
Panellere avukatlar Newroz Uysal, Mahmut Şakar ve Rotinda Polat katıldı. Kiel’deki toplantıda Asrın Hukuk Bürosu’ndan Newroz Uysal ve Mahmut Sakar yer aldı.
İmralı’daki tecrit sisteminin dünyada bir benzeri bulunmadığını söyleyen Uysal “İmralı bir cezaevi değil, bir sistemdir. Orada dile gelen her sözün bir anlamı vardır. Bir karasal iklim insanı Sayın Öcalan’ın orada tutulması sağlık açısından bir kere zorlayıcı. Guantanamo insan hakları ihlalleri açısından sıkça dile getiriliyor ancak İmralı sistemi bundan daha ağır koşullar ihtiva ediyor. Burası ada hapishanesi, binlerce ‘güvenlik’ elemanı ile sadece bir kişi için dizayn edilmiştir. Burada hayat sadece 12 metrekarelik bir alana sıkıştırılmıştır” dedi.
İmralı’da ağır işkence şartlarının dayatıldığını vurgulayan Uysal gazete, radyo haklarının da kısıtlandığını belirtti. Öcalan’ın tek radyo kanalını dahi dinleyemediğini, gazetelerin bile bazen sadece spor ve önemsiz magazin haberleri ile ve diğer bölümlerim çıkarılarak verildiğini söyleyen Uysal bunun bir yok etme metodu olduğunu söyledi.
Açlık grevleriyle görüşme gerçekleşti
Hamburg Üniversitesi’nde düzenlenen panelde konuşan avukat Mahmut Şakar da İmralı’da sürdürülen tecridin 15 Temmuz darbesinin ardından tüm Türkiye sathında hayata geçirildiğine dikkat çekerek şunları söyledi:”OHAL ile birlikte fiili durum yasalaştı. Öcalan için açlık grevleri başlatılmasaydı belki halen kendisi ile görüşme olmayacaktı. Ama açlık grevinden sonra toplumda sanki bir rehavet oluşmuş durumda. Öcalan pozisyonunu her zamankinden daha güçlü koruyor. Devlet çözüm sürecinden sonra savaş konseptini devreye sokarak Kürt sorununu bitirmek istiyor. İmralı’daki tecritten başlayarak, dokunulmazlıklar, belediyelere kayyumların atanması ve binlerce öğretmenin işten atılması bu çökertme planının bir parçasıdır. Erdoğan tüm Kürt halkına savaş açmış bulunmaktadır. Tecrit sadece Kürt halkının sorunu değil, ilerici, aydın ve tüm insanlığın sonudur. İmralı’da uygulanan tecrit bugün bütün Türkiye’ye yayılıyor.”
Avukat Newroz Uysal da Öcalan üzerindeki tecridin, uluslararası komplonun bir devamı olduğunu ifade etti. Uysal “Öcalan şahsında Kürt halkının iradesi tecride tabi tutuluyor. Müvekkilimiz bir tutuklu için en doğal haklardan dahi yararlanamıyor. Avukatları ve ailesiyle uzun bir zamandır görüştürülmüyor. Bir tutuklunun avukatı ile görüşmemesi bir hukuk skandalı olduğu kadar bir insanlık suçudur aynı zamanda. 15 Temmuz darbesinden sonra müvekkilimiz hakkında ciddi kuşkularımız vardı. Kürt halkı bu konuda oldukça hassastır. Kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşmüş olsa da sağlığı ve yaşamı konusunda halla ciddi kaygılarımız var. Avukatları olarak kendisiyle görüşme talebimizi bir kez daha burada yineliyoruz” dedi.
Asrın Hukuk Bürosu avukatı Rotinda Polat da, Newroz Uysal ile birlikte Bremen’deki toplantıya katıldı.
Polat, “2015’ten bugüne yaşananları gözönünde bulundurursak tecrit olmamış olsaydı, bu kadar insanlar ölmez ve şehirler yakılıp yıkılmazdı. Rojava ve Suriye’deki durum da böyle olmazdı. Bunun dışında tecridin insani açıdan da kabul edilecek bir yönü yok“ ifadesini kullandı.
KİEL / BREMEN / HABURG