Alman polisi ve savcısının ihmal ve şaibeli yaklaşımları, Efrînli genç Amed Ahmed’i ölüme götürdü. Baba Zahir Ahmed ise hukuki zeminde bu olayın peşini bırakmayacağını belirtiyor. EGÎD EREN HABER MERKEZİ Almanya’da polis ve yargının keyfi tutumu sonucu tutuklanan Efrînli Kürt genci Amed Ahmed’in cezaevindeki yangında hayatını kaybetmesi skandala dönüştü. Baba Zahir Ahmed, polis ve savcılık hakkında suç duyurusunda bulundu. Ailenin avukatı Necdal Dişli ise “İhmalkarlıklar, gözü kapalı olunsa bile görünüyor. Davanın peşini bırakmayacağız” dedi. Geçtiğimiz Temmuz ayında Nordrhein Westfalen (NRW) polisi, Efrînli genç Amed Ahmed’i (26) Hamburg polisinin talebi üzerine gözaltına aldı. İki yıldır mülteci statüsünde olan Ahmed polise verdiği ifadede hiç Hamburg’a gitmediğini belirtip polisin yönelttiği suçlamaları reddetse de tutuklanarak cezaevine konuldu. 17 Eylül akşamı ise Düsseldorf yakınlarındaki Kleve kentindeki cezaevinde tutulduğu hücrede çıkan yangında ağır yaralandı. Polis, önce Ahmed’in intihar girişiminde bulunduğunu iddia etti ancak yangının neden çıktığına ilişkin soruşturma hala sürüyor. Soruşturma derinleşince Hamburg polisinin hırsızlık suçundan aradığı kişinin, Malili Amedy Guira olduğu ortaya çıktı. Hiçbir şekilde Malili mülteciye benzemeyen Ahmed haksız yere 2 ay cezaevinde tek kişilik hücrede tutuldu. Kendisine yapılan haksızlık ise tedavi gördüğü Bochum’daki hastanede yaşamını yitirdikten sonra ancak gün yüzüne çıkabildi. Savcı ve polise suç duyurusu Baba Zahir Ahmed polis hatası ve yargının keyfi yaklaşımı nedeniyle oğlunun hayatını kaybettiğini belirterek, olayın üzerine gidilmesini istiyor. Skandalın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmasını, üzerinin örtülmemesini isteyen baba Ahmed, polis yetkilileri ve davaya bakan savcı hakkında avukatı aracılığıyla suç duyurusunda bulundu. Aileye neden haber verilmedi? Gazetemize konuşan baba Zahir Ahmed, oğlunun kayıtlarında kendisiyle ilgili bilgiler bulunmasına rağmen hastaneye kaldırılmasıyla ilgili hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini belirterek, “Oğlumu son bir kez bile göremedim” diyerek, üzüntüsünü paylaştı. Baba Zahir Ahmed, oğlunun 15 gün yoğun bakımda kaldığını bu süre süre boyunca kendisinin aranmadığını paylaştı. Oğlunun yaşamını yitirmesine ilişkin polislerle 2 saate yakın görüştüğünü ifade eden Ahmed, “Bana söyledikleri, ‘oğlun kendisini yapmış.’ Bu da önümüzde günlerde hukuki olarak açığa çıkacak” dedi. [caption id="attachment_135603" align="alignright" width="658"] Baba Zahir Ahmed[/caption] Aranan kişi siyahiydi! Oğlunun beyaz tenli olduğunu Hamburg polisinin aradığı kişinin ise siyahi olduğunu hatırlatan Ahmed, “Polisin nasıl böyle bir yanlışlık yaptığını aklımız almıyor. Oğlumun siyasi nedenlerle ve keyfi şekilde gözaltına alınıp cezaevine atıldığını düşünüyorum. Bu şekilde gözaltına alındıktan sonra 2 ay cezaevinde tutuluyor. Özgürlüğü de elinden alınmış. 