• Ekonomist Özgür Müftüoğlu, Merkez Bankası’nın yüzde 2’lik faiz indiriminin iktidardan bir kesimi zenginleştirmek için yaptığını söyledi. Müftüoğlu, “Seçime odaklanmak yerine emekçilerin örgütlü mücadeleyi daha da güçlendirmeleri gerekir” dedi. 

 

MASİS HESKİF / ANKARA

Ekonomist Özgür Müftüoğlu ile ülkedeki ekonomik kriz ve yarattığı sonuçları konuştuk. Merkez Bankası’nın faiz oranını yüzde 18’den yüzde 16’ya indirmesine değinen Müftüoğlu, 83 milyon nüfusa sahip bir ülkenin en temel ihtiyaçlarını dahi dışarıdan temin etmek zorunda olduğunu hatırlatarak,  TL’nin değer kaybetmesinin büyük kriz olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, “Son 20 yılda bu neoliberal politikalar daha da arttı. Buğdaydan fasulyeye, tavuğa birçok temel ürün yurt dışından döviz ile alınıyor. Diğer yandan Türkiye enerji ihtiyacında her bakımda tamamen dışa bağımlı bir ülke konumunda. Böyle bir ülkede dövizin yükselmesi, TL’nin değer kaybetmesi bütün temel tüketim mallarının ya da üretimde ara mal olarak kullanılan ürünlerin fiyatını arttıracaktır" dedi.

Bir kesimi zenginleştirmek için

Bu durumun beraberinde özellikle gıda başta olmak üzere birçok ürünün fiyatının yükselmesine ve var olan yoksulluğun daha da derinleşmesine neden olacağının altını çizen Müftüoğlu,  "Bu bilindiği halde Türk Lirası’nın değer kaybettirecek bir hareket olarak faizin indirilmesi bilerek yapılmıştır. Bu siyasi iktidarın Türkiye’deki yoksullaşmayı derinleştirme ve yaygınlaştırma politikasından biri. Halk yoksullaştıkça aynı zamanda birileri döviz üzerinden büyük kârlar elde ediyor. TL’nin değer kaybetmesinden kârlı çıkan kesimler de var. İktidarın bu kesimlerin çıkarlarını gözettiğini ve bu indirimin bilerek yapıldığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Sorumlusu siyasi iktidar

Krizin sosyal sonuçlarına da işaret eden Müftüoğlu, Türkiye’de işsizliğin, yoksulluğun, açlığın daha da derinleşeceğini ciddi bir problemle karşı karşıya kalınacağını kaydetti. Müftüoğlu, “Bundan sonra karşılaşacağımız işsizlik, açlık, yoksulluk gibi sorunların kaynağının net olarak siyasi iktidardan kaynaklandığını bilelim ki bu faiz indirimleri de bunun çok net örneğidir. Bu durum toplumun çıkarına olmadığı halde siyasi iktidar neden böyle bir şey yapıyor diye sorarsak, orada da meseleyi demokrasiye getirmek lazım. Çünkü ülkede bir tek adam rejimi var, o ne derse o oluyor. Dolayısıyla toplumun diğer kesiminin çıkarlarının gözardı edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız” dedi.

Emekçi, üretici, çiftçiye zarar

TL’nin değer kaybetmesinin iktidarın beslediği bazı kesimler için avantaj olacağını kaydeden Müftüoğlu, emekçiler açısından durumun acı olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, “Emekçiler açısından şöyle bir durum var; bütün maliyetler artıyor ama Türk parası değer kaybettiğinde artmayan tek bir şey var; o da emek maliyeti. Emek maliyeti Türk parasıyla, diğer tüm hayati gereksinimler dövizle alınan şeyler. Dolayısıyla yük tamamen emekçilerin sırtına biniyor" diye konuştu. Bunun da sonuçları olacağının altını çizen Müftüoğlu, şöyle devam etti: "Emekçiler daha da bastırılacak, emek üzerindeki denetimler daha da artırılacaktır. Daha acımasız çalışma koşulları dayatılacaktır. Buna karşı emekçilerin örgütlenmek, mücadele etmek gibi girişimleri olduğu zaman da bunları en şiddetli şekilde baskı altına alınacaktır. Dolayısıyla bu sürecin doğrudan muhatabı elbette ki emekçi kesimler, küçük üreticiler, çiftçilerdir."

Muhalefetin ekonomi politikası nedir?

Müftüoğlu, ekonomik kriz ve seçim ilişkisine de değindi. Müftüoğlu, krizin bitmesi için seçimlerin tek başına yeterli olmayacağı görüşünde. “Elbette ki iktidar değişikliğinin ekonomiye olumlu tarafı olacaktır” diyen Müftüoğlu, mevcutta 19 yıldır aynı iktidarla kötü yönetilen bir ülke gerçeği olduğunu söyledi. Toplumun ciddi acılar çektiğini de sözlerine ekleyen Müftüoğlu, “Özellikle anti demokratik uygulamalar toplumda ciddi bir sorun haline geldi. İktidar değişiminde rahatlama elbette olur, ancak bunun yerine gelen acaba bundan daha farklı politikalar mı izleyecek, sorusu düşündürüyor. Bugün muhalefetin ekonomik programı çok önemli. Ne yapacaklar? Elbette ki daha demokratik bir rejime geçeceklerini söylüyorlar ama esas olarak krizden çıkış için bir çözüm olacak mıdır?” diye sordu

Sendikaların hali son derece kötü

"Onun yerine gelecek olanlar emek, doğa sömürüsü üzerinden sermaye birikimi sağlama politikasını devam ettirirse çok da büyük bir fark olmayacaktır" diyen Müftüoğlu, dolayısıyla seçime odaklanmak yerine özellikle emekçilerin örgütlü mücadelesini güçlendirmenin önemli olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Bugün sendikaların hali son derece kötü. Dolayısıyla bugün mücadele alanı oluşturmadığınız zaman emekçiler yönünden kim iktidara gelirse gelsin bunun bedelini emekçiler ödeyecektir.”