Propaganda çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar. Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir. Genellikle politikada kullanılır ve hükümetler ve politik partiler tarafından desteklenir.
İktidarın sayısız tonu ve birçok yüzü vardır; vapurlar, gazeteler, sokaklar ve billboardlar gibi. Biz işaret edelim ne kadar anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da.
Bir örneğiyle Nazi Almanya’sı sırasında kurulan halkı aydınlatma ve propaganda bakanlığı adı altında kurulan bakanlığın ta kendisi bizim yaşadığımız topraklarda bir hükmetme modeline dönüşmüştür.
Tüm propaganda teknikleri yeniden uyarlanarak tüm yaşamın içine sızdırılıyor. Bir korku inşasına girişen egemenler daha çok servet daha çok biat için bu fırsatı çok iyi okuyup değerlendiriyorlar.
Malum bir örnek olarak Kadıköy Vapur iskelesinde yapılan Kobanê dayanışması için vapur işgal eylemi. Birçok defa vapurlarda ve taşımacılık sisteminde oluşturulmuş zaman cetveline uymayan keyfi kalkış ve duraklama durumları oluşur. Bu durumda kimseler sesini çıkarmaz. Ayrıca bir diğer büyük mesele her gün bir başka şekilde gelen zulüme, talana, zamlara gıkı bile çıkmayan insanlar dönüp insanlara ya sev ya terket diyorlar. Algıların donmuşluğu ya da dolmuşluğu mu acaba.
Bir zamanlar kendi topraklarımızdan zor’la ve köylerimizin yakılması sonucu geldiğimiz bu büyük şehirlerde duyduğumuz bu kin, nefret ve ölümlerden sonra hemen bürokratlar kardeşlik imajı, yurt sevgisi, devletin kucaklayıcılığından dem vurmakta. Aslında sürpriz olmayan tam da yazılanın okunduğu durum gerçekleşmekte. Tüm bu durumları, keşmekeşi gene yapılan eylemlere bırakan vatandaş.
Gene emeğini satarak geçinen bir işçinin iş çıkışı Levent'te bindiği balık istifi otobüsün hareket etmeyip köprüde eylem var asparagasıyla beklediği ve ardından yükselen seslerin ardından devam ederek yolda oluşmuş araç kazasının hiç yaşanmadığı, görmesine rağmen görmeyerek onu da sineye yazarak kendi savaşına yeni bir sayfa eklemeye devam eden vatandaş. Ayrıca son zamanlarda oluşan bu havada tüm mahallelerde bir yaygara başladı. Her olay her mevzu savaştan kurtulup canını, çocuğunu kurtarmış bir şekilde zor’la kendi topraklarını bırakıp buralara gelen insanlara dokunur oldu. Hırsızlıkların, cinayetlerin, gaspların, yalanların artık bir adı var…
Ayrıca hükümetin Arakan sevdasının (Rohingya halkının yaşadıkları zulümü görmüyoruz gibi bir duruma gelmesin) bir parçasını bile yapmaya yeltenmediği bir körler sağırlar birbirini ağırlar durumu oluşması bir şekilde çelişik ve karmaşık bir düzensizliği tariflediğini ayrıca medya araçlarıyla bu durumu da göstererek bir hizaya getirme algı operasyonuna da dönüştü. Yeni güvenlik yasaları ve bu alanlara yeni araçlar ve polis atamaları bunu gösteriyor. Bugün bile egemen dilde, gerçekleşen eylemlerde Kobanê bahanesiyle eylem tanımlamasıyla tüm dayanışmayı sloganlaştırırarak bir boşluğu, ifadesizliği yansıttığı örgütleniyor. İnsanların bir muz cumhuriyetinde yaşadığı çiziliyor.
Devletin resmi yayınlarında özellikle yazılı argümanlarında Kobanê, Ayn al-ʿArab olarak yazıldı ve çizildi. İşte hal böyleyken Muz cumhuriyetimizin yeni Halkı Aydınlatma ve Propaganda seferberliği böylece başladı.
Öyle bir yerdeyiz ki yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe…