
Suat BOZKUŞ
Türkiye’de yıllardır gündemden düşmeyen ve gerici siyasetçiler tarafından icabında ısıtılan gündem maddeleri vardır. Bunların başında idam konusu gelir.
Demokrasi geleneği olmayan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de sorunları açıkça tartışıp çözmek yerine bastırmak tercih edilir. Bastırmak için de Osmanlı’dan beri yasaklamak, zindana atmak ve asıp kesmek gibi yöntemler ilk akla gelen yollardır.
Halkın diline yerleşen „Sallandır bakalım bir kaçını, bir daha çıt çıkacak mı?“ kafası yönetenlere halkın duygularını tatmin etmek ve güçlü görünmek için bir fırsat sunmaktadır.
İdam cezasının hiç bir sorunu çözmediği, suçları azaltmadığı, toplumda caydırıcı bir etkisi olmadığı hukukçular, sosyologlar içinde ağırlıkta olan görüşlerdir. Zaten idam cezası uygulanan ve uygulanmayan ülkelere göz atarsak bunu çıplak gözle de görebiliriz.
Hukukçular telafisi mümkün olmayan idam cezasına temelden karşıdır.
O zaman idam cezası ne işe yarar?
Egemen dikta rejiminin halkı kandırmasına, sorunları gizlemesine ve kanlı dikta rejimini aklayıp sürdürmesine yarar.
Çelişki şuradadır ki, dikta rejimleri çözüm diye idam cezasına sarılınca idamlar her geçen gün daha da artmakta ve toplumu iyice çöküşe ve çürümeye sürüklemektedir. Toplum bir süreliğine sessizliğe gömülse de, sonra büyük patlamalarla sarsılmaktadır. Ama bu süreçte bir çok masum insanın yaşamına son verilmektedir.
Son dönemde daha çok çocuklara yönelik vahşi saldırıların ortaya çıkması „idamcıları“ yeniden cesaretlendirmiş gibi. İdam cezasına karşı çıkanları tecavüzcüleri savunmakla suçlayıp üste çıkıyorlar. Bu tam bir sahtekarlık ve utanmazlıktır.
Bu idamcılar Ensar Vakfı, Kuran kursları, İmam Hatip vb. yerlerde çocuk istismarları ortaya çıkınca sanıkları cezalandırmak yerine olayları örtbas edenlerdir.
AKP iktidarında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası ile binlerce çocuk zindana atılırken bunu destekleyenlerdir. Bu yasa ile tutuklanan çocuklar Pozantı Cezaevinde devletin güvencesinde tecavüzcülere teslim edilirken tecavüzcüleri savunanlardır.
“2004’te evinin önünde öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile Gezi olayları sırasında eve ekmek almaya çıkan 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın öldürülmesi arasında geçen sürede AKP’nin çocuk avı politikasında hiçbir değişiklik olmamıştır. Uğur Kaymaz davası başta olmak üzere çocuk cinayetlerinin hepsi ya cezasız bırakılmış veya ödül gibi cezalarla sonuçlandırılmıştır. 2006 yılında 18, 2007’de 3, 2008’de 1, 2009’da 12, 2010’da 14, 2011’de yine 31 çocuk katledilmiştir. 2011’de Roboskî’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında, Cizre’de yaşanan olaylarda hayatını kaybeden 6 kişiden 4’ü çocuktur.
2004-2015 arasındaki 11 yılda devlet tarafından öldürülen 241 çocuk var.“
İyi de bu çocukların katilleri nerede, yakalanıp yargılandı mı? Hayır. Yani idam cezası olsa neye yarayacaktı ki?
Her konuda yüzlerce yasa ve KHK çıkaran AKP, çocuk istismarlarına ve kadın katliamlarına karşı niçin kılını kıpırdatmaz?
Tam tersine çocukların zorla evlendirilmesini şeriata uygundur diye savunurlar.
Niçin kadınların tecavüzcüsüyle evlenmesini teşvik ederler? Niçin tecavüzcüleri yargılamak yerine tam tersine meşrulaştırmak için kadınlara „Hamileyseniz doğurun, devlet bakar“ derler.
Bizim gençliğimiz idam cezasının kaldırılması için mücadele ile geçti. Sonuçta AB’ye giriş sürecinin de dayatmasıyla idam cezası kaldırıldı.
„Türkiye’de idam cezası en son 1984 yılında uygulandı. 9 Ağustos 2002 tarih ve 4771 sayılı kanun ile (Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi) idam cezası barış zamanında kaldırıldı. Hemen arkasından Türkiye Kasım 2003’te 6 nolu ek protokolü onayladı. Nihayet, 14 Temmuz 2004 tarih ve 5218 sayılı kanunla Türkiye idam cezasını her koşulda mutlak olarak kaldırdı.“
Ama siyasetçiler için bedavadan nemalanacak bir konu olmaya devam ediyor:
Halkın iradesine tecavüz eden katliamcı siyasilerle çocuklara tecavüz eden katiller elele halkın başına çorap örmekte yarışıyor.
İdam cezası olduğu dönemlerde esas olarak siyasiler için uygulanmıştır. Arada bir kaç adli suçlu da göstermelik olarak asılmıştır.
Bugün de bu yasa kabul edilse gene siyasi mazlumlar asılacaktır.
Erdoğan ve suç ortakları muhalefeti idam cezasıyla sindirmek istiyor ve bunun için çocukları hiç utanmadan bir daha istismar ediyor.
Bütün bunlar elleri kirli ve kanlı Erdoğan-Bahçeli diktasını yıkılmaktan kurtaramaz.