"…Dilo ez bimrim vê zivistanê
Kefenê min karkin ser destê canê
Qebra min bikolin, li Kurdistanê…"
Kürt toplumunda geleneksel olarak çocuklar babalarının veya annelerinin isimleriyle tanındıklarından Tehsîn Taha da babasının ismiyle anılıyor. Bu geleneği, Filîtê Quto, Bişarê Çeto, Kirapêtê Xaço, Evdalê Zeynikê, Şakirê Bedîh gibi ünlü isimlerde de görebiliyoruz. Ancak arap ülkelerinde soy isimde dede adı esas kullanıldığı için Tehsîn Taha'nın nüfustaki ismi Tehsîn Taha Mihemed.
İlköğrenimini Mengêşkê'de gören Tehsîn Taha, babasının görev yerinin değişmesi nedeniyle 5. sınıfı Dihok'ta, 6. sınıfı ise Zaxo'da okur. Gençlik yıllarında çalışmak için Mûsil'a bağlı Hedba ilçesine gider ve orada müzikle uğraşmaya başlar. 1956 veya 1957'de Mûsil'dan Amêdiyê'ye döner; bir yanda lise öğrenimini tamamlar, bir yanda da çalışır.
Liseden sonra Bağdat Radyosu'nun Kürtçe bölüm için düzenlediği sınavlara katılır ve kazanır. Radyoda işe başlar başlamaz ilk şarkısı olan "Eşkere Nakim" parçasını seslendirir. 1960 yılında ise Bağdat Üniversitesi'nde Güzel Sanatlar Bölümü'nde eğitim görmeye başlar. Siyasetle tanışması da bu döneme denk gelir. Zira Irak merkezi hükümet ile Kürtler arasındaki ilişkilerin oldukça olumsuz bir aşamaya geldiği bir dönemdir. 1958 anayasasında Kürtlerin bazı haklarının kabul edilmesi beklenirken Bağdat yönetimi bunun gereklerini yerine getirmez. Bunun üzerine 1961'de protesto gösterileri yükselir. O dönemde üniversite okuyan Tehsîn Taha da aktif bir eylemci olarak öne çıkar. Katıldığı bir eylemde gözaltına alındıktan sonra 15 gün boyunca ağır işkencelerden geçirilir.
Devlet güçleri yanı sıra ırkçı Arapların da Kürtlere yönelik saldırıları bu dönemde artış gösterince, Kürtler daha yoğun mücadele kararı alır. Hatta bu süreç Kürtler arasında Eylül Devrimi olarak da isimlendirilir. Tehsîn Taha da dayısı Emer Selîm ile birlikte Bağdat'tan Kürdistan'a döner ve devrime katılır. Ancak kurtarılmış bölge olan Zaxo tekrar Arapların egemenliğine girer. Taha da Bağdat'a dönerek üniversite eğitimine kaldığı yerden devam ederken, bir yanda da siyasi faaliyetlerini sürdürür. Bunun sonucu olarak 1963'te Bağdat'ta gözaltına alınır ve tutuklanarak hapse atılır. Zindanda söylediği ilk şarkısı, "Têtin Bihar"dır.
Mehmûdê Timoqî, bir araştırmasında Tehsîn Taha'nın hapiste bazı Arapça şarkılar da yaptığını, bunlardan bir tanesinin adının "Enna Xerîb" olduğunu belirtir.
Bir yıl ardından tahliye edildikten sonra eğitimine devam eder. Mezun olduktan sonra da müzik öğretmeni olarak Mexmûr'a görevlendirilir. Birkaç ay sonra da Hewlêr'deki numune okuluna atanır ve 1970'e kadar da burada öğretmenlik yapar. Ardından tekrar öğretmen olarak Mexmûr'a döner.
Irak devleti ile Kürtler arasındaki ilişkilerin normalleşmeye başladığı bu yıllarda sık sık Bağdat'a gider. Radyo'da Kürt müziğinin en büyük isimlerinden olan Mihemed Şêxo ile tanışır ve "Aso" ile "Ey Hewar" şarkılarını birlikte seslendirirler. Hatta "Aso" parçasının Tehsîn Taha'ya ait olduğu söylenir. Her fırsatta Bağdat Radyosu'na giden Taha, burada Mihemed Arîf Cizrawî, Hesen Cizwarî, Elî Merdan, Meryem Xan, Îsa Berwarî gibi dönemin önde gelen Kürt sanatçılarıyla tanışır. Gulbihar ve Ayşe Şan gibi sanatçılarla düetler yaparak, onlarla Dihok, Bağdat ve Hewlêr gibi yerlerde konserler verir.
