
Paketi DİHA'ya değerlendiren HDK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy, bir "seçim propagandası metni" olduğunu ve hükümetin Gezi Parkı olaylarının ardından Türkiye demokrasi güçleri ve Batı kamuoyu nezdinde son derece sarsılmış olan imajını düzeltmek amaçla olduğunu söyledi. Pakette açıklanan değişiklik vaatlerinin de seçim sonrasına bırakılacağını ifade eden Gürsoy, "Daha bu tasarı haline getirilecek, Meclis'e gelecek ve besbelliki seçim sonrası beklenecek. Yani kendi oy potansiyeli olan kitleye en şirin görünebilecek maddeleri ön plana alıp, ötekileri seçim sonrasına atan bir anlayış" dedi.
Baraja ustaca kılıf!
Pakette seçim barajı ile ilgili olarak sunulan 3 öneriyi de eleştiren Gürsoy, yüzde 10 seçim barajının korunması için "ustaca bir meşruiyet kılıfı hazırlandığını" söyledi.
Demokrasi iradesi yok
DİHA'ya konuşan Gazateci-yazar Necmiye Alpay ise, açıklanan pakette hükümetin seçim kaygılarının ağır bastığını söyledi. Alpay, "Aslında paket diyoruz ama sonuç olarak hepsi vaatten ibaret" dedi. Seçim barajına ilişkin pakette yapılan önerilere de değinen Alpay, 3 seçenek adı altında "hiçbir şey yapmama" seçeneğini sunmanın kamuoyuna hakaret anlamına geldiğini söyledi.
Hiçbir umut vermiyor
Paketin Kürt sorununda çözüm sürecinin ikinci aşamasını karşılamaktan uzak olduğunu vurgulayan Alpay, "Çünkü anadil meselesi çözüm sürecinin belirleyici öğelerinden birisidir. Anadilde eğitim noktasında bir anayasal değişiklik iradesinin beyan edilmesi gerekiyordu. 'Anayasa elimizi, kolumuzu bağlıyor daha sonra adım atacağız' denilebilirdi" dedi. İkinci adımın ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yeni bir müzakere başlatılması ve koşullarından başlayan bir özgürlük ortamının yaratılması gerektiğini söyledi. Alpay, "Bu özgürlük ortamından başlayıp biz yazarların kaderi hakkında Başbakan'ın veya siyasi iktidarın etkili olmasına kadar gelen bir siyasi atmosfer meselesi var. Bu atmosfere ilişkin hiçbir umut göremedim. 'Fikir özgürlüğünden yanayız. Herkes fikrini inancını özgürce yaşayabilir' diyor Başbakan. Fakat bunun somut karşılığını görmüyoruz" diye konuştu.
Talepleri karşılamadı
Paketi ANF'ye değerlendiren KESK Genel Başkanı Lami Özgen ise 'demokrasi paketi'ni iki boyutta değerlendirmek gerektiğini belirti. Pakete, Türkiye’de genel olarak eşitlik, özgürlük, demokrasi açısından bakmak gerektiğini ifade eden Özgen, paketin hiçbir kesimin demokratik taleplerini karşılamadığını söyledi. Esas olarak ikinci boyutun önemli olduğunu dile getiren Özgen, paketin, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüme ilişkin sürecin evrilme noktasında bir misyona sahip olması gerekirken, bundan yoksun olduğunu aktardı. Kürt halkının somut talepleri olduğunu hatırlatan Özgen, “Anadilde eğitim hakkı, seçim barajı, KCK adı altında tutuklu bulunan milletvekilleri, öğrenciler, gazeteciler ve avukatların salıverilmesi ve cezaevlerinde kangren haline gelen hasta tutsakların serbest bırakılması gibi birçok talepleri var. Yine Terörle Mücadele ve Ceza Yasası'nda özellikle düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engel olan tüm yasaların kaldırılması talepleri de var . Ama bunlar görülmediği gibi, Aleviler açısından zorunlu din derslerinin kaldırılmasından tutun, inanç özgürlüğüne, cemevlerinin statüsüne yönelik taleplerden ve yine gayr-ı Müslimlerin başta Ruhban okulu olmak suretiyle toplumun geniş kesiminin tatmin edecek düzenlemelerin hiç biri bu pakette yok“ dedi.
Harf konusu aşılmıştı
Kürt alfabesinde yer alan x, w, q harflerine yönelik düzenlemeye de değinen Özgen, Kürtlerin harflere yönelik çok uzun zamandır mücadele ettiklerini ve yürüttükleri kampanyalarla zaten filli olarak bunu aştıklarını hatırlattı. Yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde bu vaadinde boş olacağını belirten Özgen, bu durum kandırmanın ötesinde, hükümetin kendi kendisiyle alay eder konuma düşeceğini söyledi.
Demokratik çözüm sürecinin, sadece Kürtler açısından değil bir bütün olarak Türkiye toplumunun ve ezilen kesimlerin özgürlük ve demokrasi taleplerinin hayata geçmesi ve güvence altına alınması anlamında önemli olduğuna dikkat çeken Özgen, “Hükümetin bir taraf olarak bu süreç için üzerine düşeni zaman geçirmeden ve böyle basit ve oyalama yöntemlere girmeden gereğini yapmak zorundadır ve de yapmalıdır. 8 aydır süren çatışmasızlığın yarattığı fırsat heba edilmemeli” dedi.
ZEYNEP KURAY/ANF- ÇAÐDAŞ KAPLAN/DİHA