Avukat Zekiye Karaca Boz, kadına yaşama bir yerden başlayabilme şansı veren nafakanın sınırlandırılmasına her aşamada, her yerde, her platformda karşı çıkacaklarını söyledi.

İkinci Yargı Paketi hazırlıklarının devam ettiği belirtilirken, içerisinde “yoksulluk nafakasının sınırlandırılması” yönündeki düzenleme tartışma konusu. Meclis takvimine göre, Kasım ayında ya da 2020 yılının Ocak ayında 30 maddelik ikinci Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulması bekleniyor.

Kadın Dayanışma Vakfı’nın gönüllü avukatlarından Zekiye Karaca Boz, nafaka tartışmalarının “mağdur babalar/mağdur erkekler” gibi ifadelerle iktidar yanlısı medya tarafından gündeme getirilmesine işaret etti.

Amaç boşanmayı engellemek

10 Ekim 2016’da “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma Olaylarının Araştırılması Ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” oluşturulmuştu. Boz, bu komisyonun amacının kadınlardan gelen boşanma talebini engellemek ve azaltmak olduğunu belirterek, ikinci Yargı Paketi’ndeki nafaka düzenlemesinin de benzer zihniyete sahip olduğunu söyledi.

Kadını eve hapsetme çalışması

Boz, “Kadınlar bir an önce boşanıp kurtulmak için nafaka haklarından çoğu zaman vazgeçiyorlar. Ama çocukları için nafaka talep ediyorlar. Devlet bunlara çözüm bulmak ve sistem geliştirmek yerine ödenmeyen nafakaların hükmedilmemesi ve hiç olmaması yönünde çalışma yapıyor. Bu yine kadınların aile içine, ev içine hapsedilmesi çalışmalarının bir sonucu diye düşünüyorum”  değerlendirmesi yaptı.

Kişinin mal varlığı araştırılmıyor

Nafakanın sınırlandırılmasının “Kadına yönelik şiddetle mücadele etmeyeceğiz” anlamına geldiğini belirten Boz, şunları söyledi: “Şiddet makam ve eğitim tanımaz. Daha yüksek gelir gruplarındaki erkeklerin de nafakayla ilgili itirazları çok yüksek. Zaten çoğu gelirini de gizliyor. Mahkemeler bu kadar geniş araştırma olanağına sahipken mal varlığıyla ilgili araştırma kişinin beyanıyla sınırlı bırakılıyor. Sistemde çok büyük açık var ve mahkemeler bu konuda kadınları desteklemiyor. İspat etme yükü bizde ama bu kamu denetimiyle ilgili bir durum. Sınırlamaya gelince yasa çıkarmayı biliyorsunuz, araştırmaya gelince neden aynı çabayı göstermiyorsunuz?”

‘Nafaka kaldırılmayacak’

Kadın Dayanışma Vakfı’nın “Yoksulluk Nafakası Araştırması Raporu”nda ortalama nafakanın 262 TL olduğu yer aldı. Bu noktaya işaret eden Boz, “Önemli olan bir miktar değil. Ortada bir hak var. Az da olsa nafakayı alıyor olmak, yaşama bir yerden başlayabilme şansı veriyor kadına. Zaten çalışmaya başlayıp asgari ücret üzerinde bir gelir aldığında ya da yeniden evlendiğinde yoksulluk nafakası kaldırılıyor” diye belirtti.

Kadınların sosyal hayatta ekonomik olarak güçlü olacakları bir alt yapı kurulmadan nafakasının kaldırılmasının doğru olmadığı ifade eden Boz, “Yasa değişikliği yapanların elinde hiçbir veri yok. Biz sınırlı sürede de olsa somut verilerle kadınların ne kadar mağdur edildiğini gerçeğini ortaya koyuyoruz. Nafaka hakkının gasp edilmesine her aşamada, her yerde, her platformda karşı çıkıyoruz, karşı çıkacağız ve kaldırılmayacak!”


