HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde elde ettiği önemli sonucu en iyi ifade eden cümlenin; imkansızı istemek ve başarmak olduğunu söyleyebilirim. Bu cümlede devrimci bir öz, devinimci bir irade, güç ve sonuç vardır. Yaşanan da tam da buydu.

Bu arada iki yanılgımı paylaşmak istiyorum. Birincisi; geçen hafta yayınlanan “Kırk katır mı kırt satır mı” adlı makalede, AKP nin yüzde 42-45 oranında oy alacağını ve bu oranın ona tek hükümet kurmasını sağlayacak milletvekili çıkartacağını yazmıştım.

İkincisi; dost sohbetlerinde ve iç seçim değerlendirmelerinde, eğer Türkiye genelinde seçime katılma oranı yüzde 85’in üzerinde olursa HDP’nin barajı aşma noktasında çok zorlanacağını ifade ediyordum.

Yanılmışım! İyi ki de yanılmışım. Bu noktalarda yanıldığım için de çok mutluyum.

Bu seçimin en büyük kaybedeni AKP, en küçük kaybedeni CHP olmuştur. “Hey şey de bir hayır vardır” derler. Belki AKP ve CHP için de hayırlı noktalar olmuştur. CHP geleneksel statükocu ve ulusalcı politikasını gözden geçirebilir.  AKP ise hak ettiği ve yüzünde beşli iz bırakan bu okkalı tokat sayesinde akıllanıp o totaliter, tekçi ve zulümkar politikasını gözden geçirebilir. Ona oy veren yüzde 41’lik seçmen kitlesine de bu yönlü bir borcunun olduğunu düşünüyorum.

Oy verme günü, Amed Şılbe toplu konut alanında 5 okulda kurulan 43 sandığı gezerken seçime katılma oranının yüksek oluşuna şahit oldum. İşte o anda barajı aşıp aşamama kaygımdan kurtuldum. Artık aşıyorduk. 

Çünkü bundan önceki iki seçimde, bu bölgede sandığa gitme oranı; sandık bazında yüzde 62-66 dolaylarında, Kürt politik geleneğine verilen oy ise yine sandık bazında yüzde 54-57 si arasında olmuştu. 

Bu seçimde ise sandığa gitme oranı yüzde 85-86, HDP’nin aldığı oy ise ortalama yüzde 73 oldu. 

Kürdistan’ın birçok kenti bu anlamda daha iyi bir noktadaydı. Ve baraj aşıldı.

Seçim sonuçlarına göre HDP, cumhurbaşkanı seçiminde aldığı oylara 2,1 milyon oy eklenmiş. Bu artışın 1,3 milyonu Kürdistan’da, yaklaşık 400 bini İstanbul’da, yaklaşık 400 bini ise Kürt göçünü almış diğer illerde oldu. 

Son Kürt göçünü (savaş) almamış illerin bazılarında cumhurbaşkanlığı seçiminde alınana yakın oylar alındı. Hatta Afyon, Burdur, Giresun, Niğde, Ordu, Samsun, Sinop gibi illerin içinde yer aldığı 12 ilde; cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan oyların altında kalındı.

Yani Kürtler, zulme, baskıya, katliamlara, yok sayılmaya “Êdî Bes e” dedi. Bunu derken vicdanlı insanların ya da Kürdistan’da yaşayan diğer halkların hiç oy vermediğini söylemek istemiyorum. Ancak sayısal olarak elde edilen sonucu büyük oranda değiştirebilecek bir toplama sahip olduğunu söylemek de abartılı olur.

Ayrıca bu seçmen kitlesi zaten cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını bu yönlü kullanmıştı. 20-25 binlik ek artış olmuş olabilir.

Bugüne kadar Kürt siyasal geleneğine oy vermeyen veya daha önce verip daha sonra oy vermemeye başlayan Kürtlerin bu seçimde, bu yoğunlukta HDP ye oy vermiş olmasının birçok nedeni vardır. HDP projesi mantığından seçim çalışmalarına, eşbaşkanların performansından destek açıklamalarına, çatışmasızlık durumundan AKP ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden oluşan algıya kadar. Hepsinin de kendi içinde doğru ve etki eden yanları olmuştur. Ancak seçim sürecine daha derinlikli baktığımızda üç etmenin daha fazla öne çıktığını söylemek mümkündür.

Birincisi; son iki ay içinde Kürdistan dışında ve içinde HDP ve Kürtlere yönelik gerçekleştirilen şiddet, kundaklama, öldürme ve linç girişimleri Kürtlerde aidiyet duygusunu yeniden hareketlendirdi, kolektif hafıza ve duyguya doğru bir refleksi artırdı.

İkincisi; 5 Haziran’daki Amed mitinginde alçakça patlatılan bombalar ve patlamaların ardında Kürt halkının provokasyona gelmeyişi “Êdî bes e”nin bardağını taşırmış ve Kürtlerin kitlesel olarak HDP’ye oy vermesine yol açmıştır.

Üçüncüsü; bazı medya organlarının cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan ve 7 Haziran seçimlerinde daha da genişleyen desteği oldu. Bütün basın kuruluşları mutlaka bir yerlere dayanıyor. Amaç ve hedefleri de vardır. Ancak hiçbir parti, karşıtı olsa dahi hiçbir medya organına; “seçim sürecinde bana destek olmanı istemem” demez. Hatta onu kazanmaya çalışır. Ancak bundan sonra onun ne amaçladığı değil, senin ne yaptığın önemli olacaktır. Yazıyı bazılarınca tartışılacak bir tespitle bitirmek istiyorum.

HDP’in içerik olarak doyurucu olan secim beyannamesi ile İslami kimlikleriyle özdeşleşen adayların fazla olmasının; imkansızı başarmada en az etkisi olan olgular olduğunu düşünüyorum. Volkanın patlamasını sağlayan; aidiyet ile kolektif hafıza ve duygu olmuştur.

HDP’nin bu gerçeği hiçbir zaman gözardı etmemesi gerekir.