
Tüketim ideolojikleşti
Tüketimin de ideolojikleştirildiği günümüzde AVM'lerin de rolüne değinen Tuncel, bu merkezlerin büyük kapatılma alanları olduğunun altını çiziyor.
Tuncel, AVM'lerin panoptikan yapısıyla gözetlemenin tam anlamıyla yerine getirildiği bununla birlikte tüketim arzusunu hareketlendiren bir mimari olduğunu kaydediyor. Tüketimin artık ihtiyaçlar üzerinden yürümediğini de belirten Tuncel şunları belirtiyor: "Bugün neredeyse hiç kimse sadece ihtiyaçları ile yetinmiyor. Sistemin insan ruhunda yarattığı boşluk şişirilmiş, pohpohlanmış bir boşluk. Burada özne ile nesnenin yer değiştirmesi söz konusu. Özne önce kendini özgür hissediyor, sonra vitrine bağlı yaşayıp gidiyor. 10-12 saat çalışıp geri kalan zamanını alışveriş özgürlüğüne bırakıyor."
İktidar mimariyle var oluyor
Kapitalist birikim süreci kendine özgü bir mekan düzenlenmesi yaratırken her dönem kendi iktidar anlayışını mekana yansıttığının altını çizen Tuncel, "İktidar mücadelesinin mekan üzerinde ki örgütlenmesinin yöntemleri her gün yeni form ve biçim kazanıyor. Kent için çıkarılan yasalar, dönüşüme konu olan alanlar hep daha fazla kâr üzerine kuruluyor" diyor. Konunun daha iyi anlaşılması için Mısır örneğini veren Tuncel şunları ifade ediyor: "Mısır'da mimari bir düzenlemeye gidilmiştir. Önce Kahire caddeleri kamusal alan halinde tasarlanmış ve yıkılıp inşa edilmiştir. Yeni mimari ile yerel halka yeni bir kamusal davranış modeli eski yaşam kültür alışkanlıklarının yerine ikame edilmiştir. Yani Mısırlılar çerçevelenen hayatlar içinde denetim altına alınmıştır."
Kültürler ehlileştiriliyor
Türkiye'deki iktidarın mekanlar üzerinden kontrol ve tahakküm altına alma sürecinin en etkin görüldüğü ülkelerden olduğunu da kaydeden Tuncel, İstanbul başta olmak üzere Kürdistan ve Türkiye'nin birçok ilinde kentsel dönüşüm projeleri ile kontrol altına alma sürecinin yürütüldüğünü söylüyor. Kâr hırsının yanında kendisine tehdit olarak gördüğü alanları dönüştürmeyi amaçlayan iktidarın, seçtiği alanlarda ise daha çok Kürtler, Aleviler ve Romanların yaşamasının anlaşılır olduğunu vurguluyor. Medya eliyle, bu mahallerde yaşayan insanların kriminilize edilerek bir takım merkezi projelerle potansiyel suçun önlendiği algısının yaratıldığını da belirtiyor. Tuncel, bu projelerin şehirde kendi kültürlerini bir arada yaşayarak koruyan toplulukları dağıtıp ehlileştirme ve asimile etme çalışmaları olarak kilit bir noktada durduğunu ifade ediyor.
TOKİ asimilasyon kurumu
Kentsel dönüşüm ve toplu konut projelerinin merkezi iktidarın Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nda (TOKİ) yürütüldüğünü de kaydeden Tuncel, devletin, Kürdistan'da sürdürdüğü asimilasyon politikalarının bir ayağının TOKİ olduğunu ifade ediyor. Tuncel, toplu konut projeleri ile devletin, Kürdistan'daki köyleri kontrol edebilmek için bir takım projeler yürütüğü görüşünde. Aynı zamanda ülkenin doğal dokusundan uzak gerçekleştirilen mimari yapıların iktidarın mekansal örgütlenmesiyle parallelik gösterdiğini tezliyor. Son olarak da iktidarın bütün bu projelerine karşı Foucault'un şu sözünü hatırlatıyor: "İktidarın olduğu her yerde direniş vardır."
ÖNDER ELALDI