• Şehit Rojbin Orgun’un annesi Şükriye Orgun: “Kızımın verdiği mücadele var olsun. Başımız dik, onurluyum. Eğer biz anneler bugün sokakta dilimizi konuşuyorsak kızımın, gerillaların sayesindedir. Barış bu gençler sayesinde gelecek.”

 

MEBYA-DER’in öncülüğünde gerçekleştirilen anmalarda, farklı tarihlerde ve yerlerde şehit düşen gerillalar için İstanbul’un çeşitli ilçelerinde törenler yapıldı. Sancaktepe’de anması yapılanlardan biri de 11 Eylül 2020 tarihinde Mexmûr’da şehit düşen Rojbin Orgun (Solin Dêrsim) oldu.

Wanlı bir ailenin altı çocuğundan biri olarak 24 Ağustos 1998’de Adana’nın Ceyhan ilçesinde, dünyaya gelen Rojbin Orgun, henüz 3 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınır. Eğitim hayatına İstanbul Dudullu’daki Şehit Sevda Aydoğan Ortaokulu’nda başlarken, liseyi ise Samandıra Anadolu’da okur. Lisenin ikinci sınıfında eğitimini yarıda bırakan Rojbin Orgun, metropolde sürdürdüğü hayatı geride bırakarak 2015’de yönünü Kürt özgürlük mücadelesine çevirir.

 

Baskılara inat ‘Rojbin’

Rojbin’in ismi, Kürt kimliğinin ve dilinin baskı altında tutulduğu bir dönemde verilmişti. O yıllarda Rojbin ismini vermek, aileler için aynı zamanda Kürt kimliğine sahip çıkma iradesiydi. Rojbin Orgun’un annesi Şükriye Orgun, Jinnews’e konuşarak, Rojbin’in isminin nasıl konulduğunu şu sözlerle ifade etti: “İlk başta adını Hasret koyalım dedik ama sonra babası Rojbin koyalım dedi. Babasıyla kısa tartışmalarımız oldu. Ama sonra ‘Hem Rojbin deriz hem Hasret deriz’ diyerek Rojbin koyduk. ”

‘Senin ismin ‘terörist’ ismi’

Babasının parti çalışmalarından kaynaklı sürekli baskı altında olduğunu dile getiren Şükriye Orgun, Rojbin’in henüz 4 yaşındayken evlerine yapılan baskına tanıklık etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Annesine dönük polis işkencesine ve teyzesinin polisin cinsel saldırısına uğramasına tanık olan Rojbin’in, yaşananları tam anlamıyla anlamlandıramadığı için “Neden?” sorusunu sürekli dile getirdiğini sorduğunu söyleyen Şükriye Orgun, Rojbin’in okul yıllarında ismi üzerinden maruz kaldığı zorbalığı şu sözlerle anlattı: “Eve geldiğinde ağlıyordu. ‘Arkadaşlarım bana güldü, ismime güldü. Senin adın Rojbin, ‘terörist’ ismidir, diyordu.’”

Rojbin’in yaşadıklarını zamanla sorgulamaya başladığını belirten Şükriye Orgun, “Çocuklar hayatı okulda öğreniyor. Kendisine yapılan zulmü, hakareti artık anlıyor, yorumluyordu” dedi.

Mücadelenin sahiplenilmesinden etkilendi

Rojbin’in mücadeleye katılma sürecinde onu etkileyen önemli anlardan biri de 2012’de şehit düşen Dilgeş Dêrsim’in annesiyle gerçekleştirdiği diyalog olur. Oğlunun yaşamını yitirdiği haberini alan annenin, “Oğlum toprağı için şehit düştü” sözleri Rojbin’in hafızasında derin bir iz bırakırken, bir annenin evladını kaybetmenin acısını taşımasına rağmen onun seçtiği mücadele yolunu sahiplenmesi Rojbin’i etkiler. 

Arkadaşlarının bayrağını devraldı

Rojbin için Kürt özgürlük mücadelesinde şehit arkadaşlarının mirasını sahiplenmek ve onların bıraktığı yerden mücadele bayrağını devralmak artık bir sorumluluğa dönüşür. Rojava Devrimi’nin yaşandığı dönem de Rojbin’in düşüncelerinin değişmesinde etkili olur. Gerillaya katılmasının ardından kadınların dağda, yaşamın ve mücadelenin her alanında kendi güçleriyle yer aldığına tanıklık eder. Kadınların askerî alanın dışında tutulmadığını, aksine kendi güçlerini ve cevherlerini açığa çıkararak yaşamın her alanında özne olduklarını görür.

Kendini tanıma yolculuğu

Kürt özgürlük mücadelesine katılmasıyla birlikte Rojbin’in yaşamında yalnızca mekânsal değil, düşünsel bir değişim de yaşanmaya başlar. Metropolde büyüyen Rojbin, daha önce hiç görmediği Kürdistan’la gerillaya katıldıktan sonra tanışmaya başlar. “PKK’ye katıldıktan sonra Kürdistan’ı gördüm” sözleriyle anlattığı bu süreç, onun için yalnızca Kürdistan coğrafyasını keşfetmek değil, kimliğini, dilini ve kültürünü yeniden tanımak anlamına geliyordu.

Önder Apo’nun “İnsanın kendisini nerede kaybettiğini bilmesi” düşüncesi Rojbin için bir rehber olur ve yürüşüne devam eder. Kürdistan’la kurduğu bağ da onun bu arayışında önemli bir dönüm noktası olmaya başlar. Rojbin, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlatır: “Kendi gerçekliğinle yüzleşiyorsun. Sistemin senin kimliğini ne kadar, nasıl değiştirdiğini görüyorsun. Ondan sonra devletin asimilasyon ve kimliksizleştirme politikasına, sisteme karşı kinin, öfken artıyor.”

‘Başımız dik, onurluyum’

Rojbin’in annesi Şükriye Orgun ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Ben onun annesiyim, onun mücadelesine saygı duyuyorum. Kızım gittiği yolda kendi kararını verdi. Gittiği yoldan emindi, her şeyin farkındaydı. Kızımın verdiği mücadele var olsun. Başımız dik, onurluyum. Ben Van’dan buraya geldiğimde Türkçe bilmiyordum. Kürt olduğum için dışarıya çıkmaya korkuyordum. Türklerin saldırısına maruz kalacağım diye konuşmuyordum. Eğer biz anneler bugün sokakta dilimizi konuşuyorsak kızımın, gerillaların sayesindedir. Biz sokağa çıkıyor, konuşuyor ve hastaneye gidebiliyorsak PKK sayesindedir. Başım dik onurluyum. Barış bu gençler sayesinde gelecek.” İSTANBUL