Ahmet Altan, bir süre önce Cumhuriyet gazetesine yazdığı yazıda, “O itirafçılarla uğraşmayın” diyordu.
Çağrı içinde acıma duygusu barındırdığı için dikkat çekiyordu.
Altan’ın isim vermeden “itirafçı” dediği, Kurtuluş Tayiz ve Yıldıray Oğur’dan başkası değildi.
Taraf gazetesinde Altan’ın kanatları altında büyümüş, sonra da Altan’a ihanet etmişlerdi.
Altan aynı yazısında bu iki zat için şunları yazıyordu:
‘’…O zavallı çocuklar, birkaç kuruş için, bir hırsız çetesinin oda hizmetçiliğine soyundukları için hayat onlara alçaklıkla aptallıktan başka seçenek bırakmadı.
Daha yaşları kırka varmadan, alçaklıklarını itiraf etmemek için aptal olduklarını söylemek zorunda kaldılar. Aptal olduklarını kabul etmezlerse, alçak olduklarını söylemek zorunda kalacaklar çünkü.’’
Altan, “Zavallı çocuklar” demeyi de ihmal etmiyordu.
Bu her iki ‘itirafçı’ ve ‘zavallı çocuklar’ dün efendilerinin kendilerine sundukları köşelerinde Altan’ın deyimiyle ‘oda hizmetçiliğine’ devam ediyorlar etmesine ama onurlarını bir kez yere düşürmüşler.
Neyin karşılığında?
Şatafatlı bir hayat, Başbakan, Cumhurbaşkanı’nın uçağına binmek... Banka kredileri ve dünya malı karşılığında…
Dün her iki isim de efendilerinin kendilerine sunduklarının karşılığında görevlerini yapmaya çalıştılar.
Neler yazdıklarını uzun uzun özetleyip okuyucunun zamanını almak istemiyorum. Her ikisinin hedefinde de HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın olması şaşırtıcı değil. Çünkü Demirtaş, Salı günü yaptığı grup toplantısında iki dakika konuştu ve Erdoğan’ın ‘başkan’ olmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Bu açıklamanın Erdoğan ve çevresini inanılmaz sarstığını, korkuttuğunu içine düştükleri saldırgan ruh halinden anlamak mümkün. Kalemşörleri, Başbakan, bakanları peş peşe açıklama yapıp Demirtaş ve Bayık’ı hedef göstermeleri tesadüf olmasa gerek.
Hükümet teyakkuza geçerken elbet itirafçıların geri kalması düşünülemez. İtirafçılıkta epey deneyim sahibi olan Tayiz, kanıt sunmadan İmralı zabıtlarının Selahattin Demirtaş tarafından sızdırıldığını söylüyor. O küçücük aklı ve art niyetiyle Demirtaş’ı Abdullah Öcalan’a şikayet edecek!
Bir süredir hükümet tarafından ‘Kandil ve Demirtaş kötü, Öcalan iyi’ algısı yaratılmak isteniyor. Türk devletinin bilinen eski oyunu tekrarlanıyor. ‘İtirafçı’ Tayiz’ de durumdan vazife çıkartarak Demirtaş’ı hedef gösteriyor.
Bir zamanlar sol maskesi takıp birkaç kuruş kazanmak isteyen Yıldıray Oğur’da Kürt halkına, Kürt Özgürlük Hareketi’ne epeyce sövüp saydıktan sonra efendilerinin gözüne girmiş ve sofrada Tayiz gibi kendisine yer bulmuştu.
Oğur, KCK Sözleşmesi’nden yola çıkarak aslında Kürt Özgürlük Hareketi’nde de başkanlık sistemi olduğunu söylüyor. Oysa Kürt Özgürlük Hareketi başkanlık sisteminin tartışılmasına karşı çıkmıyor hatta tartışılabilir buluyor ama Erdoğan ve Türk tipi başkanlığa izin vermeyeceğini söylüyor. İkisi arasındaki farkı görmeyecek, anlamayacak kadar gözleri kararan bu fukara, Altan’ın deyimiyle ‘zavallı çocuk’ olmaktan kurtulamamış.
Mesele şu; bu bayatlamış, ucuz numaralardan AKP’ye de, itirafçılara da ekmek çıkmayacağı belli.
Kürt Özgürlük Hareketi, Önderliği ve halkı 40 yıllık siyasi deneyim, birikim ve potansiyele sahip. Tayiz ve Oğur gibi onbinlerce itirafçı, birçok hükümet, Başbakan, bakan ve Genelkurmay başkanı gelip geçti. Onlar da öyle ummuşlardı ama sonları hüsran oldu. Ondandır ki 40 yıldır Öcalan liderliğinde Kürt Özgürlük Hareketi her geçen gün güçlendi ve dünyada sözü dinlenen, vizyon oluşturan saygın bir yere geldi.
Gerçekten çok yazık!
Tanrı hiçbir kulunu bu duruma düşürmesin. Düşürmesin; çünkü bugünlerde en zor iş AKP’li olmak ve hükümeti savunmaktır. Zira hükümetin ve Erdoğan’ın savunulacak hiç bir tarafı kalmamıştır. Ondan olmalıdır ki biraz vicdanı olan bırakıp kaçıyor.
Dünyanın en onurlu ve meşru olanı da Erdoğan politikalarına karşı çıkmak ve DAİŞ çeteleriyle mücadele etmektir. Tabii itirafçıların yürekleri bunları görmeyecek kadar kararmış ve nefretle doludur. Bizim topraklarda ‘itirafçılık, ihanet, alçaklık’ iyi karşılanmaz ve bu kişiler toplumdan her zaman dışlanır.