 

Yargı paketi kadın ve çocuk düşmanı

İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu üyeleri, hazırlanan 2. Yargı Reformu Paketi’ne karşı “Kadın ve çocuk düşmanı yargı paketine hayır” şiarıyla Karşıyaka İskelesi önünde basın açıklaması düzenledi.   Kadınlar adına açıklama yapan Zelal Baydemir, hükümet tarafından hazırlanan 2. Yargı Reformu Paketi ile cinsel istismarın önünün açıldığını ve nafaka hakkına yönelik saldırıda bulunulduğunu ifade etti. “Kadınların nafaka hakkını gasp etmeye yeltenenler, kadınların isyanıyla defalarca püskürtüldü” diyen Baydemir, bu kez de izin vermeyeceklerini söyledi.  
 

Amed’de ‘Kadın ve Yazarlık’ çalıştayı

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kürt kadın yazarların sorunlarına dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla “Kadın ve yazarlık” başlıklı çalıştay düzenledi. Çalıştaya, Türkiye’nin birçok kentinden ve Fransa’dan Kürt kadın yazarların yanısıra, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP Amed Milletvekili Saliha Aydeniz, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri katılım sağladı.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Leyla Güven, Kürtlerin zengin kültürlerinden kaynaklı maruz kaldığı sorunlara dikkat çekti.

Kadın öncülüğünde çok değerli kültürel gelişmelerin yaşandığını, kültürlerine, edebiyatlarına, toprağına sahip çıkma konusunda büyük bedeller ödediğini kaydeden Güven, “Kürt kadınları yaşamın her alanında varlık mücadelesini vermeye devam ediyor. Kürtlerin mücadelesinde yazar, şair ve aydın kadınların emeği ve rolü önemlidir. Kürt halkı yıllardır acı çektiği için şiirlerinde, yazılarında hep hüzün var. Ancak bu kaderi kadın şair ve yazarlar öncülüğünde değiştirebiliriz” diye konuştu.

Güven’in konuşmasından sonra Kürt PEN Eşbaşkanı Aslıhan Yıldırım tarafından gönderilen mesaj okundu. Çalıştay, TJA aktivisti Ayşe Gökkan’ın “Kürt kadın yazarların tarihi” ve “Kürt kadın yazarların yaşadığı sorunlar” başlıklı konusuyla devam etti.

Anonim denilen eserleri kadınlar yazdı 

Gökkan, yazarlıktan önce dengbêjliğin var olduğunu ve dengbêjliği var edenin de kadın olduğunu kaydetti. Kürt kadının dengbêjliğin ve yazarlığın ilk adımını attığını belirten Gökkan, “Kadınların yazdığı eserler şimdi karşımıza anonim olarak çıkıyor. Çünkü kadınların yazdığı eserler isimsiz yayınlandı. Kadınlar o yılların şartlarından kaynaklı eserlerinde isimlerinin olmasını istemedi. Gizli tuttu. Şimdiki anonim denilen eserleri aslında kadınlar yazmış” dedi.

Dengbêjlik geleneği ile Kürt kadınlarının kültürlerine sahip çıkıp, yok oluşuna karşı direndiklerini ifade eden Gökkan, “Buna örnek olarak Meryem Xan’ı verebiliriz. Meryem Xan, dengbêjlik yapabilmek için mücadele verir. Yine Ayşe Şan sürgün edilir, Dengbêj Gazin, 7 yıl boyunca gizli bir şekilde dengbêji söylüyor. Yani dengbêjliği kadınlar başlatır ancak, ona yasaklanır” diye belirtti.

Kadınlar daha fazla yazmalı

Erkek egemen devletin kadını hem yazma hem de söyleme konusunda durdurmaya çalıştığını ancak başaramadığını dile getiren Gökkan “Bazı kaynaklara baktığımızda kadına biçilen rol, ev ve ev işi, kocasının yanı olarak karşımıza çıkıyor. Yine kitaplarda erkeklerin kadınlara biçtikleri roller ve ‘ideal kadın’ profilleri var. Erkeğin diliyle kadınlara bir rol biçiliyor. Buna karşı dikkatli olmak lazım. Erkeğin bu yaklaşımına karşı, kadın örgütlenmeli, okuyucu kadın yazarları desteklemeli, kadın yazarlar birbirini desteklemeli. Kadınlar daha fazla yazmalı” şeklinde konuştu.

Çalıştay ikinci bölümünde, “Kürtçe yayınlarda cinsiyetçilik”, “Zindanlarda kadın ve yazarlık”, “Yazma ve yayın teşviki” başlıklı konuların tartışılmasıyla devam ediyor.  AMED