklı ya da kamuoyunu yanıltıyor. Gazeteciler sendikası ve örgütleri isim isim raporlarla ortaya koyarken, hükümetin temsilcileri, 'gazeteci faaliyetlerinden dolayı içeride tek bir kişi yoktur' diyebiliyor. Başbakan, yazdıklarından dolayı suçlanmadıklarını söylüyor. Diktatörlükle yönetilen ülkelerin yasalarında bile 'gazetecilik suçtur' diye bir kanun yazmaz" dedi.
 ''Toplum gerçek bilgiye ulaşamıyorsa o toplumda özgürlüklerin ve barışın gelişmesi imkansızdır'' diyen Demirtaş, ''Dersim, Koçgiri, Sivas, Maraş'ı yazamayan, faili meçhulleri yazamayan basın bugün barışın gelişmesi yönünde ciddi bir rol oynamıştır. Başbakan eğer özgürlüklerden ve kalıcı barıştan söz ediyorsa ilk el atması gereken nokta basın özgürlüğüdür. Artık 'terörist oldukları için içerdeler' sözünü bırakmaları lazım" şeklinde konuştu. Demirtaş, yapılması gereken şeyin basın özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin özgürlükler lehine yeniden ele alınması ve yargıya, "basının üzerine gitmeyin" mesajının verilmesi olduğunu söyledi.

‘Alevileri savunmakla mükellefiz’


BDP Eşbaşkanı Demirtaş grup toplantısında Alevilere yönelik inkar ve hak ihlallerine de yer verdi. İstanbul'da 50'ye yakın Alevi örgütü ve derneği ile yapılan diyalog toplantısına değinen Demirtaş, ''Bizlere gerek Alevilerin gerekse diğer farklılıkların kendi talepleri neyse onları dönüştürmeden olduğu gibi savunmak düşmektedir. Partilerin kendini o inançların yerine koyarak onların sınırlarını belirlemek gibi bir işi yoktur. Biz toplantıda parti olarak 'siz ne diyorsanız biz onu savunmakla mükellefiz' dedik" ifadesini kullandı.
"Biz hiçbir kimlik ve dini yapı arasında ayrım yapmıyoruz diyen zihniyetin, Aleviler ve cemevi konusundaki yaklaşımının nasıl facia olduğu ortaya çıktı. Alevilerin devletin karar verdiği yerde ibadet yapabileceğini, onun dışındaki yere ibadethane denilemeyeceğini söylediler" diyen Demirtaş, bir inancı veya ibadet yaptığı yere yüklediği anlamı tanımlamanın devletin görevi olmadığını söyledi.Demirtaş, hükümetin Alevilere karşı kullandığı ötekileştirici ve nefret içeren dili terk etmesi gerektiğini ifade etti.
Demirtaş Alevi toplumunun da kendi içinde birliği oluşturması gerektiğini vurgulayarak, ''Şu noktada Alevi toplumu netleşmelidir. Her şeyden önce kendi içinde birliğini sağlamalıdır. Yavuzdan sonra Alevi toplumunun başına ne gelmişse birliğini oluşturamamasından gelmiştir. Alevilerin birliğini oluşturması Türkiye demokrasisi açısından güç olacaktır. Alevi kimliğini ifade etmekten sakınan bir siyasi kimliğin Alevi yurttaşlara verebileceği bir şey yoktur" şeklinde konuştu.

DİHA/ANKARA