Suruç’a göç etmek zorunda kalan Kobanêlilerden Xanim Osman’ın ikiz olan kızlarından Dilava’nın YPJ saflarında yaşamını yitirmesinin ardından, ikizi Silava da DAİŞ’e karşı savaşmak için Kobanê’ye gitti. 
Tilêjbê köyünden olan Xanım Osman’ın ikiz kızlarından Dilava, (Beritan Tolhıldan) YPJ saflarına katıldıktan kısa bir süre yaralanır ancak iyileşir iyileşmez tekrar cepheye gider. Dilava, DAİŞ çetelerinin 15 Eylül 2014’te başlattığı saldırının ilk günlerinde şehit düşer. Dilava şehit düşmeden önce saldırıların yoğunlaştığını görünce annesine, “kardeşlerimi de al git” der ve Osman ailesi Suruç’a göç eder.  


Toprağına aşıktı

“Dilava, ‘Merak etme Kobanê’yi özgürleştireceğiz ve siz geri geleceksiniz’ dedi. Köyümüzü Dilava’nın isteği ile terk ettik” sözleriyle Suruç’a gelişlerini anlatan Anne Osman, “Dilava toprağına aşık bir kadındı. YPJ’ye büyük bir hayranlıkla bağlıydı” dedi.

Dilava’nın şehit düşmesi sonrasında Silava’yı da Suruç’ta tutamadıklarını söyleyen Anne Osman, “Dilava’nın şehit düşmesi onda büyük bir etki yarattı. Adeta ölü gibiydi. Hiç birimizle konuşmuyor, sürekli düşünüyordu. Bir süre sonra ‘Kardeşimin silahını yerde bırakmayacağım ve adını da yaşatmaya devam edeceğim’ diyerek o da YPJ’ye katıldı. İkizinin silahını kaldırdı; onun kod adını Beritan Tolhildan ismini aldı“ diye konuştu. 

İki kızıyla da gurur duyduğunu söyleyen Osman, Rojava çadır kentinde Kobanê’ye döneceği günü bekliyor.




Tek düşüncem Kobanê

Suruç’a göç etmek zorunda kalan Kobanê Halk Meclisi Üyesi Fatma Hemo ise, ahırdan bozma tek gözlü bir odada 9 kişilik ailesi ile birlikte kalmasına rağmen “hayata dair tek kaygım Kobanê” diyor. Hemo’nun 4 çocuğu Kobanê direnişinde yer alıyor. 

Bir kızını HPG saflarında yitiren, 4 çocuğu da Kobanê direnişinde yer alan 55 yaşındaki Fatma Hemo, her gün 3 torunuyla geldiği Mehser köyünden Kobanê’yi izliyor. 

DAIŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırmasının ardından Kobanê’yi terk etmemekte ısrar eden Hemo; 4 yaşındaki Cegerxwîn isimli torununun yaralanması ardından, direnişçilerin ısrarı üzerine 3 torunuyla birlikte Suruç’a gelmiş. 

Kapısı olmayan, ahırdan bozma tek gözlü bir odada 9 kişilik ailesi ile yaşam mücadelesi veren Hemo, hayata dair tek kaygısının Kobanê olduğuna işaret ediyor. Miştenur’un özgürleşmesiyle Kobanê’ye dönüş umudu daha da güçlenen Hemo, “Kobanê’deki büyük oğlum 3 çocuğunu bana bırakıp, YPG saflarında direnişe katıldı. Miştenur’un özgürleştirildiğini duyduğumdan beridir gözüme uyku girmedi. Kobanê’ye gidişimiz yakındır. Çünkü biz uğruna kanımızı dökmüşüz, genç kızlarımız ve erkeklerimizi vermişiz. Bu kadar bedel ödemiş böyle bir halkın özgürleşmemesi mümkün değildir” diyor.

 DİHA/URFA



Şaylemez ailesinden destek: Leylalar Kobanê’de


Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez, Kobanê’deki tarihi direnişi selamlamak üzere geldiği sınır hattında, “Bugün ortaya çıkan direniş ruhu Leyla ve binlerce yoldaşının mücadelesiyle yaratıldı” dedi. 

Paris’te katledilen 3 Kürt kadın devrimciden Leyla Şaylemez’in (Ronahi) babası Cumali Şaylemez, Kobanê direnişine destek vermek amacıyla Suruç’a gelerek Mehser köyünde devam eden nöbet eylemine katıldı. 

Kobanê’deki saldırıların Kürtlerin şahsında tüm insanlığı hedeflediğini belirten Şaylemez, “Bu onurlu direnişi selamlamaya geldim. Eğer genç olsaydım elimde silah şu an Kobanê’de ön saflardayım. Çünkü gün topraklarımızı bu kirli çetelerden kurtarma günüdür” diye konuştu.
Kobanê’deki direnişin Sakinelerin, Leylaların yarattığı mücadelenin bir sonucu olduğunu vurgulayan Baba Şaylemez, şunları söyledi: “Bugün ortaya çıkan direniş ruhu Leyla ve binlerce yoldaşının mücadelesiyle yaratıldı. Bu ruh bugün sadece Kobanê’de değil artık dünyanın her yerinde yaşam buluyor. Leyla bugün yaşıyor olsaydı Kobanê’deydi. Zaten Leyla böylesi bir günde yönünü dağlara çevirdi. 2008 yılında Zap bölgesine yönelik Türk askerleri tarafından büyük bir saldırı başlatıldı. Leyla bu saldırılara karşı gitti. Bugün Kobanê’deki durum da aynıdır. Eğer bugün hayatta olsalardı, şimdi Kobanê’deydiler.”



 URFA