Akademisyenler, İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerin "Demokratik Çözüm ve Müzakere Süreci"ne yönelik Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi'nde gerçekleştirdiği açıklamayı değerlendirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, Dolmabahçe açıklamasının İmralı Heyeti ile hükümetin sürecin başladığı tarihten bu yana birlikte verdiği ilk fotoğraf olduğuna dikkat çekerek, sürecin geldiği aşama açısından çok önemli bir adım olduğunu belirtti. HDP'nin esasen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın açıklamasını aktardığını belirten Sancar, bunun Öcalan tarafının resmen tanınması anlamına geldiğini kaydetti. Öcalan'ın PKK'ye yaptığı çağrıyı önemli bulduğunu ifade eden Sincar, "KCK'nin toplayacağı konferans büyük ihtimalle silahlı mücadeleyi bitirmeyi tartışacaktır. Öcalan bu yönden bir çağrıda bulunuyor ama çağrısı şartsız değil elbette, 10 madde var. Daha sonra müzakereye geçme gündemi ve süreci müzakereye dönüştürme aşaması olacaktır" diye konuştu. 


Şartsız bir çağrı değil

KCK'nin böylesi bir konferansı gerçekleştirmesi için müzakereye geçilmesinin şart olduğuna dikkat çeken Sancar, şöyle konuştu: "Yani süreci kurumsallaştırıp her boyutu ile yasal boyutuna bağlamak söz konusu olmalıdır. Bunların birlikte yürüyeceğini sanıyorum. Yani her iki taraf karşılıklı ve eş zamanlı adımlar atarsa, büyük ihtimalle KCK de böyle bir konferans toplayacaktır. Ama şöyle bir izlenim yaratmak doğru olmaz. Türkiye'de silah bırakma ya da silahlı mücadeleye son verme şartsız bir çağrı değildir. Öcalan KCK'ye böyle bir konferans için çağrıda bulunurken, aynı zamanda müzakere başlıklarını da dile getirmiştir. Bu müzakere başlıkları doğrultusunda hükümetin atacağı adımlar önemlidir. Adımlar atıldıkça konferansa doğru yol almak mümkün olacaktır." 

Bundan sonra çözüm yönünde senkronize bir gidiş olacağını kaydeden Sancar, "İki tarafın karşılıklı atacakları adımlar çok önemli olacaktır. Bu adımların nasıl olacağı, ne olacağı önemlidir. Bunları ise Öcalan mesajında, 10 maddenin içinde görmek mümkündür" dedi. 


Sürece destek verilmeli

Sürecin samimiyetten çok güvene bağlı olması gerektiğini ifade eden Sancar, şöyle devam etti: "Kürt siyasal harekatının burada ne yaptığını bilmeyen kandırılmaya müsait özne olduğu şeklindeki yaklaşımlar hem son derece temelsiz hem de aşırı derece de haksız yaklaşımlardır. Zaten ortak açıklama metnini incelediğimizde çözüm sürecinin bütün Türkiye için demokrasi ve özgürlükten vazgeçerek sadece kendini düşünen bir tarz benimsemiş değil, böyle bir yaklaşımı da yok. Herkesin özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gelişmesine daha çok katkı sunması gerekiyor. Bu sürecin daha çok demokrasi daha çok özgürlük getirmesi için daha kararlı mücadele etmemiz gerekiyor."


İktidara mal edilemez

Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Büşra Ersanlı da, İmralı Heyeti ile hükümet tarafından yapılan açıklamanın Türkiye tarihi için önemli olduğunu belirtti. Ersanlı, "Bu çok uzun soluklu mücadelede kazanılmış bir noktadır. İktidara mal edilemeyecek kadar değerli bir karar" dedi. Çözüm sürecinde gelinen aşamaya halkların ortak mücadelesi sonucu gelindiğinin altını çizen Ersanlı, gelinen aşamanın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini söyledi.  


DİHA/İZMİR




GÜNFİAD: Destekliyoruz


Güneydoğu Anadolu Dernekler Federasyonu (GÜNFİAD), İmralı Heyeti ile hükümet yetkililerinin yaptıkları ortak açıklamaya   yazılı açıklamayla destek verdi. GÜNFİAD Genel Başkanı Rıdvan Söylemez, Türk ve Kürt halkı başta olmak üzere halkların yaşanan çatışmalı süreçten zarar gördüğünü ifade ederek, "Yanı başımızdaki İslam topraklarında yaşanan çatışmaları ve katliamları hepimiz gözümüz ile görüyoruz. HDP ve hükümet yetkililerimiz üzerlerine düşeni yerine getirmeye devam etmeli. Bu ülkemizde kandan ve kinden nemalanan odakların can çekişme sürecine girmiş bulunmaktayız. Herkes dikkatli olmalı ve sürece destek vermeli. Bu uğultuda bizler bölge STK'ları olarak süreci destekliyoruz" denildi.