İklim krizine karşı somut adımlar atılması için dünya ölçeğinde eylemler yapılırken, Rojava’da ortaya konulan toplumsal ekoloji ve özerklik uygulam­­­aları, iklim krizinin çözümü için model teşkil ediyor.

ZABEL MİRKAN

12 Ekim’de iklim krizini protesto etmek için ABD’nin başkentindeki eyleme katılan 81 yaşındaki oyuncu Jane Fonda, polis tarafından gözaltına alındı. Eylemde, Fonda’yla birlikte 16 eylemcinin daha gözaltına alındığı kaydedildi. Eylemciler gözaltına alınırken “Fosillerle gelecek yok” şeklinde slogan atmaya devam ettiler.

Gözaltına alınmadan önce Washington Post’a konuşan Fonda, önümüzdeki 4 ay boyunca iklim krizine dair protestolara katılmak için ABD’nin başkentinde yaşayacağını söylemişti. Fonda, “Greta’nın söylediği gibi buna bir kriz gibi davranmalıyız, sanki evimiz yanıyormuş gibi hareket etmeliyiz” demişti. İsveçli iklim grevi öncüsü, 16 yaşındaki Greta Thunberg’den ilham aldığını ifade eden Fonda, protestolarını her cuma sürdürmeyi ve her hafta gözaltına alınmayı beklediğini söyledi.

Greta Thunberg ise New York’ta Birleşmiş Milletler’de yapılacak iklim zirvesine katılmak üzere Maliza II adlı ‘duşsuz ve tuvaletsiz’ bir yelkenli ile İngiltere’den Atlantik’e yelken açtı.

Okul grevi ve düzenlediği eylemlerle çevrecilerin tanılan yüzü olan 16 yaşındaki İsveçli aktivist, sesini dünyanın en önemli konferanslarında politikacılara yaptığı konuşmalarla duyurdu. Greta, iklim değişikliği hususunda harekete geçmede yetişkinlerin olamadığı kadar kararlı ve akıllıca bir soru soruyor: “Bile bile kitlesel bir yok oluşa mı neden oluyoruz? Biz cani miyiz?”

Sıfır Gelecek Kampanyası

İklim krizine karşı somut adımların atılması talebiyle Türkiye’de “Sıfır Gelecek Kampanyası” adı altında bir araya gelen, aralarında Kuzey Ormanları Savunması’nın da yer aldığı ekoloji ve çevre örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütleri ise 20 Eylül Küresel İklim Grevi Günü’nde İstanbul’da bir eylem düzenlemişlerdi. Düzenlenen bu eylem dışında henüz Türkiye’de iklim krizine karşı kitlesel bir karşı çıkış, düzenli bir örgütlenme veya bilinçlenme yok denecek kadar az.

Sıfır Gelecek Kampanyası”nın acil talepleri şöyle:

  • İklim Acil Durumu: İklim krizi derinleşirken halkın gerçeğin söylenmesi talebine karar alıcılar sessiz kalmamalı.
  • Net Sıfır Karbon Emisyonu: İnsan kaynaklı bir iklim felaketini önlemek için, sıcaklık artışı sanayi devrimi öncesi zamana göre maksimum +1,5 ° C ile sınırlandırılmalı.
  • Fosil Yakıta Veda: Fosil yakıtların ve iklimin tahribatının tüm finansmanını ve desteğini derhal sonlandırın.
  • Güneşe Merhaba: Yenilenebilir enerjinin gelişmesine izin verin.
  • Adil Geçiş: Fosil yakıtlı santraller ve çimento, demir-çelik endüstrisi gibi iklime zarar veren tesisler de  dahil olmak üzere ekonomiyi adil bir şekilde değiştirmek ve dönüştürmek şart.
  • Doğa Dostu Tarım: Endüstriyel et tüketiminin azaltılmasına, zehirsiz ve mevsimsel beslenmenin önemine ilişkin bilgilendirme çalışmaları yapılsın.
  • Kent-Kır: Kentteki tüm faaliyetlerin planlanmasında ekosisteminin, ormanların, tarım alanlarının, su havzalarının, tüm bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının korunması esas olmalı.
  • Ormanlar-Doğal Hayat: Dünyanın ciğerlerine saygı gösterin ve ormansızlaşmayı sonlandırın.
  • Ekonomi: Tüketimi azaltın ve toplum odaklı büyüme dahil ekolojik açıdan sürdürülebilir ekonomiler için güçlü planlar uygulayın.
  • Farkındalık: İklim krizinin nedenleri ve etkileri hakkında ekonomik ve politik düzeyde doğru bilgi verilsin.

