YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ


Biz Wan’a geldiğimiz günlerde, Wan (Van) Belediyesi Eşbaşkan adaylarından Hatice Çoban Belçika’da bulunuyordu. O yüzden biz diğer Eşbaşkan adayı Bekir Kaya ile tek başına söyleşi yapmak zorunda kaldık. Hatice Çoban’la sonra görüşme imkanı bulduk. Van’da seçim yarışının en önemli özelliği, Bekir Kaya’nın bir önceki dönem Van Belediye Başkanlığı yapmış olması. Vanlılar onu hem deprem günlerinde hem de KCK operasyonları sürecinde izledi ve notunu verdi. Şimdi BDP, Hatice Çoban ve Bekir Kaya  ile birlikte bu birikimin sonucunu, “2014: 14’te 14” formülüne göre alacak. AKP, Van’ın tüm ilçelerinde “sıfırlanacak”. 13 ilçeyi ve büyükşehiri BDP kazanacak.

Çözüm süreci ve Rojava

Bekir Kaya, bu seçimde elde edecekleri başarıda asıl belirleyici olanın çözüm süreci olacağını özellikle vurguluyor; buna aynı şekilde Rojava Devrimi’ni de belirleyici faktör olarak ekliyor. Bekir Kaya’ya “siyasi depremin” sonuçlarını sorduğumuzda, çok kısa bir yanıtla yetiniyor: “Arkadaşlarımız yattılar, dinlenip, çıktılar.” Bu kısa cevap, AKP’nin KCK operasyonunda uğradığı ağır yenilgiyi dile getiriyor.

Neden afet bölgesi ilan edilmedi?
Ama iş, “doğa depremine” gelince uzun uzun anlatıyor. Van depreminin çapını, ağır sonuçlarını ve bugün hala devam eden trajedisini burada yeniden anlatmaya gerek yok. Bekir Kaya o günleri bize hatırlattıktan sonra, “AKP Hükümeti Van’ı afet bölgesi ilan etmeyerek, depremzedelere karşı büyük bir suç işledi” diyor. Van’a neredeyse her gün bir ya da iki bakan, bilmem kaç AKP’li vekil gönderen Erdoğan, Van Belediyesi’ne sataşıyor; “ideolojik belediyecilikten” söz ediyor. Oysa “ideolojik belediyecilik” ne kelime, ideolojik devletçilik yapan Başbakan’ın kendisi. O Başbakan ki, Van’ın “afet bölgesi” ilan edilmesini “ideolojik nedenlerle” önlemiştir. Bekir Kaya’nın anlattıklarından öğreniyoruz ki, “eğer Van afet  afet bölgesi ilan edilmiş olsaydı, örneğin vergi, SSK gibi borçlar devlet tarafından karşılanacaktı. Zarar ziyanlar devlet bütçesinden karşılanacaktı. Ve belli bir süre içerisinde belediyelere, özel idareye köy birliklerine, kaymakamlıklara gelen paraların göstergelere göre 1 değil de 3’le çarpılması gerekiyordu.”


