PKK ile Türk devletinin savaşında iddialı olan ama yenilgiler tadan Türk eski genelkurmay başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ, CNN Türk’deki konuşmasında; ordunun Kürdistan’da kentlere inmesinin ağır sonuçları olduğunu söylüyor. Başbuğ, Türk ordusunun daha önceki süreçlerde Kocaeli’nde askerlerin Kürdistan’daki kent savaşlarına ilişkin eğitildiğini, ancak Kürtlerin, Rojava özellikle de Kobane’deki başarılarından sonra önemli bir tecrübeye sahip olduğunu itiraf ediyor. Son aylarda Kürt kentlerindeki çatışmaların devlet için önemli riskler oluşturduğunu da belirtiyordu İlker Başbuğ.
Sonuç olarak İlker Başbuğ, Türk devletinin Kürdistan’daki varlığının yapısal olarak tartışmaya açıldığını ve askerin sonuç alamadan şehirlerden çıkamayacağını ifade etmesi, devletin savaşı tırmandıracağını gösteriyor. Zaten Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun kendini kaybedercesine açıklamalar yapması da Türk devletinin içine girdiği zorlanmayı göstermesi açısından önemli.
Çünkü, PKK önderlikli Kürt isyanı, Kürtlerin tarihi boyunca en uzun süreli ve en sonuç alıcı isyanı olmuştur. Bu son isyanın karakteri de öncekilerinden nitelik-nicelik ve ideolojik ve politik olarak farklıdır. Mahalli değildir. Tek bir sınıf ya da toplumsal tabakanın temsili ile gelişmiyor. Kürdistan’ın bütün parçalarını, toplumun bütün katmanlarını kapsadığı için her hareketi toplumu derinden etkiliyor, değişime uğratıyor. Çünkü bu isyanın öncülüğü gençlik ve kadındır. Dolayısıyla klasik ulusal kurtuluş savaşlarının ya da dar sınıf hareketlerinin dayandığı bir sınırlı yapıdan çok toplumun topyekün temsilini içermektedir.
Dar ulusal kurtuluşçu da değildir. Ulus-devlet eksenli bir kurtuluş paradigması yerine toplumsal kurtuluş ve özgürlüğü esas alan özelliği ile de akışkan, değişken ve her hamlesi ile gelişim gösteren bir karakterdir.
PKK önderlikli bu Kürt isyanı, sömürgeci TC devletinin ise gücünü askeri alanda kırıp, siyasal ve ideolojik olarak iflasa sürüklemiştir. 15 Ağustos 1984’de başlayan gerilla mücadelesi TC’nin Kürdistan’daki sarsılmaz askeri gücünü önce teşhir edip daha sonra da kırmıştır. Gerilla, toplumdaki devlet ve asker korkusunu silmiştir.
Kürt isyanının şimdi geldiği aşama ise 40 yıllık gerilla öncülüğündeki mücadelenin toplumsal karakter kazanmış, politik olarak bilinçlenmiş, siyasal ve toplumsal olarak güçlü bir örgütlülüğe sahip bir durumdu.
PKK’nin kurucusu ve önderi Abdullah Öcalan; “Özgürlüğü için savaşan bir halk gerçekliği bilincinin Kürt toplumunda oluşmasını” çok önemsemiş ve savaşa göre kendisini örgütleyecek bir düzeye kavuşmasını istemişti. Suriye krizi ile ortaya çıkan, Türk devletinin bütün taktik ve stratejik hileleri ile Kürtlere karşı politika oluşturduğu dönemde de Öcalan; “Savaşan halk gerçekliği” kavramını hiç gündeminden düşürmedi.
Şimdi işte Kürdistan’da Türk devletinin bütün baskı politikalarına karşı savaşan halk gerçekliğinin öfkeli bir şekilde kendisini dışa vurması yaşanıyor. Dar “hendek, barikat ya da kamu güvenliği, asayiş sorunu” olarak meseleyi tanımlayanlar ne toplumdan ne sosyolojiden, ne siyasetten ne de Kürt siyasetinden bir şey anlamamış gibiler. Bir kere PKK bir yerde direnişe başladı mı orada sonuç almadan asla çıkmaz.
Kobanê, Şengal, Hasekê, Maxmur’daki DAİŞ işgalinin kırılması ve sonuca gitmesi de PKK’nin direnişteki ısrarının sonucudur. Daha önemli bir örnek olarak PKK’nin Güney Kürdistan’a, Kandil’e, Doğu Kürdistan’a üslenmesi, bir bütün olarak gerillanın Kuzey Kürdistan’ın bütün dağlarına yerleşmesi de bu direnişinin sonucuydu. Diyarbakır Zindan Direnişi’ndeki başarı da, PKK’nin Avrupa’da örgütlenmesi de böyle okunabilir.
Şimdi Sur, Gever, Silopi, Nusaybin, Cizre, Kerboran, Derik başta olmak üzere Kürdistan’da ortaya çıkan bu yeni durumu, sözkonusu tarihsel örneklerle birlikte okumakta fayda var. Yani Kürtler kentlerdeki bu direnişi sonuca götürecek. Bunun bölgesel ve ulusal şartları var. En önemlisi de Türk devletinin başındaki Tayyip Erdoğan, Davutoğlu, asker ya da polisler istedikleri kadar efelensinler, kendileri açısından bir sonuç alamayacaklar. Devletin Kürdistan’daki sınırları siyasal, sosyal, askeri ve ekonomik olarak gerileyecektir.
Çünkü bu kentler öyle kırsal alanda operasyona çıkap geri çekilince sorun yokmuş gibi durum ortaya çıkarmayacak. Ödenen bu ağır bedellerin bir karşılığı olacak ve bu da Özgür Kürdistan kimliğinin kendisini kabul ettirmesi biçiminde olacaktır.