Rojava’da ekolojik örgütlenme

İklim kriziyle ilgili Rojava’da yürütülen çalışmalar ise dünyaya örnek olacak cinsten. Rojava’da uygulanan demokratik özerklik, Murray Bookchin’in toplumsal ekoloji ve komünalizm argümanlarından etkilenerek tasarlanan bir toplumsal ve siyasi örgütlenme modeli. Bookchin, özgür bir toplum yaratmanın bireyin değişimini tetikleyecek özgür bir toplumsal mücadele ve konfederalizm içinde dönüşebilecek ve özgürleşebilecek kalıcı ve demokratik ortak kurumlar üzerine kurulu siyasi taban hareketleriyle mümkün olduğuna inanır. Abdullah Öcalan’a göre ise özerklik, demokratik konfederalizmin bir parçasıdır ve Ortadoğu’da yaşanan bütün krizlere çözüm olma potansiyeline sahiptir: “Demokratik konfederasyon azınlık örgütlenmesidir; kültür örgütlenmesi, dini örgütlenme, hatta cins örgütlenmesi ve buna benzer örgütlenmelerdir.” Rojava’daki ekolojik örgütlenme bu perspektifi esas alıyor.

Rojava Kooperatif Komitesi’ne göre ekolojik anlayış esas alınmasaydı, Rojava ekonomik olarak diz çökmüş, devrim ise filizlenmeden yok olmuştu. Kendi kaynaklarına, insan gücüne, topraklarına ve varlığına güvenen halk kendi içerisinde komün ve kooperatifler vasıtasıyla örgütlendi Rojava’da. Böylelikle önce rantçılar, çeteler, daha sonra ise devletler devre dışı kaldı. Üretimi bırakan, tavuğundan sebzesine kadar dışarıdan alan halk şimdi kendi üretiyor. Aileler evlerinin etrafında, tarlalarda, köylerde ve bahçelerinde üretim yapıyor.

Rojava’daki kooperatiflerde iki tür yaklaşım var. Biri komün üzerinden kooperatiflerin oluşturulması, ikincisi ise kooperatiflerin komünal topluluklara yol açması. Sömürgeciliğin etkileri ve savaş koşulları düşünüldüğünde ilk evrede kooperatifler daha çok maddi kazanç elde etme amaçlı algılanmış ama deneyimle birlikte ortak yaşam ve paylaşım konusunda son derece önemli gelişmeler kaydedilmiş.

Devrimden önce Rojava’da rejim Kürt bölgelerini neredeyse tamamen buğday üretimine mecbur etmiş. Pamuk ve zeytin ürünlerini ise tek taraflı olarak kendi ihtiyaçları için kullanmış, üretimini ise yine Kürtlere yaptırmış. Alternatif tarımsal üretim alanları ise tümüyle tahrip edilmiş. Bölge sadece rejimin istediği gibi ekim yapabilen bir alana dönüşmüş. Şimdi ise alternatif tarım alanlarının neredeyse tümü değerlendirilmiş durumda ve halk kendi zeytinini, buğdayını istediği şekilde üretebiliyor. Doğal kaynaklarını da kendi bölgesinde, kendi ihtiyaçları için kullanabilir hale gelmiş durumda...