Gazetemize konuşan tanıklardan E. İ, boğularak öldürülen Hüsra'nın daha önce de şiddete maruz kaldığını söyledi. İki ay önce Hüsra'yı ziyarete gittiğinde eşi tarafından eve alınmadığını, ancak Hüsra'nın öldürülme şüphesiyle eve zorla girdiğinde kaydeden E. İ, Hüsra'nın eşi tarafından çok kötü şekilde dövüldüğüne şahit olduğunu aktardı. Daha sonra Mehmet Sukaya tarafından bir daha eve alınmayan E. İ, Hüsra'nın kendisine sürekli eşi tarafından öldürüleceğini söylediğini aktardı. E.İ, "Neden polise gitmiyorsun" diye sorduğunda ise Hüsra'nın polise gittiğini ancak polisin kendisene "Eşin darp etmemiş bir şey olmamış, biz bir şey yapamayız" cevabını verdiğini söyledi. Hüsra'nın daha önce karşılaştığı şiddetten dolayı kadın sığınma evinde de kaldığını anımsatan E.İ, Hüsra'nın bir seferinde evin penceresinde kendisini atma teşebüsünde bulunduğunu açıkladı.
E.İ, Hüsra Sukaya ile olaydan önce Pazartesi veya Salı günü doktorda karşılaştıklarını ve Paris'te yapılacak yürüyüşe gitmek için bilet aldığını öğrendiğini belirterek, "Paris'teki kız kardeşini telefonla arayıp orda buluşmak için sözleştik" dedi. E.İ, olayı duyunca şok olduğunu söyledi.
Devam eden trajedi
Almanya'nın Düsseldorf kentinde yaşayan Mehmet Sukaya, Muş'un Sahak Köyü'nden. İktisat bölümü mezunu Sukaya, Büşra, Havin ve Mahmut isminde üç çocuk babası. Dindar ve yurtsever bir aileden olan ve kendisini de öyle gören Sukaya'nın babası Sêx M. Emin Sukaya, 1993 ylında Türk devletinin paramiliter güçleri tarafından katledildi. Psikolojik sorunları da olan Sukaya, bunu yakın çevresiyle de paylaşıyordu.
HABER MERKEZİ