Bir hafta önce, Antep’de bir araca konulan ve uzaktan patlatılan bomba, 4’ü çocuk olmak üzere 9 insanın ölümüne ve 4’ü ağır olmak üzere 70’e yakın kişinin yaralanmasına sebep oldu. Maddi hasar bir yana...
Her ne kadar devlet yetkilileri ve onların emrindeki köşe yazarların “yüzde 90-95’ı PKK”yi işaret etseler de, işin böyle olmadığı gün gibi aşikar. Türkiye dahil, tüm emperyal güçlere karşı uğraş veren PKK kimseden çekineceği yok, neden inkar etsin ki? Bu katliamı yapmadığını deklare etmiş...
İranlı bir yetkili “Türkiye, Suriye ile uğraşacağına kendi iç meselesine baksın” yoksa hali böyle olur dercesine bir demeç vermiş.
Geriye iki olasalık kalıyor. Birincisi: Halep Suriye’nin ekonomik merkezidir. Antep’de Türkiye’nin sayılı ekonomik merkezlerden biri ve Suriye rejimine karşı uğraş veren militanların eğitim gördükleri kampların merkezi. Türkiye’nin desteğiyle, Halep kan gölüne çevrildi. Yabancı gazetecilerin orada bildirdiğine göre “Suriye Özgürlük Ordusu’nda çarpışanların çoğu Türkçe konuşuyormuş”. Suriye hükümetine karşı savaşan kesimleri, Türkiye’nin kurduğu kamplarda eğitildiği ve silah verildiği “Sağır Sultan bile biliyor”. Türkiye’deki kamplarda kalanlar, Suriye’ye girip savaştığı ve tekrar Türkiye’ye geçenlerin olduğunu bilmeyen var mı? Sen, destek vererek komşu devleti kan gölüne çevireceksin. Hergün Suriye devlet başkanın istifasını isteyeceksin. Başkaları herhalde armut toplamayacak...
İkincisi: AKP Hükümeti, Kürtlerin en azında siyasi cephesini yok etmek istiyor. KCK operasyonu ile, siyasi kadrolarda yer alabilecek 7-8 bin kişiyi cezaevlerine doldurdu. Ama tatmin olmadı.
Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, diyor ki; “Milletvekillerin dokunulmazlıklarını yeniden konuşulması lazım”. BDP’yi kapatmak ve ya en azından içini boşaltmak için yeni formillerin peşindeler. HEP davasında olduğu gibi. Böyle suçsuz çoluk-çocuk öldürüp PKK’ye yüklerlerse, güdümlü basının desteğiyle. Halkı galayana getirip kendilerini destekleyeceklerini düşünüyorlar.
Nitekim bombanın patlamasından 30 dakika sonra, halk önceden örgütlüydü ki, BDP’nin il ve ilçe binalarına saldırmışlardı.
BDP’nin Nizip ilçe binasının korunması için muracaat ediliyor. Devletin komiseri, “8-9 kişi öldü. Elbette ki, halk tepkisini gösterecek” diyebiliyor. Bu olayı kimin yaptığı henüz belli değil. Ama Roboskî’de devlet bilerek ve isteyerek 34 canı bombalayarak öldürdü. Kürt halkı benzer tepkiler göstermedi. Keza bir kaç gün önce Hakkari’de meydana gelen trafik kazasında, askerleri kurtarmak için Kürtler sırtlarında taşıdı. AKP milletvekilinin Kürt gerillahları için “iyi ki geberdiler”, sözüne benzer adi bir şey demediler.
Günlerdir güdümlü basın kışkırtıyor. Bu yazı kaleme alındığı ana dek 6 tane BDP’in il ve ilçe binaları tahrip edilmiş ve yakılmıştı. Bir tek kişi bile gözaltına alınmamış, çünkü polis seyirci kalmış.
21 Ağustos günü, İstanbul-Bahçelievler BDP ilçe binasının kapısına, “Bu ilçede adam gibi yaşayacaksınız. Bu bayrağa saygı duyacaksınız. Ansızın geliriz. İstersek sizi annenizin kucağından alıp götürürüz” notunu bırakmışlar. Bu notu, halen Türk- Kürt kardeşliğini savunanlara, bayram hediyesi olarak sunulur.
Türkiye yöneticilerinin genleri, evrensel demokratik kurallara uymuyor. Ganimet dürtüsü, Kürtlerle barış yapmayı engelliyor. Ekonomiye yöneliyor. O da istenilen düzeye gelmeyince, bir yerleri dağıtmak istiyorlar. Dağları, ovaları belki bu yüzden habire bombalıyorlar.
Bir hükümet yetkilisi, “birkaç Mehmet ölüyor diye meclisi toplayamazsınız” diyor. Kimin için toplanır? İhale kıyakçılığı, orman ve hazine arazilerini nasıl el altında bölüştürülür? Onun için toplanır. Ülkede kan dursun, anneler ağlamasın, ... ve ocaklar sönmesin diye meclis mi toplanır?! Siyasiler bir araya gelmezler. Ancak, cenazelerde bir araya gelirler ki, seçimlerde oya dönüşsün...
Türkiye’nin rotası karaya oturmuş durumda. Halklar çok acı çekecek. Sorunu PKK’ye yüklemekle işin içinde çıkılmaz artık. Aktörler artık bir tane değil. ABD, Rusya, Çin, Almanya, İngiltere, Fransa ve İran var. Suriye ise sadece figürandır. İşte Türk yetkilileri bunu bilmiyorlar...
elbistanliali@fsmail.net
İki olasılık var!