Adeta ölü soyuculuğu...
Dahası da var. Aynı Başbakan, “TOKİ”leri de “ideolojik” olarak yönlendirmiştir. Bekir Kaya şöyle diyor: “Bu kadar konut yapıldı. Bir tek Vanlı iş insanları bunları yapmadı. Hepsini ihalesiz yaptılar ve istedikleri firmaya verdiler. Çalıştırılan işçi Vanlı değildi. İnşaatta kullanılan malzemeler bile Van’dan alınmadı. Birkaç küçük iş dışında hiç Vanlı esnaftan alışveriş de yapılmadı.” Ama buna karşılık, AKP’nin müteahhitleri “ölü soyucuları” gibi afete uğramış bu kentte, “TOKİ“cilikle ticaret yaptı; milyonlarına milyonlar ekledi.
İşte size dört dörtlük bir ‘ırkçı ideolojik siyaset’. AKP budur. Ama Van Belediyesi felaketin en acılı günlerinde, o dönemde yetki alanları dışında kalan ve üstelik AKP’ye oy veren yerlere bile elini uzattı. Halk o günleri unutmuyor. Yıkılmış bina enkazları arasında bile AKP’li bakanların Van Belediyesi’ne saldırıları da akıllarda. Oysa o günlerde Van Belediyesi çalışanları, tıpkı depremzedeler gibi çadırda, barakalarda halka hizmet için çalışıyordu.
AKP, TOKİ’lerle Van’ı betona çevirirken, Van Belediyesi kişi başına düşen 2 metrekarelik yeşil alanı 3.5 metre kareye çıkarmış. Bekir Kaya yalnız TOKİ’nin betonlarına karşı Van’ı “yeşillendirmiyor.” Aynı zamanda otuz yıllık savaş boyunca Van’da ekolojik yıkıma yol açan askeriyenin kent içinde işgal ettiği topraklara da el koyarak buraları “yeşil bölge” ilan ediyor. Ekolojik toplum, “militarizme ve TOKİ‘ci kapitalist moderniteye” karşı adım adım hayata geçiriliyor.

Karşımızda parti değil devlet var
Bekir Kaya, Van Belediyesi’nin “abdestinden emin”. O “yüksek sesle” konuşmayan, mütevazi ve aynı zamanda güven veren bir insan. Daha önemlisi kararlı bir yurtsever. Şöyle konuşuyor: “Her yerden, her kesimden insanlar BDP’ye katılıyor. Biz söylemesek de halk bu seçimleri bir referandum olarak görüyor. Ya yıllardır bizi inkar eden sistemin yanında duracağız, onun bu politikalarını kabul edeceğiz ya da bu sisteme itiraz edeceğiz” diyorlar. Genel seçim havası yaşıyoruz burada. Kimse bu seçimlere yerel seçim gözüyle bakmıyor. Biz burada bir partiyle rekabet etmiyoruz. Karşımızda devlet var. Bir partinin şahsında burada devletle yarışıyoruz. Burada seçimlere de herkes böyle yaklaşıyor.”
Gevaş’ın tercihi değişim...
Gevaş’ta AKP’nin geçmiş seçimlerde oyu BDP’den yüksekmiş. Buna dayanarak Gevaş‘ta seçimleri BDP’nin alamayabileceği tereddüdü yayılıyor. Biz de buraya gelene kadar bu “tereddüdün” etkisi altındaydık. Gelin görün ki işin aslı öyle değil. Her yerde olduğu gibi burada da BDP oylarında büyük bir patlama yaşanıyor. Bundan sonrasını BDP Gevaş Belediye Eşbaşkan Adayları Basri Aslan, Gönül Deniz ve İlçe Başkanı Nevzat Nihal’den dinleyelim...
“Çözüm süreci başladığından bu yana köy köy, ev ev bir yılı aşkın zamandır hummalı bir çalışma yürütüyoruz. Demokratik Özerkliğin inşası sadece belediye seçimlerini kazanmakla olamaz. Mahalle, köy ve kadın meclisleri olmadan demokratik özerkliği inşa etmek mümkün olmadığı gibi yerel yönetimlerde halkın söz ve karar sahibi olmasını sağlamak da mümkün değil. Gevaş’ın 40 mahallesinin ve köyünün 28’inde mahalle meclisleri kuruldu, tıkır tıkır çalışıyor. Ayrıca 4 köyde de kadın meclisi kuruldu. Gevaş 12 Eylül darbesi öncesi Kürt solunun tüm renklerinin örgütlü olduğu bir yerleşim yeri. Bu damar 12 Eylül’de bastırılınca 30 yıldır üzerindeki ölü toprağını atamadı. Ama son çözüm süreci ve Kürdistan’ın emin adımlarla ve kesintisiz biçimde Demokratik Özerkliğe yürüyüşü, bu damarın da ortaya çıkmasına neden oldu. Demokratik Özerkliği inşa işimiz bu nedenle de burada daha da kolaylaştı.
AKP’den BDP’ye o kadar çok büyük bir geçiş var ki saymakla bitmez. Ama burada herkes bilir. Size bu süreçte BDP’ye geçen büyük aileleri söyleyelim yeter: Şimdi görünen oy oranımız yüzde 65 civarı; bunu yüzde 70’e çıkartmak için yükleniyoruz. Öte yandan eski bir Ermeni yerleşim yeri olan Gevaş’ta soykırıma uğramış veya burayı terk etmek zorunda bırakılmış Ermeni ailelerinin buraları gelip ziyaret edebilmeleri için gerekli altyapıyı oluşturmak da yapacağımız işler arasında.”
Bunları duyunca bizde tereddüt filan kalmadı. Gerisi 30 Mart akşamına kalmış.

