HPG'li Azad Munzur kod adlı Hüseyin Denktaş Hakkari merkeze bağlı Kırıkdağ (Dêzê) Köyü mevkiinde 19 Ekim'de, ikizi HPG'li Rohat Armin kod adlı Hasan Denktaş ise 22 gün sonra 10 Kasım'da Ağrı'nın Doğubayazıt İlçesi'ne bağlı Demirkapı ve Gire Hellac alanında çıkan çatışmada yaşamını yitirdi. Urfa'nın Suruç İlçesi nüfusuna kayıtlı HPG'li ikizler, 1981 yılında Mersin'de dünya geldi. Birçok baskıya maruz kalan HPG'li ikizlerin ailesi sırasıyla Mersin, Urfa ve Antep'e göç etti. 2002 ve 2007 yılında dağa çıkan HPG'li Hüseyin ile Hasan'ı babaları Mustafa ve anneleri Fikriye Denktaş anlattı.


Baskılarla dolu yaşam

1977 yılında PKK çalışmalarında yer aldığını belirten baba Mustafa Denktaş, sonrasını şöyle özetledi: "Hareket başladığında ben çalışmalarda vardım. 12 Eylül'de gözaltına alındım. Çıktıktan sonra Mersin'e sürgün edildik. Evliydim. Hasan ve Hüseyin 15 Şubat 1981 yılında Mersin'de dünyaya geldiler. Sürekli kaçıyordum. Yoksulduk. Yine Mersin'de 1981 yılında gözaltına alındım. 2 ay tutuklu kaldım. Ondan sonra beni Urfa'ya götürdüler. Orada da 2 ay tutuklu kaldıktan sonra bu sefer beni Diyarbakır'a götürdüler. Orada da yaklaşık 1 yıl hapiste kaldım. Hapisten çıktığımda Hasan ve Hüseyin yürümeye başlamışlardı. Askere götürdüler ve 20 ay askerlik yaptım."

Urfa'dan Antep'e sürgün

Askerlikten sonra evini Urfa'nın Suruç İlçesi'ne götürdüğünü, elektrik-elektronik dükkanı açtığıı belirten baba Denktaş, "Suruç'ta da bize rahat vermediler. Ara sıra beni gözaltına alıyorlardı. Bir gün yine akşamüstü eve geliyordum. Gözlerimi kapatıp arabaya attılar. 'Ya sen buradan gideceksin ya da biz seni öldüreceğiz' deyip 15 gün süre tanıdılar" diye sürdürdü.
Suruç'tan Antep'e göç etmek zorunda kaldıklarını aktaran baba Denktaş, şöyle devam etti: "Burada da elektrik-elektronik dükkanı açtım. İlde yöneticilik, Şahinbey ilçesinde başkanlık yaptım. Hüseyin dükkana gelip giden partili yurtsever arkadaşlardan etkilenmişti. Bir Newroz gecesi düzenledik. Hüseyin katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı. 3 kere hapse girdi. Bir keresinde 9 ay Adana Kürkçüler Cezaevi'nde kaldı. 2 yıl da Antep Cezaevi'nde yattı. Birçok defa alıp bırakıyorlardı. 2002 yılının 12 Aralık gecesi eve gelmedi. Saflara katıldığını öğrendik."
"Onlar gibi oğlum olduğu için başım dik ve mutluyum. Şerefli ve namuslu bir yolda gitti oğullarım. Kendi halkının özgürlüğü için canını feda ettiler" diyen baba Denktaş, Kürt halkına seslendi: "Kim nasıl yapıyorsa yapsın ama içinde bir nebze ülke sevgisi ve isteği olsun."

Yoksulluk içinde büyüdü

"Hüseyin gittikten sonra devlet bize daha büyük baskı uyguladı" diyen anne Fikriye Denktaş, şunları anlattı: "Bize saldırıp evimize girdiler. Kapı pencerelerimizi kırdılar. O zamanlar oğlum Osman'ı tutukladılar. Osman 6-7 ay içeride kaldı. Ondan sonra Hasan'ı tutukladılar. O da Hüseyin gibi gazete dağıtımcılığı yaptığı için 2 yıl hapiste kaldı. Ona da işkence yaptırdılar. Hasan bize ara sıra 'ben gideceğim' diyordu ama biz inanmıyorduk. Bir gün kalktık o da gitmişti. Biz dedik belki polisler tutuklamıştır. Ama öyle değildi."

Öldüklerinde bile…

İki oğlu dağa gittikten sonra ne gördüğünü ne de konuştuğunu belirten anne Denktaş, konuşmasına şöyle devam etti: "Belki bir gün televizyona çıkarlar, görürüm onları, derdim ama göremedim. Sadece şehit düştüklerinde Hasan'ı görebildim. Hüseyin'i göremedim. Hüseyin'i getirdiğimiz zaman bize saldırdılar. Tazyikli suyla gaz bombalarıyla cenazesine saldırdılar. Hasan'ın cenazesinde de bunu uyguladılar. Suruç'ta mezarlıkta yine sis bombası attılar. Su sıktılar. Halkı orada perişan ettiler. Devlet onlara büyük zalimlik yaptı. İzin vermediler rahat bir şekilde cenazemizi defnedelim."