Resmi tarih köşelidir. Sınırları belli, alanı ölçülebilirdir. En büyük kahramanların ve en büyük kaybedenlerin masallar silsilesidir. "Yapıcıların" ve "yıkıcıların" tarih düzleminde tersyüz edilebileceği, isteyenin kendisini dev, başkalarını cüce görebileceği bir aynadır.
Resmi tarihin "yıkıcıları", kimi kez devrimin "yapıcıları" olur. İlkin "tarihe not düşmek" için yola koyulmuş siyasi hareketlerdir bunlar. Kimileriyse, "not" düşmekle yetinirler yalnız ya da "yapıcı" olmaya güçleri yetmez.
Devrimin tarihi, resmi tarihinki gibi ayrık kümelerden oluşmaz, kesişen kümeleri çoktur. Kimi kez ideolojik kesişmeyle yetinilmemiş, isimler bile aynılaşmıştır.
***
Tarih 1965'in 11 Temmuz'u.
Musa Anter'in çaldığı ıslığın üzerinden 22 yıl geçmiş. Diyarbakır'ın kavurucu sıcağında Gazi Köşkü'nde, içinde memurluk, avukatlık yapanların da olduğu altı kişi hararetli bir biçimde tartışıyor. Tartışmalardan çıkan sonuçla T-KDP (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) adında bir örgüt kurma kararı alınıyor.
Güney Kürdistan'daki KDP'nin sancılı bir süreç yaşadığı yıllar... Hem örgüt içi çatışmaların yoğunlaştığı hem de askeri darbeler sonrası oluşan yönetimlerle savaşın alevlendiği bir dönemden geçiyor KDP.
Kurulan T-KDP'nin gözü kulağı da Irak KDP'sinde; daha doğrusu "sağ ve geleneksel" çizgiyi temsil eden Mustafa Barzani'den gelecek bir mesajda...
TKDP'nin genel başkanlığına getirilen Avukat Faik Bucak, partinin kuruluşundan henüz bir yıl sonra, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeder. Yerine Sait Elçi geçer. Artık parti içinde "sağ ve muhafazakar" çizgi belirginlik kazanmıştır. Sol ve yenilikçi fikirleri, Kürt halkının başına bela edilen bir unsur olarak gören bu kliğin karşısına aynı adla bir başkan ve parti çıkacaktır.
1970 Haziran sonlarında Sait Kırmızıtoprak, halk arasındaki adıyla Doktor Şivan, adaşının karşısına, aynı isimle ama birkaç imla değişikliğiyle T-KDP (Türkiye'de Kürdistan Demokrat Partisi) olarak çıkar. Daha sol, modern bir örgütlenmeyi ve büyümeyi önüne koyan Sait ve onun karşısında sol ve Marksist fikileri bela olarak gören Sait... "Tarihin yapıcıları" olmak üzere çıktıkları yolculukta, "tarihe not düşen", isimleri ve idealleri aynı iki parti bıraktılar.
***
Yıl 1975.
Doktor Şivan'ın ölümünden dört yıl sonra ardılları, Nisan ayında Van'da 5 gün süren bir dizi toplantı gerçekleştirir. Toplantı sonucunda DDKD (Devrimci Doğu Kültür Dernekleri) bünyesinde ayrı bir örgütlenme kararı alırlar. DDKD-Şivancılar olarak anılan bu grup, iki yıl sonra Merkez Komite kararıyla Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkerî Kürdistan) adını örgüt içi çalışmalarında kullanmaya başlar. Fakat bu adı kullanmayı güvenlik açısından "uygun" bulmazlar. PKK yerine DDKD adını kullanmayı yeğleyen Şivancılar, o dönemki adlandırmalarıyla "Apocular"ın PKK adında "tarihe not düşmek" isteyen bir partinin kuruluşunu ilan ettiğini duyunca, bir süre DDKD-KİP (DDKD-Kürdistan İşçi Partisi) adını kullanırlar. Avrupa'daki ayrışmalardan sonra bir grup ise PPKK (Partiya Pêşeng a Karkerên Kurdistan) adında, kendini "Anti-Apocu" olarak konumlandıran bir parti kurar. PKK ile karıştırılan bu isim, bazen Türk medyasında PKK'den kaçanların kurduğu ayrı bir oluşum olarak servis edilmiş, bu sebeple de örgüt, sık sık yayın organlarında "Kamuoyuna" başlıklı açıklamalar yapmak zorunda kalmıştır.
***
PKK hareketinin doğuşuyla birlikte, Kürdistan halkı tarihte ilk kez devrimci bir teori ve programa dayanan örgütlü bir güce kavuştu. (Abdullah Öcalan, Tasfiyeciliğin Tasfiyesi, Weşanên Serxwebûn-1993, sayfa 22)
Tarih 1978'in 27 Kasım'ı.
Yakın tarihe damgasını vuracak olan hareketin, o dönemki adıyla Kürdistan Devrimcileri'nin yıllardır heyecanla beklediği toplantının gelip çattığı gün. Toplantı çok gizli tutuluyor, ev sahipleri dışında toplantının yerini ve zamanını sadece bir iki kişi biliyor.
Toplantıya katılacak olanlar, büyük bir dikkatle, birer ikişer Lice'nin Fis köyüne geliyor. Olası bir polis operasyonunda hareketin "tarihe not düşmekle yetinecek" bir hareket olarak kalması işten bile değil.
Katılması gereken 25 kişiden 22'si toplantı yerine ulaşabiliyor. Yoğun ve yorucu geçen iki günlük toplantı sonunda partileşme kararı alınıyor.
O güne kadar diğer örgütler tarafından UKO'cular veya "Apocular" olarak anılan Kürdistan Devrimcileri, artık parti kurma kararını vermişti. Görev dağılımlarından sonra geriye kalan şey, bu oluşuma bir isim vermek ve onu kitlelere duyurmaktı. Birçok isim arasından, Mehmet Karasungur'un önerdiği Kürdistan İşçi Partisi ismi kabul gördü. Daha sonra önerilen isim, hareket içerisinde Kürtçe konusunda ehil olan Ferhat Kurtay tarafından "Partiya Karkerên Kurdistan" biçiminde Kürtçe'ye çevrildi.
"Başaramazsak bile tarihe not düşmüş oluruz" denilerek çıkılan tarih yolculuğunda PKK, "tarih yapıcılığına" devam ediyor.