
Suriye konusunda hemfikirler
Başbakan Merkel ve ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Parti'nin Başbakan adayı Peer Steinbrück beklendiği üzere Suriye konusunda aynı görüşteydiler. Merkel, Suriye ile ilgili bir soruya karşılık Almanya’nın bu ülkeye yönelik bir askeri müdahaleye katılmayacağını söyledi. Almanya’nın bu konuda siyasi sürecin harekete geçmesi için elinden geleni yapacağını belirten Merkel, G20 Zirvesi çerçevesinde Suriye konusunda görüşmelerde bulunacağını söyledi.
Yunanistan'a yardım sürecek
Yunanistan’a yönelik olası yeni bir yardım paketi konusuna da değinen Merkel, bu ülkenin yeni pakete ihtiyaç duyabileceğini ancak bunun miktarının ne kadar olacağını şimdilik kimsenin söyleyemeceğini belirtti. Merkel, bu ülkedeki gelişmelerin nasıl olacağının da bilinmediğine değinerek, Yunanistan’ın, Euro Bölgesi'ne şartların yerine getirmeden alındığını aktardı. Merkel, Almanya’da son dört yılda durumun iyi olduğunu belirterek, ülkesinin 2015 yılında yeni borç almayacağını, SPD ve Yeşiller Partisi'nin vergi yükseltme planlarının şimdiki durumu iyileştirmeyeceğini aksine daha da kötüleştireceğini savundu.
Steinbrück Patriotlara değindi
SPD’nin başbakan adayı Steinbrück de seçimi kazanması durumunda Almanya’nın Suriye’de bir askeri müdahaleye katılmayacağını belirtti. Steinbrück, böyle bir müdahalenin insanların durumunu iyileştirmeyeceğini ve şiddeti sona erdirmeyeceğini söyledi. Türkiye’de konuşlandırılan Patriot füze sistemleriyle ilgili de Steinbrück, başbakan olması halinde Alman askerlerinin hiçbir şekilde bir askeri müdahaleye katılmamasını sağlayacağını vurguladı. Yunanistan’a yapılacak olan mali yardım konusunda hükümetin açık konuşmadığını ifade eden Steinbrück, hükümetin Euro krizinde ortaya koyduğu politikayı da eleştirdi. Hükümetin vergi politikasına da tepki gösteren Steinbrück, kendi hükümeti döneminde yüksek gelirlilere yönelik vergilerin artırılacağını belirtti.
Düello nasıl yansıdı?
Seçim kampanyası boyunca bundan sonra karşı karşıya gelmeyecek Merkel ve Steinbrück’un 90 dakika süren düellosunun seçmene nasıl yansıdığı ve tartışmanın galibinin kim olduğu sorusuna cevap arandı. Alman ikinci televizyon kanalı ZDF’nin anketinde izleyicilerin yüzde 40’nın Merkel’i, yüzde 33’ünün Steinbrück’ü önde, yüzde 27’nin ise iki siyasetçiyi eşit düzeyde gördükleri kaydedildi. Özel televizyon kanalı RTL’in yayından hemen sonra yaptığı ankette de Merkel’i destekleyenlerin oranı yüzde 44, Steinbrück’ü önde görenlerin oranı ise yüzde 43 oldu. Alman birinci televizyon kanalı ARD’nin anketinde ise izleyicilerin yüzde 49'u Steinbrück’ü Merkel’den "daha inandırıcı" bulurken, Merkel’in oranı yüzde 44’te kaldı. Anketlere göre televizyon düellosu geçen seçimlerde Almanların üçte birinin seçim tercihlerinde önemli rol oynadı. 2009 yılında Merkel ile SPD'nin o dönemki başbakan adayı Frank-Walter Steinmeier arasındaki seçim düellosunu yaklaşık 14 milyon kişi izledi. 2005’te Merkel ile dönemin başbakanı Gerhard Schröder arasındaki televizyon düellosunda ise seyirci sayısı yaklaşık 21 milyon olarak tespit edildi.
