Ne olacak? Kobanê dünyada sempati kazanan son kent.
Postmodern dünyanın anti-kapitalist bloku nefes aldı.
İnsalcıl bir dünya, emek, eşitlik ve adalet için temel atan bir kanton Avusturalya’dan Amerika’ya kadar sempati kazanan aktüel kent Kobanê oldu.
Bu kantonun sakinlerinin çoğunluğu Kürtler.
Batı dünyasındaki ortanca toplumsal bileşim, belki de son yarım yüzyılda ilk kez toplumsal proje olarak "Rojava"yı destekledi.
Ancak;
Müslüman Arap ve Fars İslam dünyasının egemen olduğu çoğunluğun "sevmemekte" direndiği müslümanlar da "Kürtler".
Ters bakarsanız, müslüman egemenelerin yutmakta zorluk çektiği iki "millet" var:
Yahudiler ve Kürtler.
Türkiye tam da bu tarihi tabloda, kaybeden güç oldu.
Türkiye modern zamanların forslu "şamar oğlanı".
ABD Türkiye’yi "Kürdistan hamisi" olmaktan men eden açılımlara gidiyor.
Dışişleri politikasını İsrail’in çıkarlarını hesaba katararak biçimlendiren Almanya, Türkiye’yi bir tarafa iterek, Kürdistan’a siyasi yatırım yapıyor.
Peşmergeler Kürdistan’a gitti.
Bunun anlamı: ABD’nin 53. Eyaleti Güney Kürdistan Rojava’ya ortak oldu.
Kobanê artık, Türk emperyalizmine alternatif, ABD emperyalizmiyle tangoda ve kaderini sadece bir güçle boy ölçüşerek tayin etmeyecek.
Kobanê, rakip birçok gücün rol oynadığı bir bölgede, kaderini tayin etme şansına sahip.
Kobenê sisteminin ideallerinden ödünç vermeden yol alması için uygun tarihi bir zemin var.
Kaybeden Türkiye.
Kim bu Türkiye?
Türkiye kaybedecek; Kürdistan’da illegal olduğu için kaybedecek.
Son Cumartesi günü binlerin katıldığı Berlin-Kobanê yürüyüşünde, yürüyüşün ilk sıralarındaki yüzlerce çocuktan, yürüyüşün son sıralarında yaşları giderek yükselen katılımcılardan dinliyorum:
Türkiye Kürdistan’da illegal.
Ordusu illegal;
Generalleri, alay komutranlarından çavuşlarına kadar;
Yatırımcıları; kapitalistleri;
Valileri, kaymakamları;
Halk okulları;
Bankaları;
Okulları;
Kemalist öğretmenleri;
AKP’li/Gülen’li İslamı temsil eden mualimleri;
Kendilerini Kürtlerinkinden daha medeni gören solcuları;
Kürt komünistlerine hocalık yapma forsundan bir türlü vazgeçmeyen "Türk Komünistleri";
Koloni Kürdistan’ın kaybolmaması için çaba harcayan herkes, illegal.
Kolonizatör olmaktan vazgeçen, parmakla sayılı "Türk"ün olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Kürdistan’daki mücadeleye "sempati" göstermek işin sadece bir tablosuna işaret ediyor.
Ancak, "Koloni Kürdistan"dan feragat etmek asıl iş!
Bunu başaramayanların, Erdoğan ve Davutoğlu ile aralarına nasıl bir mesafe koyacaklarını merak ediyorum.
Kesinlikle Erdoğan ve Davutoğlu'ndan farklılar.
Ama "nihai karar"da, ayrılmıyorlar.
Defalarca yazıldı, tekrarlıyorum:
"Mutlak ayrılık"tan taraf olmayan Türkiyeliler, Kürdistanlı’ların yüzüne özgürce bakma hakkını elde edemezler.
Yabancısı olduğunuz toplumlarda illegal olmak ne demek?
Kendinizi ebediyen ipi çekilmeyen bir idam sehpasına mahkum olmak gibi birşey.
Tek yolu: o diyarlardan defolup gitmek…