• Zap’ın Kürt tarihinde yeni bir sayfa olduğunu belirten Murat Karayılan, “Hiçbir direniş, Zap’taki gibi 3 yıl, aynı mevzide sürmemiştir. İmkanları az ama iradesi, fedailiği büyüktür. Her bir tünelimiz, bir kaledir.”
  • “Şimdi savaşın en yoğun yaşandığı yer Bakur’dur. Kıyamettir. 26 gün boyunca direnen en son mermisine kadar fedaice savaşan Rêdur Sîser’in ve Ardem Ararat’ın, Destan Botan’ın duruşu Egîdliktir.”

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Sterk TV’de yayınlanan özel programa konuştu. Karayılan 15 Ağustos’un yıldönümünü selamlayarak, “15 Ağustos ruhu ve çizgisi bugün de Kurdistan’ın bütün eyaletlerinde, Bakur ve Zap’ta, Medya Savunma Alanları direnişinde yaşanıyor” ifadesini kullandı. Zap merkezli direnişe dikkat çeken Karayılan, Türk devletinin 3 yıldır Zap’ı işgal etmek ve oraya yerleşmek istediğini vurguladı. Sadece havadan ya da karadan bütün modern silah ve askeri araçlarla değil yürütülen bir savaş değil aynı zamanda yasaklı silahlar, kimyasal ve taktik nükleer bombalar kullanmasına, on binlerce asker ve korucuyu devreye koymasına ve KDP’nin de desteğini almasına rağmen başarılı olmadığına dikkat çekti.

3 yıldır aynı mevzide

Karayılan, “Şiddetli bir savaş var. Zap’ta bu 3 yıldır süren savaş sadece hareketimizin değil, Kürt halkının tarihinde de yeni bir sayfadır. Hiçbir direniş, Zap’taki gibi 3 yıl, aynı mevzide sürmemiştir. Üstelik karşımızdaki düşman modern silahların hepsini kullanıyor. Yani insana karşı insan savaşı değildir, ondan daha fazla teknoloji savaşıdır. Zap hattının her bir metrekaresine kim bilir kaç ton patlayıcı değmiştir” dedi.

Böyle bir teknik yönelimin karşısında direnen gerillanın Kürt halkı için gurur kaynağı olduğunu belirten Karayılan sözlerini şöyle sürdürdü:

İnanç, kararlılık ve taktik yenilik

“Bugün Kürt kız ve erkekleri dönemin teknolojisine karşı 3 yıldır bir irade savaşı yürütüyor. Bu savaşı ferdi silahlarla yürütüyorlar. Ve düşman girip işgal edemiyor. Bu, halkımız için gerçekten bir kazanımdır. Hem gerilladaki inanç ve kararlılık, hem yaptığı taktik açılım, geliştirdiği taktik zenginlik ve kendisinde yarattığı yenilik, bunun zeminini oluşturmuştur. Bugün yer üstünde hareketli ve yarı hareketli timlerle uzman tim savaş tarzı yürütülüyor. Yine yeraltı savaşı yürütülüyor. Geçmişte nasıl ki insanların aylarca ve yıllarca direndiği kaleler varsa, şimdi de bizim kalelerimiz yeraltı tünelleridir. Her bir tünelimiz, bir kaledir. Düşman bütün imkanlarını seferber etmesine rağmen bazılarını bir buçuk yıldır uğraşmasına rağmen düşüremiyor.”

Koruma değil aktif savunma

Karayılan savaşın sadece yer altı mevzileri etrafında yaşanan bir koruma savaşı olmadığını, arazide düşmana kayıp verdiren aktif savunmaya dayalı çetin bir savaş olduğuna vurgu yaptı. Son olarak Batı Zap’ta Girê Cudî alanındaki Türk ordusunun kayıplarına işaret etti.

İmkanı az iradesi ve fedailiği büyük

Türk Savunma Bakanlığı’nın kayıplardan sadece birkaçını açıkladığına dikkat çeken Karayılan, “Düşman itiraf etmiyor ama her gün ölüleri vardır. Bu bir hakikattir. Biz orada strateji geliştiriyoruz, taktik yöntemler geliştiriyoruz. Hem de imkanlar dengesiz olmasına rağmen kazanacağımızı belirtiyoruz. Evet; bir tarafın silahı ve sayısı çok fazla, diğer tarafın ise silahları ve sayısı azdır. Fakat imkanları az olanın iradesi büyüktür; aklı vardır, fedailiği vardır; yine davasında haklıdır. ‘Sonunda kazanacak olan biz olacağız’ diyoruz. Halkımız bilmeli; çok büyük direniş kaleleri vardır ve oralarda gösterilen sanat ve direniş, Kürt tarihinde altın harflerle yerini alacaktır.” HABER MERKEZİ

 

*****

Bakûr‘da kıyamet kopuyor

Murat Karayılan son yıllarda Zap, Metîna ve Avaşîn savaşlarının öne çıkmasına rağmen son 8 yıldır Bakurê Kurdistan’da savaşın aralıksız ve büyük bir şiddette devam ettiğini ancak Türk devletinin çok katı bir sansür uyguladığını, sadece özel savaş propagandasına hizmet eder biçimde gerilla kayıpları olduğu takdirde savaşın yansıdığını belirtti. Ağrı’daki operasyonu örnek gösteren Karayılan, “1930’lu yıllarda nasıl ki ordu her zaman bir operasyon halindeyse, tam 2 aydır aralıksız bir şekilde Agiri-Glîdax’da operasyon var ve birçok defa temas yaşanıyor. Kıyamettir. Ama hiç kaybımız olmadığı için Türk devleti bahsetmiyor” dedi.

