
Demokratik Suriye Güçleri(QSD)'nin DAİŞ'ın başkenti Rakka’yı düşürmesinden sonra İdlib selefi gruplarının tek merkezi haline geldi.
Bugün İdlib’de Rusya, Esad rejimi, İran, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa ve Türkiye’nin çıkarları birbirleriyle çatışıyor.
Kentte sıkışan aktörlerin başında kentin denetimini elinde bulunduran Türkiye ve güdümündeki çete grupları geliyor.
Büyük bölümü El Kaide uzantılı El Nusra (yeni adıyla Heyet Tahrir El-Şam/HTŞ) denetimindeki kentte Rusya'ya 15-20 kilometrelik "silahsız bölge" sözü veren Türkiye'de, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) yoğun mesaisine rağmen işlerin arzu ettiği yönde gelişmediği belirtiliyor.
Türkiye ile Rusya arasında imzalanan anlaşmaya, ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya da ortak olmuş durumda. Bu durumda İdlib’e yönelik bir askeri operasyondan çok sorunun diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye masaya aynı zamanda başını HTŞ'nin çektiği bu selefi gruplar adına oturuyor.
Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yönelik tehditkar açıklamaları da bu planın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. ABD ve Avrupa devletlerin Soçi anlaşmasına dahil olmasından rahatsız olan Rusya, Türkiye üzerinden Minbic’i yeniden gündeme getirdi. Türkiye ise, ABD ile ilişkilerindeki kırılganlığı dikkate alarak Minbic yerine Fırat’ın doğusu ibaresini kullanmayı tercih etti.
Türkiye’nin önümüzdeki günlerde daha fazla sıkışması halinde Minbic ya da Kuzey ve Doğu Suriye’ye bağlı başka bir kenti gündeme getirmesine şaşmamak gerekir.
Halep’ten başlayıp, Hama, İdlib, Lazkiye ve Şam’a kadar uzanan ana yol üzerinde hakimiyetini kurmaya çalışan Rusya, TC ile vardığı mutabakat sonucu bölgeye daha fazla güç aktarıyor. Rejim ve İran da bölgeye takviye milis güç gönderiyor.
Rusya ile TC'nin vardığı anlaşmanın aksine, HTŞ’nin bölgede bugüne kadar herhangi bir ağır silahını çekmediği, aksine mevzilerini daha da güçlendirdiği yönünde bilgiler alınıyor.
Oysa Türkiye tarafı AA aracılığıyla birkaç gün önce radikal grupların çekilmeye başladığını ileri sürmüştü.
Rusya ve Türkiye’nin (ABD'nin de talebiyle) bölgede devre dışı bırakmaya çalıştığı İran ise bölgedeki etkinliğini muhafaza etmek için hem Rusya’ya hem de Türkiye’ye gözdağı vermek amacıyla önümüzdeki günlerde yeni hamleler yapmaya hazırlanıyor. İran’ın bölgeye girmeye çalışan diğer güçlerle (Çin, AB ve NATO ülkeleri) temasa geçmesi gündeme gelirken; Rusya, İran ve Türkiye arasındaki diplomasi trafiğinin de yeniden hızlandığı görülüyor.
Türkiye’nin bölgede izlediği politikalardan memnun olmayan bazı selefi gruplar ise (özellikle Suudi yanlısı gruplar) rahatsızlıklarını dile getiriyor. Bu grupların İdlib’e olası bir operasyon durumunda Türkiye’nin yönlendirmesiyle herhangi bir yere gitmeyeceklerini dillendirdikleri söyleniyor. Yer yer TC güdümlü çete grupları arasında gerginliklerin yaşandığı, ancak tansiyonun bölgede bulunan MİT tarafından düşürülmeye çalışıldığı bölgedeki kaynaklarca ifade ediliyor.
Türkiye, İdlib’in güney hattı olarak bilinen Hayyan, Anadan, Hureytan, Ureyme, Daret El-İzze, Maaret El Numan, Maaret El-Atîq ve El Eys gibi bölgelerde 12 askeri gözlem noktası bulunduruyor. Yine bölgede Suriye’nin en büyük askeri havaalanı olarak bilinen stratejik önemdeki Ebu Zuhur da bulunuyor. Bu bölge Halep, İdlib ve Hama arasında sağladığı bağlantı ile Türkiye ve güdümündeki çete grupları için oldukça önemli bir yer.
Öte yandan siyasi çözüm ve anayasa yazımı için BM taraflara Cenevre'de toplanma çağrısı yaptığı bir durumda Rusya, İran ve Türkiye'nin Cenevre’ye alternatif olarak geliştirdiği Astana anlaşması ise her üç gücün Cenevre’ye davet edilmesiyle yürürlükten kalkmış olacak.
Hem uluslararası hem de bölgesel güçler, Cenevre öncesi son hazırlıklarını yaparken, herkes masaya eli güçlü bir şekilde oturmak istiyor. Ancak 12 Ekim'deki Rahip Brunson davasından çıkacak karar ve 15 Ekim'e kadar "silahsız bölge" vaadini gerçekleştirmek zorunda olan Türkiye için kritik eşiğe gelinmiş bulunuluyor.
Suriye iç savaşına müdahil olan dış güçlerin sözde geliştirmek istediği "Suriye sorununu masada çözme" sürecine Suriye'de yaşayan halkların ve demokratik güçlerin oturup oturmayacağı ise merakla bekleniyor.