2 ay böylesi bir işkence altında kaldıktan çıkan bir ateşte hayatını kaybediyor” dedi. Oğlunun ölümüyle ilgili de şaibeler olduğunu söyleyen baba “Cezaevi’nde kamera yok mu?” diye sordu. Suçu örtmeye çalışıyorlar Oğlunun hem tutuklanması hem de yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturmanın peşini bırakmayacağını söyleyen Ahmed, “Oğlumu sahipsiz bırakmak istediler. Bu ölümdeki sorumluluklarını, suçlarını gizlemeye çalışıyorlar. Eğer haberimiz olmasaydı cenazeyi yakacaklardı. Biz bunu reddettik. Olaya ilişkin soruşturma tamamlanıncaya dek morgda saklanmasını istedik” diye konuştu. Bochum’daki hastanenin morgunda tutulan Kürt genci Amed Ahmed’in cenazesi otopsiden sonra önümüzdeki günlerde ailesine verilecek. Her şey açık bir şekilde görülüyor Ailenin Avukatı Necdal Dişli ise gazetemize yaptığı açıklamada, “Ahmed’in ölümündeki kanunsuzluk gözü kapalı görünüyor” dedi. Ahmed’ın ölümüne ilişkin savcılığa mektup yazdığını ve dosyayı acilen talep ettiğini söyleyen Dişli “Bu davada gözü kapalı görünüyor ki, kanuni olmayan olay zinciri var. Böylesi suç davalarında dosyaya bakmadan bilgi vermek zor. Ama bu öyle bir dava ki kendileri de doğru işler yapmadıklarının farkında” dedi. ‘İhmalkarlığı olanlara dava’ Dişli, yangında öldüğü belirtilen gence ilişkin, “Polisten, savcıya, cezaevine birçok mesele aydınlanmalı” dedi. Dişli şunları belirtti: “Almanya’da mültecilere başka bir gözle bakılıyor. Bir hukuk devletinde böylesi bir şey yoktur. Kanunları uygulamayanlar suçludur ve yargılanacaktır. Polise hem de yangında ihmalkarlığı olanlara dava açılacak. İlk önce tutuklama emrini veren hakim kimdir. Bu kişinin tutuklama emrine karşı itiraz hakkı vardı. Bu itiraz hakkı orada bulanan devlet avukatı içinde olması lazım. Bunu yapmadıkları için bu olay oldu. Bu itirazı yapması gerekiyordu. Bu tutuklama emri inceleniyor.” ‘Davanın peşini bırakmayacağım’ Avukatlığı yaptığı süre boyunca polisin bu derece ihmalkar davrandığı bir olayla karşılaşmadığını ifade eden Dişli, “Bir Kürt avukat olarak bu davada hakkımızı savunacağız. Davada hiç bir şey kaçırmayacağız. Daha önce bu davayı almış olsaydım böyle bir şey yaşanmasına izin vermezdim. Yaşananlar gözü kapalı anlaşılıyor. Büyük bir sorumuluk aldım” diye konuştu. Adalet Bakanlığına tepki NRW’deki Yeşiller gibi muhalif partiler de Ahmed ölümüne ilişkin Adalet Bakanlığı’na sert tepki gösteriyor. Skandalın bütün boyutlarıyla ortaya çıkmasını talep eden muhalefet, Amed Ahmed’in haksız yere cezaevinde tutulmasında ve hayatını kaybetmesinde payı olanlar hakkında soruşturma açılmasından yana.

Cenaze masrafları da aileye kesildi!

Oğlunu kaybetmenin acısını yaşayan Zahir Ahmed “Devletin ödemesi gereken cenaze masrafları da benden isteniyor” diyerek tepkisini dile getirdi. “O kadar mağdur edilmişiz ki ölüm üzerine ölüm yaşıyoruz” diyen baba Ahmed, oğlunun ölümünde hiçbir insani yaklaşım olmadığını belirterek şu çağrıyı yaptı: “Alman devletinden olayı bütün boyutlarıyla araştırmasını istiyoruz. Ülkemizdeki savaştan kaçıp Almanya’nın demokrasi değerlerine inandığımız için buraya sığındık. Umarım Amed’in ölümü bundan sonra hiç kimsenin haksız yere cezaevine atılmaması için Alman polisine ders olur.” Almanya’da PYD çalışmaları içerisinde yer alan, 6 çocuk babası olan Efrînli Ahmed, 3 yıldır Almanya’da olmasına rağmen geçici oturumlar nedeniyle eşi ve çocuklarını yanına getiremediğini de ekleyerek, “Alman kanunları mültecilere karşı yaptığı kanunları zulümdür. Ailemi yanıma almama izin vermiyor” dedi.