Yeni bir kategoriye isim koymuş değilim:
30 Mart seçimlerindeki "Kürt dostu" adreslere değinmek istiyorum:
Hasan Cemal, "dost" gibi durdu.
Sonra oyunu, kemalist CHP’ye vereceğini ilan etti.
Şaşırmadım.
Aslında açmak istediğim kimlik, gelneksel kemalistlere dayanan "kolonizatör"lerle ilgili değil. Onlara alışmıştık.
Gizli daha başka, yeniden yapılanan bir kimlik, son on yıldır Kürtler’i arkadan bıçaklayan tarihi bir "pusu" kurmaya devam ediyor:
Eski "solcu, ilerici, sosyalist".
"Kürt dostu".
Ancak AKP’li.
Kürt halkının ve Kürt Hareketi’nin kazanımlarını "görüyor" olduğunu ifade ediyor.
Ancak başarının "mimarı" olarak AKP’yi gösteriyor.
Nedeni?
AKP’nin kemalizme karşı olması…
AKP’nin akan kanı durdurması…
Ve AKP’nin "süreci" başlatması ve devam ettirmesi...
Bunları savunan ve söylemlerinde "ilerici" olanlar, seçimlerde Kürtler’in işgali sona erdirmek üzere yola çıkan partilerine oy vermediler.
AKP’ye oy verdiler.
Kolonyalist partinin daha fazla oy alması için seferler oldular.
Kürtler oylarını bir milyona yakın arttırdıklarında sevinmediler.
AKP’nin "seçim zaferi"ni kutladılar.
Demitaş’ı değil, "Roboskî Tayyip"i desteklediler.
Baydemir’i değil, Arınç’ı ön plana çıkardılar.
Kışanak’ı değil, Balkon‘daki Firt Layd’yi alkışladılar.
Devletin bir partisini, hükümet icraatını desteklediler.
Ve sonuçta kolonyalist durdular.
"İlericiliği" de bertaraf etmediler.
"İlerici" kolonyalist oldular…
II.
Mahallli seçimler sona erdi.
Ama seçim devam ediyor.
Kürtler’in bir kesiminin hala kendi ülkelerini işgal eden bir ülkenin partilerine oy vermesi, mahalli seçimlerin bir türlü sona ermeyen "tarihi yenilgisi"dir.
Bir Filistinli'nin eğer seçime katılma şansı olsa, Ramallah’da bir İsrail partisine oy vermesi mümkün olur mu?
Gültan Kışanak’ın ilk toplantısı "Parlamento toplantısı" olarak adlandırıldı.
Devrim’in kazanımıdır.
Kürtler, Ankara’ya rağmen, kendilerini yönetecek mekanizmalar yaratacaklar.
Ankara itiraz edecek.
Kürtler’i durdurmaları mümkün değil.
Dalga derinden geliyor.
Ancak, Diyarbekir’de hala, adı ne olursa olsun işgalci ülkeyi temsil eden AKP’ye oy verilmesi, Kürtler’i zafere taşıyan tarihte devam eden "kırılma" oluyor.
Şeyh Said’in merkez seçtiği Bingöl’ün "Genç" İlçesinde, AKP’nin kazanması, kırılan tarihin hala tamirde olduğuna işaret ediyor.
Urfa’daki yükseliş, gelecekte manzaranın Kürt Parlamentosu lehine değişeceğine işaret etmektedir.
"Roboskî Tayyip" "hendek savaşı"na hazırlanıyor.
Ancak, Rojava’da, rol oynamak isteyen Kürt partilerinden "Kurt" çıkaramayacaklar.
Kürt tarihindeki "acı tecrübeler", Türkiye’nin Kürdistan’daki kirli oyunlarına "eyvallah" diyecek bir Kürt opsiyonunun olmadığını gösterecek.
Umutluyum: Kazanan Diyarbekir olacak!