1998’de İngiltere’de anket yapmışlar halkın yarısından fazlası idam cezasının geri gelmesini istemiş. İngiltere’de hükümet halkın ne istediğini Recep Tayyip Erdoğan’dan daha fazla kafaya taktığı için konu Avam Kamarasına gelmiş ve tabii ki idamın yeniden uygulanması reddedilmiş.
2011’de de aynı mesele gündeme geldi. Yüzbinlerce imza toplandı, bir dizi anket yapıldı, konu Avam Kamarasında oylama olmaksızın tartışıldı ve mesele bir kez daha rafa kalktı.
İdamın geri dönüşünü savunanlar bunun cinayet ve tecavüz gibi ağır suçları engelleyebileceği düşüncesinde. Ancak idamın kaldırıldığı hiçbir ülkede iki dönem arasında ciddi bir fark oluşmamış. Bu nedenle suç istatistiklerini sıkı bir şekilde tutan İngiliz hükümeti kamuoyundaki „suçludan intikam alma” duygusuyla ortaya çıkan bu eğilime boyun eğmedi.
Bu konuda 2000 yılında Gallup tarafından gerçekleştirilen ankette dünyada idam cezasının uygulanmasını savunanların oranı yüzde 52 olarak ortaya çıkmış.
Türkiye’de ise Erdoğan’ın elindeki anketlerdeki oranları bilmiyoruz. Ama hak hukuk tanımadan muhaliflerinin üzerine nasıl gittiği biliyoruz. İdam cezasının geri gelmesi sadece ve sadece Kürtlerden, belki bir kesim solculardan ve kendisine karşı muhalefet yapma cüretini gösterecek diğer kesimlere karşı AKP’nin yeni bir tehdit aracını ele geçirmesi demek.
Türkiye iktidarı bir güç elinde tuttu mu her türlü uygulamasına bir kılıf bulur. Türkiye’de tek bir adam öldürmemiş insanlar asıldı. Çocuk yaşta insanlar da asıldı.
1960 darbesi sonrasında Celal Bayar’ın idam edilmesi için Ceza Kanununda özel bir değişiklik yapılmıştı. Bayar’ın normal şartlarda yaşı nedeniyle idamı mümkün değildi. Bu değişiklikle Bayar gibi yaşlılara idam cezası verilmesinin önü açıldı.
Ancak bu değişiklikte temel bir ilke gözardı edilmişti. Ceza kanunları geçmişte işlenen suçlar için geriye yürümezdi. Ama buna karşın memleketin büyük hukukçularının hepsi hükümetin değişikliğini onayladı. Mahkeme sonuçta Bayar’ı idama mahkum etti. Ancak hafifletici nedenler bulundu ve yine siyasi bir karar ile idamından vazgeçildi. (Rahmetli Menderes için bütün hükümlerin önü açıktı zaten. Adamı idam etmek yetmedi, bir de asmadan önce prostat muayenesi yapıp aşağıladılar.)
Gelelim meselenin Kürtleri ilgilendiren tarafına. PKK’ye kadar olan tüm Kürt isyanlarının sonunda isyancıların bir bölümü asılmıştı. İsyan liderlerinin genelde tümü ya asıldı ya öldürüldü. Günümüze kadar Kürt sorunu konusunda Türkiye’nin reçetesi buydu.
Hepimiz çok açık biliyoruz ki idam cezasının böyle yeniden gündeme getirilmesinin nedeni AKP Hükümetinin artık Kürt sorunu konusunda tam bir tıkanma içinde olması. AKP Kürtleri dün falan değil, uzun zaman önce KCK operasyonlarının düğmesine bastığı zaman kaybetti. Ve artık bu nedenle artık Kürtlerle mücadeleyi bir savaş hukuku çerçevesine oturtmak istiyor.
İdam cezasının da geri getirilmesi artık ülkenin tam bir savaş durumuna girmesine neden olacak. İki halk arasında artık zayıflamış olan köprülerin kolay kolay yıkılacağına inanmıyorum. Ama AKP’nin bu konuda çok kararlı olduğu açıkça görülüyor. İdam da bunun bir aracı olur. Daha fazlası olmaz.
İdam cezası ve Kürtlerle savaş hukuku