‘Zabitler Savaşı’ değil
Kemalistler Sakarya Meydan Muharebesi adı verilen savaşa, büyük subay zaiyatı yüzünden “Zabitler Savaşı” adını vermişler ve bununla çok övünmüşlerdir. Yarın tarih şu 2014 “yerel seçim meydan muharebesini” yazdığı zaman, muhtemelen bunun adını, “kadın eşbaşkanlar meydan savaşı” diye yazacaklar. Şaka bir yana bu seçim kampanyasının Serhat’taki dökümü şimdilik şöyle:
Van Eşbaşkan adayı Hatice Çoban: Günde 2 bin kişiyle tokalaşma sonucu omuzundan sakatlanmış. Ağrı Eşbaşkan adayı Mukaddes Kubilay: Kampanyanın ilk günlerinde ayağı kırılmış; Bitlis Eşbaşkan adayı Nevin Daşdemir Dağkıran: Yine kampanya başında ağır bir trafik kazası geçirmiş; kolu kırılmış.

Bakanlar Wan’a AKP’liler BDP’ye!

Wan’a (Van) ayağımızı atar atmaz, haberler geliyor. Dışişleri Bakanı buradaymış. Başka? Yolsuzluk “depreminin” altında kalan Egemen Bağış zaten hep buradaymış. Cevdet Yılmaz, Hüseyin Çelik... Vekiller. Alıştılar ya; geçtiğimiz seçimlerde Barzani’den aldıkları desteği “tazelemek” üzere Neçirvan Barzani’yi de, “babalarının evindeymişler” gibi Van’da ağırlamışlar. Ağırlamışlar ama bu defa Barzanilerden “seçim desteği” yok. 


Vanlılara soruyoruz: Neler oluyor? Bu AKP’liler Van’da ne yapıyorlar?

Van’ın Kürdü şakacı: Diyorlar ki, bunlar seçim zaferinin anahtarını Bakan çocuklarının “ayakkabı kutusunda” kaybetmişler, Van’ın seçim sandıklarında arıyorlar... “Bulurlar mı?” deyince, muzip bir genç, cebinden evinin anahtarını çıkarıp, “aha burda, nasıl bulacaklar” diyor. Millet gülüyor. Muzip genç “Gevaşlıymış”... Gevaşlılar AKP’lileri “şakayla karışık” fena halde gırgıra alıyorlar.
Hayat devam ediyor. Van büyük bir deprem felaketinden geçti; otuz yıllık savaşın ağır bedelleri hala halkın sırtını büküyor. Depremi izleyen KCK tutuklamalarından mağdur olanları da siz bunlara ekleyin. Van’ın şakalarının altında bütün bu trajedilerin gözyaşları var.