Dönemin Egîdleri: Rêdûr, Ardem, Destan

Karayılan Garzan eyaletinde bir ay boyunca devam eden direnişin komutanları Rêdûr Sîser ve Ardem Ararat ve son olarak Nusaybin’de yüzlerce işgalciye karşı tek başına direnen YJA STAR gerillası Destan Botan’ı da anarak şunları söyledi: “Garzan’da 26 gün boyunca Hîzan etrafında adeta kıyamet kopardılar. Binlerce asker, onlarca helikopter, uçak, keşif uçağı, ajan, çete hepsi devreye girdi. Rêdur Sîser ve Ardem Ararat yoldaşların geliştirdikleri direniş ve gösterdikleri fedakarlığın dünyada belki benzeri azdır. En son Heval Rêdur’un etrafını sarıp ‘teslim ol’ dediler. Ancak heval Rêdur son mermisine kadar fedaice savaştı ve şehadete ulaştı. Kuşkusuz bu çok onurlu ve değerli bir şeydir. Egîdliktir. Fedakarlıkta bir yükseliştir.

Savaşın en yoğun yaşandığı yer

Şimdi savaşın en yoğun yaşandığı yer Bakur’dur. Hem Heval Rêdûr Sîser’in duruşu, hem Destan Botan’ın duruşu, dönemin çizgisidir. Destan Botan’ın, Rêdûr Sîser’in ve Ardem Ararat’ın duruşu, geçen sene Mêrdîn’de direnen, sonuna kadar savaşarak şehadete ulaşan Xebat ve Zana arkadaşların duruşunun bir devamıdır; ölçüdür. Adını söylediğim ve söylemediğim arkadaşlar; başta Leyla Sorxwîn, Canşêr Rojhilat, Xemgîn Serhat, Hêjar Zozan, Yaşar Botan ve Elîşer yoldaş şahsında bütün şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Onlar öncülerimizdir, dönemin fedaileridir.”

 

*****

Peşmergeyle çatışmak istemiyoruz

Zap’ta işgalcilerin KDP desteğiyle karadan ilerlemeye çalışmasına tepki gösteren Murat Karayılan, saldırının PKK’ye değil tüm Kürt halkına, hedefin sadece Medya Savunma Alanları değil tüm Başûr olduğuna dikkat çekti. Karayılan, “Evet, şimdi onlar önce Zap’ı sonrasında da Garê’yi almak istiyorlar. Esas olarak Güney’deki stratejik yerlere gözlerini dikmiş durumdalar” diye konuştu. Karayılan Başûr’daki diğer gelişmelerin de bu tespiti doğruladığına dikkat çekerek, “bölgedeki kendi yandaşları olan Türkmenler ve diğer işbirlikçilerinin Kerkük’te, Tel Afer’de, Hewlêr’de kendilerine haritalar yaptıklarını, MİT’in buralarda örgütlenmeler oluşturduğunu ve buraları Türkmenistan olarak adlandırdıklarını biliyoruz. Çok açık ki Türk iktidarının şu an yürütmekte oldukları siyaset Kürt halkının yok edilmesi üzerine kurulmuştur. Böyle net bir duruma rağmen, KDP niye Türk devletinin bu siyasetine karşı çıkmıyor da tam tersine ona yardımcı oluyor; bu bizim açımızdan anlaşılmıyor” dedi. Karayılan, KDP’nin Zap’ta Türk devletine desteğinin de “ispatlı ve göz önünde” olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz her şeyi de söylemiyoruz. Eğer söylersek daha çok şey var.  Bir bakıyoruz KDP bu kuşatmanın bir parçası olmuş! Biz gerilla ile pêşmerge arasında yüz yüze bir savaşın yaşanmasını istemiyoruz. Eğer şimdi önü alınmazsa, yani KDP’nin yaptığı uygulamalar durdurulmazsa, onun da olması kaçınılmazdır. Açık söyleyeyim; bizim onlara karışmayacağımızı biliyorlar; bundan dolayı da bütün yolları kapatıyorlar. İşte bu da Türk devletine en büyük yardım oluyor. KDP’ye ve KDP Başkanı Kek Mesut’a da çağrım vardır: Unutmayın ki, eğer biz olmasak Türk devleti hem de bu Kürt karşıtlığıyla vallahi size selam bile vermez. Eğer bizi tasfiye ederlerse sıra size gelecek. Bu bir gerçekliktir.“