İdlib gündemdeki yerini koruyor. Rusya Türkiye çelişkisi ve uyumsuzluğu İdlib üstünde kendisini hayli açığa vurdu. Açığa vurulan üzerinde bölgesel ve küresel açıdan tavır alışlar da peyder pey gelişmeye başladı. İdlib’de Suriye rejimine karşı Tayyip Erdoğan hayli tehditkar bir dil kulandı. Suriye rejimine Şubat’tın sonuna kadar süre verdi. Çok yoğun biçimde askeri güç yığdı, kendine bağlı çeteleri saldırıya geçirdi. Durumu savaş olarak tanımladı, saldırıya geçmelerinin an meselesi olduğunu belirtti. Buna cevaben Rusya ve Suriye rejimi de pek altan almadılar, hem yapılan saldırılara cevap verdiler. Hem de karadan önemli ilerlemeler sağlayarak çetelerin elerindeki birçok yeri geri aldılar. Stratejik konumdaki M-5 yolun üzerinde denetim sağladılar. Ardından Türk ordusu ve çeteleri ağır bir darbe aldı.
Rusya Türkiye görüşmelerine rağmen çatışmalar sürüyor. Diplomasi alanında Rusya ve Suriye hem daha kararlı hem daha soğuk kanlı bir dil ve duruş sergilediler. Türkiye’nin Rusya ile Suriye rejimi arasında çelişki oluşturma taktiği tutmadığı gibi Türkiye kendisini çok daha zor durma soktu. Rusya ile ilişkilerde önemli kırılmalara ve çıkmaza yol açtı. Rus Türk ilişkilerinde kritik fay hatlarını negatif temelde harekete geçirdi. Kolay, kolay tamir edilecek bir durum değil.
Türkiye’nin İdlib üzerinde Suriye politikası çeşitli açılardan değerlendirmek mümkündür. İdlib üzerindeki son çıkışı Suriye politikasından hem geldiği nokta hem de bundan sonraki gidişatı konusunda da önemli veriler sunuyor. Türkiye Suriye politikasında Amerika ile Rusya arasında yine Rusya ile Batı arasındaki çelişkilerden faydalanabildiği kadar faydalandı. Efrîn’i, Serêkaniyê‘yi, Girê Spî’yi bu çelişkilerden yaralanarak işgal edebildi, aynı zamanda bölgedeki güçlerin kendi aralarındaki çelişkilerde bölgesel güçlerin küresel güçlerle olan çelişkilerinde hayli yaralandı.
Türkiye çok sayıda ve önemli avantajlara rağmen kalıcı bir başarı elde etmiş değil. İdlib üzerindeki son gelişmeler Türkiye açısında durumu daha kritikleştirmiştir. Gerek Soçi’de gerekse de Astana’da yürütülen süreçlerde yapılan tartışmalar ve varılan mutabakatlalar da hiçbir biçimde Türkiye’nin işgal ettiği alanlarda kalıcı olma hakkını tanımıyor. Türkiye’nin masada elde etmediğini fiiliyatta çeşitli saldırılarla işgali Suriye’ye ‘Rusya’ya ve İran’a kabul ettirmek istiyor. Rusya Suriye ve İran buna karşı bir tavır ortaya koyuyor. Yine Arap ülkelerinde Türkiye’ye destekten ziyade karşı bir politika içine girdikleri biliniyor. Arap ülkelerin bu yönlü arayışları artmış durumda. Özelikle Türkiye’nin Libya ya güç yığması Libya’yı işgal girişiminden sonra başını Mısır’ın çektiği Türkiye’ye karşı tavır daha aktif bir düzeye ulaşmıştır.
Gelinen noktada Türkiye’ye karşı cephe daha da genişlemiş ve aktifleşmiştir. Türkiye oluşan cepheye karşı Amerika, Avrupa ve NATO nezdin de destek arayışına girmiştir. Bu alanlar da ne kadar destek çıkarabilir soru işareti. Türkiye Suriye savaşı süresince bu alanlar üzerinde bu alanlardaki ilişkiler üzerinde önemli bir kırılma yaratı. Türkiye Suriye’deki gelişmelerin en kritik sürecinde Batı’yı ve NATO’yu baypas ederek Rusya ve İran’la iş tutmasının yol açtığı güvensizlik sıra da bir durum değil. Ayrıca ikide bir Avrupa’yı mültecilerle tehdit etmesi güvensizliği arttırıyor.
DAİŞ’in El Nusra’nın El Kaide’nin yaptığı katliamlar ve bu katliamların bir bölümünün Avrupa’nı merkezlerinde yapılmış olması ve yine bu güçlerin Türkiye ile ilişkilerinde ABD ve Avrupa devletlerinin kapsamlı teferruatlara sahip olması ve AKP iktidarın küresel çapta cihatçı dinamiği motive etmesinin ve bunun Avrupa kamuoyunda bıraktığı endişe ve tepki Avrupa’da Türkiye’ye özelikle AKP iktidarına karşı oluşan negatif etki varlığını koruyor. Tüm bunlara rağmen Avrupa ve ABD Türkiye’ye Suriye politikasına ne kadar ne derece destek sunar? Bu güçlerin çıkarcı yaklaşımları Ortadoğu politikalarında yaşadıkları zayıflıklar ve zayıflılığı bölgede savaşın derinleştirmesi ve sürekleştirmesi üzerinde aşma ve yaralanma konumları göz önüne alındığında AKP iktidarını savaşa motive edeceklerdir. Rus Türk çelişkisini derinleştirmek işlerine gelecektir
Suriye politikası Rusya için aynı zamanda Ortadoğu politikasıdır. Suriye’de kayb eden bir Rusya Ortadoğu’da da kaybedeceği gibi küresel alanda hatta Rusya’nın kendi sınırlar içinde önemli kayıplara uğrayacağı biliniyor. Suriye Rusya için ikinci bir Afganistan mı olacak yoksa küresel yükselişin temel dinamiklerinde bir alan mı olacak? Bu durum Rusya için henüz bitmeyen bir sınavdır. Rusya Suriye politikasından Tayyip Erdoğan’a ve AKP iktidarına çok tavizkar davranmanın ceremesini çekiyor. Efrîn İşgaline onay vermesi hava sahasını açması uluslararası platformlarda Kürtlere karşı Türkiye çizgisine düşmesi Girê Spî (Til Abyad) ve Serêkaniyê işgaline Türkiye’yi cesaretlendirmesi Suriye’deki Kürt sorunu çözümü için samimi bir yaklaşım içine girmemesi hatta sorunu istismar etmesinin AKP iktidarına kazandırdığı cüret temelinde İdlib ve Suriye işgalcı konumunu sürdüre biliyor. Halbuki Kürtlerin, Rojava’nın büyük ve tarihsel direnişi olmasaydı şimdiye kadar ne Halep, kalırdı ne Şam ne de Suriye’de Rusya varlığından bahs edilebilinirdi. Türkiye yeni tavizler koparma peşinde; işgalci konumunu kalıcılaştırmak istiyor. Türkiye Suriye politikasında büyük bir çıkmaza girmiştir, çıkmaz tüm ağırlılığıyla sürüyor. Altından çıkması durumu hayli düşük açmazları giderek daha büyüyor saldırgan havalarının altıda hayli ürkek oldukları görülüyor.