Deprem ve KCK operasyonları
BDP Wan İl Eşbaşkanı Musa İtah’la buluşuyoruz. Van üzerine konuşuyoruz. Van’da son yıllarda yaşanan iki önemli olay var. Birisi deprem diğeri de KCK adı altında yapılan siyasi soykırım operasyonları. Tutuklanmadık seçilmiş kalmamış neredeyse. Bekir Başkan liderliğindeki belediye her ikisinden de yüzünün akıyla çıkmış. 2009 yılından bu yana Musa İtah 4. İl başkanı. Hepsi tutuklanmış. İtah da 2006-2012 yılları arasında 6 yıl cezaevinde yatmış.
Serhad bölgesinde BDP’ye yönelik çok büyük bir ilginin olduğunu ve AKP’den BDP’ye 1 yıldır aralıklarla ama son aylarda kesintisiz ve yoğun bir geçişin olduğunu gözlemliyorduk. Biz İl Eşbaşkanı ile bunları konuşurken, tesadüfen yanımızdan 20 gün önce AKP’den BDP’ye geçen Mukuri aşiretinin lideri Nazif K. Mehmetağaoğlu geçiyordu ki, İtah onu masamıza davet etti.

BDP Van’da tulum çıkaracak

Biz sorduk o anlattı: “Biz 4 bine yakın oyu olan bir aşiretiz. Ben 1999 yerel seçimlerinde ANAP’tan Muradiye Belediye Başkanı seçildim. 2004’te tekrar aday oldum. Bu defa AKP’den Belediye Başkanı seçildim. AKP’liler hayal aleminde. Van’ı artık rüyalarında görürler. Tuttular El-Kaideci’yi aday gösterdiler. Herkesi kendilerinden uzaklaştırdılar. Ben 30 yıllık savaş boyunca devlete de PKK’ye de mesafeli bir tutum takındım. Şimdi AKP’ye buradan tarihi bir ders vermenin zamanı geldi. O nedenle Mukuri aşireti olarak BDP’ye geçtik. BDP Van’da tulum çıkaracak…”
İl Başkanı sözü devralıyor devam ediyor. “AKP’li Saray İlçesi Belediye Başkanı Ünal Özaslaner Başkale’de Ertuşi aşireti lideri İskender Ertuş, Özalp ilçesi Sağmalı Belde AKP’li Belediye Başkanı, Çaldıran’da Şıhki aşireti ve daha saymakla bitmeyecek kadar büyük aileler, korucular BDP’ye geçiyor.”

30 Mart’ta eşik atlanacak

Çözüm sürecinde PKK Lideri Öcalan’ın ile Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ve Kürdistan halkının gösterdiği irade ve bunun sonucunda demokratik özerkliğin ufukta görünmesinin BDP’ye oy patlaması olarak yansıdığı ortada. BDP Kürdistanlıların birliğini ilmek ilmek büyütüyor. 30 Mart akşamı Serhad bölgesi ve onun merkezi Van’daki seçim sonuçları çok konuşulacak. Anlaşılan demokratik özerk yönetimlerle demokratik ulus inşası hedefi 30 Mart’ta bir eşik daha atlayacak… Geçen seçimde kazanılan Büyükşehir ve dört İlçe Belediyesine tüm belediyeler katılacak. Yani “2014: 14’te 14!”
 
AKP Saray’da sıfırlanmış!