BERLİN
Seçim havası yok
Almanya'da seçimlere günler kalmasına rağmen partilerin seçim kampanyaları heyecansız hatta sıkıcı. Bunda Başbakan Merkel'in görece olarak "iyi bir başbakan" olarak görülmesi, hükümetin, muhalefetin seçim vaatlerini pragmatist bir şekilde kendi programına alması, (Örneğin; şimdiye kadar nükleer enerjiden yana olan Merkel, Japonya'daki büyük depremin ardından Fukuşima nükleer santralinin tehlike saçmasıyla, çok hızlı bir şekilde karar alarak Almanya'nın toplam 12 nükleer santralden 11'inin 2022 yılına kadar kapatılmasını kararlaştırdı. Şimdiye kadar evsahiplerini koruyan yasalarda ısrar eden hükümet, Almanya'da kiraların orta gelir gruplarının bile giderek ödeyemeyeceği seviyelere ulaştığı şikayetlerinin artmasıyla kiralara üst sınır getireceğini açıkladı. Yine iktidarının son senesine kadar asgari ücrete bir türlü razı olmayan, asgari ücretin ilgili sektör tarafından toplu sözleşmelerle karara bağlanmasından yana olan Merkel, bu konuda da fikrini değiştirmiş görünüyor), yine dış politika konusunda muhalefet ile iktidarın birbirinden çok da farklı bir argümanı olmamasının da katkısı oldukça büyük.
Katılım düşük olabilir
Öyleki son anketlere göre seçmenlerin yüzde 30'una yakın bir bölümü, herhangi bir tercihi olmadığı için sandığa dahi gitmeye niyetli değil. Yani sandığa gidenlerin oranı yüzde 70'lerde kalabilir. Anketlerdeki öteki veriler ise Merkel iktidarının kurulacak bir koalisyon hükümetiyle devam edeceğine işaret ediyor.
Steinbrück'e tepki var
Bazı anket sonuçlarına göre ise SPD bu seçimde, 2009 yılındaki seçimlerde 1949’dan bu yana aldığı en düşük oy oranı olan yüzde 23’ü dahi yakalayamayabilir. Zira sol seçmenin özellikle SPD’nin başbakan adayı Peer Steinbrück’e yönelik ciddi rezervleri bulunuyor. Bu yılın başında başbakanların maaşının (17 bin Euro civarında) az olduğunu söylediği için toplumdan ciddi tepki gören Steinbrück, maliye bakanlığı yaptığı dönemlerde hakkındaki bazı suçlamalar nedeniyle de tartışma konusu olmuştu. Steinbrück faktörü nedeniyle SPD içinde ciddi rahatsızlıklar olduğu ve parti üyelerinin seçim çalışmalarını moralsiz bir biçimde sürdürdüğü de iddialar arasında.
CDU/CSU-FDP koalisyonu
Altı anket sonucuna göre ise iktidar ortakları CDU/CSU-FDP’nin oluşturduğu 'Siyah-Sarı Koalisyon’un tekrar başa gelmesi şaşırtıcı olmayacak. Zira anketlerde CDU/CSU yüzde 39 ila 41, FDP yüzde 6 ila 7, SPD yüzde 23 ila 26, Yeşiller yüzde 11 ila 14, Die Linke yüzde 7 ila 8, FDP yüzde 5 ila 7, Korsanlar yüzde 2-3, AfD yüzde 3 ve diğerleri yüzde 3 oy alacak.
Sol oylarını arttırıyor
Anketlere göre Sol Parti'nin (Die Linke) son iki yıldaki kısmi gerilemelere rağmen yeniden sol seçmenin adresi olması ihtimali de yüksek. 2009 yılında yüzde 11,9 oy alarak solun ikinci ve Federal Meclis'in (Bundestag) dördüncü partisi olan Die Linke, iki yıl aradan sonra anketlerde ilk kez yüzde 10 oy oranına ulaşmış bulunuyor. Die Linke özellikle çalışan haklarının korunması, asgari ücret, sosyal devletin korunması, bankacılık sisteminin kontrol edilmesi, parasız ve eşit eğitim, dış politikada ABD ve NATO ekseninin terkedilmesi gibi net ve ikirciksiz politikalara sahip. Partinin son haftalarda yürüttüğü iddialı seçim kampanyasının 22 Eylül’de daha iyi sonuçları beraberinde getirmesi de sürpriz olmayacak. Ancak, sol bir hükümet kurulabilmesi için SPD, Yeşiller ve Die Linke’nin aynı koalisyonda buluşmaları gerekiyor ki, bu da şimdilik ihtimal dışı.