Hazırlayan: Tuğçe KARA

“Kadınlar olarak bu hayatta yaptığımız en büyük kariyer sizin iktidarınızı yıkmak olacak.”


15 Haziran 1961 yılında Elazığ’da doğdu. İlkokul ve lise eğitimini Elazığ’da tamamlayan Kışanak, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ndeki ikinci yılında gözaltına alındı. 12 Eylül Darbesi’nde gözaltına alınan Kışanak tutuklandı ve iki sene Diyarbakır Cezaevi’nde kaldı. Darbe döneminde Kürt halkının hafızasından silinmeyen zulümlerin yaşandığı cezaevinin tanıklarındandı. Cezaevinden çıktıktan sonra Ege Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. Yıllarca Kürt basınında çeşitli görevler aldı. Birçok gazetede çalışan Kışanak, siyasete 2007 yılında Demokratik Toplum Partisi ile başladı. Parti kapatılınca 2009 yılında Barış ve Demokrasi Partisi’ne geçti. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan 2011 Türkiye Genel Seçimleri’nde BDP’nin desteklediği bağımsız aday olarak Siirt’ten milletvekili seçildi.


İlk üç ay tecritte kaldı

2014 yerel seçimlerinde 400 bin oy alarak, BDP’den Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı oldu. Bu parti de kapatılınca HDP’ye geçiş yaptı. 25 Eylül 2016 tarihinde ise gözaltına alındı. Bir yılı aşkın süredir tutuklu olan Kışanak, Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde. Kışanak, tutuklanmadan bir süre önce, bu cezaevinde kadın tutsaklar için özel bir blok oluşturulmuş ve Kışanak da tutuklandıktan sonra o bloğa yerleştirilmiş. Blok, F Tipi olarak düzenlenmiş, koğuşlar üç kişilik. Kışanak, tutuklandığı zaman ilk üç ay tek başına kaldı, ardından yanına Edibe Şahin ve Nurhayat Altun getirildi. 


8 Mart, 25 Kasım da suç!

Kışanak için hazırlanan iddianamede otuzdan fazla suçlama konusu var. Bunlardan bazıları 8 Mart mitinglerindeki konuşmaları, 25 Kasım kadın yürüyüşleri ve Newroz miting konuşmaları. Hatta 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan işkenceleri kınayan basın açıklamasına katılmak da, Kışanak’ın iddianamesinde yer alan “suçlardan” biri. Birebir, o cezaevinde yaşanan işkencelerin mağduru olduğu halde...


Mektup Adresi:

Gültan Kışanak

Kocaeli F Tipi Cezaevi / Kocaeli




Kelepçeli  muayeneye direniyor



Yüzlerce tutsağın ölüm sınırında olduğu hapishanelerde, tutsakların tedavileri sürekli engelleniyor. OHAL’den sonraki uygulamalarla, hasta tutsakların ilaçlarını alma ve hastaneye gitme şansları daha da az. Tutsakların sağlık durumu ve tedavileri, yönetimin inisiyatifine ya da keyfine kalmış. Edirne F Tipi İnfaz Kurumu ise, kötü uygulamalarıyla nam salmış hapishanelerden yalnızca biri. 

Serdar Arslan, Edirne F Tipi’ndeki hasta tutsaklardan. 1995 yılında tutuklanmış ve müebbet hapis cezası almış. 22 senedir cezaevinde. 1996 yılında cezaevinde işkenceye maruz kalmış. Göğsüne aldığı darbelerden dolayı, göğüs kafesindeki kemiklerinden biri çatlak ve bu, diğer hastalıkları da eklenince Arslan için hayli zorlayıcı bir durum. Nefes alma güçlüğü çekmesinin yanı sıra, günlük yaşamı da bu durumdan hayli etkileniyor. Arslan’ın 2008 yılında ise safra kesesinde tümör oluşmuş ve ardından safra kesesi alınmış. Arslan, şu an, beyin damarında pıhtılaşmadan kaynaklı tıkanma ve böbreklerindeki kistler yüzünden tedavi görüyor. 


‘Bakarak’ teşhis koydu

Tedavi için gittiği Sultan I. Murat Devlet Hastanesi’nde heyet rapor düzenlemiş; ancak raporu kendisine vermemiş. Verilen raporun kabul edilmediğini hapishane reviri bildirmiş Arslan’a ve ardından, yeniden Trakya Üniversitesi’nin hastanesine götürülmüş. Hastanede, Arslan’a kelepçeli muayene uygulaması dayatılmak istenmiş; ancak Arslan bunu kabul etmeyeceğini ve gerekirse muayene olmayacağını söylemiş. Arslan’ın haklı ısrarı sonucu kelepçe açılmış fakat bu sefer de hastanede MR cihazı olmadığı için, doktor “bakarak” muayene ettiği hastasına sözlü bir teşhis koymuş. 


Sağlığı kötüye gidiyor!

Hapishane koşulları, Arslan’ın sağlığını her geçen gün daha kötü etkiliyor. Arslan’a göre, hem hapishanelerin mimari yapısı hem de siyasi tutsak olduğu için hastanede gördüğü kötü muamele onu iki boyutlu etkiliyor. Siyasi tutsak olduğu için hastanede, ırkçı ve milliyetçi tutumlarla karşılaşıyor Arslan. Bazen hastanede kelepçesi açılmıyor ve Arslan da kelepçeli muayeneyi kabul etmediği için muayene olmadan hapishaneye geri dönüyor. Hastane sevklerinde de her zaman farklı bir doktorla karşılaştığı için tedavisi hiçbir zaman normal seyrinde ilerleyemiyor ve bu durum da Arslan’ın hastalığına hastalık eklemeye devam ediyor. Hastalığa ilişkin bilgi ve belgeler (MR, tomografi, ultrason, kan tahlili, doktor raporları vb.) istenildiğinde de ne tutsağa ne de aileye herhangi bir bilgi veriliyor. 


Mektup Adresi:

Serdar Arslan

Edirne F Tipi İnfaz Kurumu / Edirne