Geçtiğimiz günlerde sizlere Rojava sınırındaki ilçelerden izlenimlerimizi aktarmıştık. Şimdi ise İran Kürdistan’ı sınırında Saray’dayız. Burada da aynı, tel örgülerin öbür tarafında herkesin akrabaları var. Her Saraylı’nın yarısı öbür tarafta. Birbirlerini görmek istemek burada ölüm demek. Sadece AKP döneminde 120 Saray’lı sınırı izinsiz geçtiği gerekçesiyle Türk askerleri tarafından katledilmiş. İran devleti de bir o kadar sınırın öbür tarafında katliam yapmış. Türk ve İran devletinin Kürdistanlıları ikiye bölen bu sahte sınırları Saraylı’ların kanını akıtarak bir bu kadar daha “koruyamayacağı” konusunda burada herkes hemfikir. Saraylılar diyor ki; “AKP Hükümeti milyon dolarları ayakkabı kutularında yandaşlarına peşkeş çekerken, burada bir bidon mazot ve akraba ziyareti için sınırı geçenlerin canını alması onun Saray’da sonu oldu. En son AKP’li Saray Belediye Başkanı da BDP’ye geçince AKP sıfırlandı.”
Saray’da BDP geleneği 27 yıldır hiç Belediye seçimlerine girememiş. Devletin binbir türlü oyunları baskıları buna izin vermemiş. Şimdi ilk kez Belediye seçimlerine giriyorlar. En son Milletvekili seçimlerinde BDP’li adayların aldığı oy, diğer partilerin hepsinin aldığı oydan daha fazla. Yani BDP Saray’a bir giriyor pir giriyor.

İlk iş kadınlar…

Seçim bürosunda Eşbaşkan Adaylarıyla buluşuyoruz. Zilan Aldatmaz ve Abdulkadir Çalışkan… İkisi de Saray’lı. İkisi de uzun zamandır bu mücadelenin içinde. Aldatmaz, Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu. Çalışkan ise 11 yıldır Mersin İl Özel İdaresi’nde işçi olarak çalışıyor. Şimdi ikisi de Saray’a dönmüş. Aldatmaz, “Belediye Eşbaşkanı seçilir seçilmez ilk işim, eve kapatılmış ve cemaatler tarafından bu durumları da meşrulaştırılmış kadınları evden çıkartmak ve sosyal, kültürel, iktisadi, siyasi hayatın öznesi haline getirmek olacak. Buna ait projeler çok… Saray’da kadın devrimi başladı… Nihayete erecek…” sözleriyle önceliklerini sıralıyor.

33 kurşunun hesabı görülecek

Eşbaşkanlar anlatmaya devam ediyor. Söz burada yaşanan 33 kurşun katliamına geliyor. “Burada katledilen köylülerin torunlarının hepsi BDP’de. Torunlardan bir tanesi de Belediye Meclis Adayı. Cüzeyri Özkaplan… 33 köylünün katledilmeden önce tutuldukları cezaevi de Saray’da… Şimdi o cezaevinin yerinde 5 katlı bir apartman var. Sahibi de MHP’li…” Biz de Eşbaşkanlarla bu ucubenin önüne gidiyor ve fotoğraf çektiriyoruz… Eşbaşkanlar katledilen 33 köylüyü unutturmayacak projeler üstünde çalıştıklarını söylüyor.

Van da Rojava mı?
Türkiye kamuoyu, AKP Hükümetinin Rojava’da El Kaide bağlantılı çeteleri desteklediğini biliyor. Biz size durumun Van’da da öyle olduğunu söylersek ne dersiniz?
Van’da kimle konuşssak, “AKP’nin adayı Osman Gülaçar, her konuşmasında El Kaide ağzıyla konuşuyor” demekte.
Haksız da değiller. Çünkü AKP’nin Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı. Osman Gülaçar “El Kaide’nin Van’daki sorumlusu” olduğu iddiasıyla 15 Ekim 2009’da tutuklanmıştı.
Ama başka bilgiler de var: Osman Gülaçar’la aynı soruşturmadan hapiste birlikte yatan Abdülhekim Acar geçtiğimiz aylarda Suriye’de öldürüldü. Nerede? IŞİD saflarında Rojava devrimine karşı savaşırken...
Sonuç: Van’da AKP’nin Belediye Başkan adayı Gülaçar’a verilen her oy, aynı zamanda Rojava halkına karşı kurşuna dönüşecek...

HAZIRLAYAN: VEYSİ SARISÖZEN - OÐUZ ENDER BİRİNCİ