Bir yanda müzik öğretmeni olarak çalışmaya da devam eden Taha, 1974 yılında evlenir ve 4 çocuk babası olur. Bir yıl sonra, 1975 yılında Kürtler Irak devlet güçlerine karşı büyük bir bozguna uğratılır. O dönem peşmergeler ve mücadele eden Kürtlerin birçoğu, başta Doğu Kürdistan olmak üzere ülkenin diğer parçalarına göç etmek zorunda kalır. Güney Kürdistan'da kalan Taha'nın "Ey Felek" şarkısı aslında bu zor süreçlerin ifadesidir.
1989'da Kelar beldesinde müzik öğretmeni olarak çalışmaya başlayan Taha, 1991'deki ayaklanmadan önce Dihok'a döner ve ardından da Hewlêr'e yerleşir. Kürdistan'ın parçalanmasını hiçbir zaman kabul etmeyen Tehsîn Taha, ülkenin diğer bölümlerindeki mücadelelere büyük ilgi ile yaklaşır. Keza Kuzey Kürdistan'da yükselen özgürlük mücadelesi de onu büyük ölçüde etkiler. Özellikle 1990'ların başında serhildanlarla karşılanan Newroz'lar, onda büyük coşku ve heyecan yaratır.
Kürtlerin Avrupa'da da artan örgütlülüğü sonucu burada da büyük kitlesel kutlamalar gelişir. Tehsîn Taha da 13 Mart 1994'te Hollanda'da yapılan büyük bir Newroz kutlamasına sanatçı Fûad Ehmed ile birlikte katılır ve bu katılımı, Güney'deki yönetimle ilişkisinin bir bakıma soğumasına sebep olur. Sanatçı da bu nedenle ülkesine dönmeyip Hollanda'ya yerleşir. Çok zaman geçmeden rahatsızlanır ve kanser teşhisi konulur. Ülkesinden uzakta ağır bir hastalığa yakalanmanın acısını yaşar. Büyük bir sevdiği duyduğu Kürdistan'dan uzaktadır artık.
Yakalandığı hastalık sonucu 28 Mayıs 1995'te, henüz 54 yaşındayken hayata veda eder. Cenazesi, doğum yeri olan Amêdiyê'de toprağa verilir. Ancak ne yazık ki yasın içine siyaset karışır. Kürdistan'daki diğer ulusal hareketlere göstermiş olduğu ilgi nedeniyle Güney yönetimi cenazeyi sahiplenmez. Bu ortamda insanlar büyük sanatçının cenaze törenine katılmaktan korkar. Öyle ki, Tehsîn Taha sayıları 100'ü geçmeyen bir grup tarafından toprağa verilir.
VASİYETİ
Amansız hastalıkla boğuştuğu dönemde Tehsîn Taha, içinden geçenleri, sevinçlerini, hüzünlerini, beklentilerini kasetlere kaydederek vasiyeti olarak Amêdiyê’de yaşayan eşi Hebîbe ve oğulları Vehêl, Gelvan, Warvan ve Dîrhat’a gönderir. Bu konuşmalarında Kürdistan’ın özgürleşeceğine olan umudunu yineler ve şöyle der: “En büyük isteğim, Kürdistan’ın bağımsızlığıdır. Kürtler asla ulusal davaya ihanet etmemeli. Ölürsem, beni Kürdistan topraklarına gömün. Ancak beni Amêdiyê mezarlığına gömmeden önce bedenimi Kaniya Mala suyunda yıkayın ve ardından da Kürdistan’ın toprağının kalbine gömün beni...”
ESERLERİ
Kürt müziğine büyük hizmetlerde bulunup değer katan Tehsîn Taha, 8 albüme imza atar. Bu albümlerinde 100’e yakın şarkı bulunuyor. “Aso” ve “Rabe Cotyar” adlı albümleri, vefatından sonra Kom Müzik tarafından yeniden basıldı, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki müzikseverlere ulaştırıldı. Eserlerinin birçoğu Kürt sanatçılar tarafından da yorumlanırken, o da ‘Türkleştirme’ politikasından nasibini aldı. Zira İbrahim Tatlıses’in şöhreti yakaladığı “Ayağımda Kundura” parçası, aslında Tehsîn Taha’nın “Min Xem Deryayeke Kûr e” isimli şarkısının Türkçeleştirilmiş halidir.
Kaynakça:
Med TV, Medya TV ve Roj TV arşivleri
Azadiya Welat gazetesi
Kom Müzik
Mehmûdê Timoqî'nin araştırmaları
Kürtçeden çeviri: Aziz Oğur