Birleşmiş Milletler ve çeşitli bağımsız kurumların raporlarına göre endüstriyel devrim öncesine kıyasla 1 derecelik sıcaklık farkına ulaşmış durumdayız. Herhangi bir önlem alınmaması durumunda bu fark 10 sene içinde 1,5 dereceyi aşacak ve 2050'den önce 2 dereceye kadar çıkabilecek.

Devam eden iklim değişikliğinden kaynaklanan sağlık risklerinin çoğu cinsiyetlere göre farklılıklar gösteriyor. Küresel olarak kuraklık, sel ve fırtına gibi doğal afetler erkeklerden daha fazla kadınları ve çocukları öldürüyor. Ayrıca, kadınlar ve erkekler, iklim krizine neden olan davranışlar ve tutumları bakımından da büyük farklılık gösteriyor. Bu konudaki araştırmalar, birçok ülkede erkeklerin kadınlardan daha fazla enerji ve su tükettiğini gösteriyor.

Kadınların sorumlulukları daha fazla

İklim değişikliğinin erkeklerden çok kadınları etkilemesinin nedeni, kadınların ev ve toplum düzeyinde erkeklere kıyasla aldıkları farklı görev ve sorumluluklardır. Kadınlar erkeklere kıyasla daha fakirler ve daha az ekonomik özgürlüğe sahipler, genellikle daha az eğitim fırsatına sahipler ve yaşamlarını etkileyen siyasi, ailesel, kişisel karar alma süreçlerine dahil edilmiyorlar. Bu gibi nedenlerle erkeklere kıyasla iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine daha fazla maruz kalıyorlar. Buna ek olarak, cinsiyete ilişkin çeşitli kültürel normlar nedeniyle kadınlar bazen afet durumlarında güvenli yerler bulma konusunda daha çok zorlanıyorlar ve hızlı karar alamıyorlar. Bu da kadınların inisiyatif alma ve karar verme özgürlüğünü kısıtladığı gibi aynı zamanda yıkıcı etkilere daha çok maruz kalmalarına neden oluyor.

Kadınların ölme riski daha yüksek

2 derecelik bir sıcaklık artışı durumunda dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 28'inin, yani 2 milyar insanın, ısı dalgalarına maruz kalacağı öngörülüyor. Dünyadaki bilimsel çalışmaların çoğunluğu, kadınların ve çocukların ısı dalgaları nedeniyle ölme riskinin erkeklere kıyasla daha fazla olduğunu gösteriyor.  BİANET