
Türk devletinin Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı özel savaşın psikolojik boyutu arttırdığı son yıllarda, stratejik araştırma kurumları denen kuruluşların yerden mantar biter gibi arttığını görüyoruz. Çoğunluğu hükümet, ordu, polis ve Fethullahçıların kontrolünde olan bu kuruluşların amacı toplumu özel savaş merkezlerinin istediği biçimde yanlış yönlendirmektir. Bu kuruluşlar çakma ya da kurgulanmış anketlerle toplumu kendi düşündükleri politikalar doğrultusunda yönlendirmektedirler.
En son Fethullahçılara yakın olan Bilgesam toplumu yönlendirmek için bir anket yayınladı. Bu anketin Fethullahçıların ve hükümet içinde “güvenlikçi” denilen kesimlerin görüşünü birebir yansıtması dikkat çekicidir. Bu kesimler kendi görüşlerini güçlendirmek için böyle bir anket yayınlamışlardır. Hem de “güvenlikçi” denilen politikaların ve bunları savunanların çok eleştirildiği bir süreçte.
Bu ankete göre Kürtler bile PKK’ye karşı yürütülen askeri ve siyasi operasyonları destekliyorlarmış! Halk tüm kötülüklerin kaynağı olarak PKK’yi gösteriyormuş! Bu nedenle askeri operasyonlar ve KCK operasyonları devam etmeliymiş! Kürtlerin isteğinin tam tersi yansıtılmış bu ankete. Bu bile bu anketin çakma, masa başı kurgulanmış ya da önceden tespit edilmiş kişiler tarafından yapıldığını kanıtlıyor.
Bu anketle Kürt sorununda iflas etmiş şiddetle sorunu ortadan kaldırma politikası yeniden dayatılıyor. Meşruiyeti kalmamış, toplumsal desteği zayıflamış politikaya bu tür yollarla destek bulmaya çalışılıyor. Bu anket kesinlikle toplumun duygu ve düşüncelerini değil, polis merkezli “güvenlikçi” politika çevrelerinin ve Fethullahçıların görüşünü yansıtıyor. Şu anda hükümet tarafından benimsenmiş ve uygulanan politikalar bu anketlerle toplumsal desteğe kavuşturulmaya çalışılıyor. Hükümetin bu politikasının başarısız kaldığı ve en fazla eleştirildiği bir dönemde bu anketin yayınlanması manidardır.
Bu anket, savaşın şiddetlenerek süreciğini gösteriyor. Hükümet çözümü değil de zorla ezme konseptini devreye koymuştur. Bu durum Kürt Özgürlük Hareketi’nin direnişinin neden büyüdüğünü de ortaya koyuyor. AKP’nin bu politikalarda neden ısrar ettiğini de bilmek gerekir. Geçen yıl Libya’ya saldırıda Türkiye üs haline getirildiğinde bu şiddetle ezme politikasının daha sert biçimde uygulanacağı netleşmişti. AKP Hükümeti bölgede ABD’nin taşeronu olursam PKK’yi daha kolay tasfiye ederim hesabı yapmıştır. Bu nedenle kraldan çok kralcı hale gelmiştir. Suriye’de hemen askeri işgal yapılmasını istemiştir. Türkiye’ye göre Suriye’ye askeri olarak girilirse ABD’den daha fazla destek alınır; bu arada her yol, yöntem ve silah kullanarak PKK tasfiye edilir. Hesap buydu. Bu hesap hala sürmektedir. Ne var ki PKK bu hesabı büyük oranda boşa çıkarmıştır. Bu nedenle hükümetin bu politikası çok fazla eleştirilmektedir. Savaşın bu kadar şiddetlenmesinden ve asker ölümlerinden AKP sorumlu tutulmaktadır. İşte bu çakma anket hem güvenlikçi politikada ısrar edenleri, hem de AKP Hükümetini kurtarma çalışması olarak gündemleştirilmiştir.
Bilge-sam’ın başkanı eski bir askerdir. Zaten kafası askeri çözümden başka bir şey düşünmüyor. Çünkü öğrendiği ve bildiği budur. Katıldığı televizyon panellerinde “oğlum bina okur, döner döner yine okur” misali birkaç cümleden başka bir şey söylemiyor. Takılmış plak gibi aynı şeyleri tekrarlıyor. Panellerde tartışma ne olursa olsun o hemen araya giriyor güvenlik diyor. Askeri güçle etkisizleştirmekten söz ediyor. Aslında panellerde konuştuklarını bu defa anket sonucuna yansıtmıştır.
Hükümet böyle anketler yaptırabilir. Zaten AKP Hükümeti bu anket kuruluşlarına bolca para akıtıyor. Halkın vergileri zaten AKP yandaşlarına rant olarak dağıtılmaktadır. Biz bunları biliyoruz ve şaşırmıyoruz. Ancak basında birçok kişinin bu anketi ciddiye alması ilginçtir. Herhalde bu anketin gazete ve televizyonlarda tartışılması da bu anket kurgulanırken planlanmış bir şey olmalı. Yoksa yalan ve çakma olduğu belli olan bu anketi kimse ciddiye almazdı.
Anlaşılıyor ki AKP’nin şiddet politikası başarısız kalınca böyle bir ankete ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü toplum her gün onlarca askerin ölümünden rahatsızdır. Bu ölümlerden de AKP Hükümetini sorumlu tutmaktadırlar. Kürt sorununu çözeceğim derken savaşı tırmandırması halkta büyük bir tepkiye yol açmaktadır. Bu tepkilerin daha da büyüyeceği görülmüştür. İşte bu tür anket ve değerlendirmelerle Türkiye toplumunun tepkisinin artmasının önüne geçiliyor. Türklerin ve Kürtlerin AKP Hükümetinin asker ve polis saldırılarını desteklediği, KCK operasyonlarını doğru bulduğu söylemi tamamen yalandır. Belki bir kısım Türkleri böyle şartlandırmış olabilirler, ama Kürtlerin yüzde doksanının AKP Hükümetinin bu politikasına karşı çıktığı kesindir. AKP Hükümetine oy veren Kürtlerin çoğunluğu da AKP’nin Kürt sorununu zorla, şiddetle ortadan kaldırma politikasına karşıdır.
Kürt halkı AKP’nin şiddetle Kürt Özgürlük Hareketi’ni ezme politikasına karşı olduğu gibi, bu ezme politikasına karşı direnen Özgürlük Hareketi’ni de desteklemektedir. Çakma anketler böyle demeyebilir, ama devletin istihbarat örgütleri Kürt halkının devletten koptuğu yönünde raporlar veriyor. Zaten birçok çevrenin duygusal kopuşun arttığını söylemesi bile bu gerçeği göstermektedir. İstenildiği kadar AKP’nin şiddetle ezme politikasına bu tür çakma anketlerle destek verilsin; boşunadır. Daha şimdiden bu politikalar çökmüştür. Halkın ve gerillanın direnişiyle bu politikalar tümden işlemez hale getirilince demokratik siyasal çözüm ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önü açılacaktır.