
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi 27 Temmuz'da ikinci yılını dolduruyor. Bu süre zarfında avukatların İmralı'ya gitme ve müvekilleri Öcalan ile görüşme talepleri "gemi bozuk", "hava muhalefeti" gibi gerekçelerle engellendi. Reddedilen başvuru sayısı 205'i buldu. Avukatların "yasal hakkımızı kullanmamıza izin verilmiyor" diyerek Başbakan, Adalet Bakanı ve İmralı Cezaevi Müdürü hakkında yaptıkları suç duyuruları da sonuçsuz kaldı.
Sarıca: Temel haklar hiçe sayıldı
Asrın Hukuk Bürosu'ndan, Öcalan'ın avukatlarından Rezan Sarıca, AKP hükümetinin İmralı tarihinin en ağır tecridini uyguladığını belirtti. İki yıl içerisinde Öcalan ile ilgili bütün gerçeklerin gizlenerek, tersyüz edildiğini belirten Sarıca, ''AKP yetkilileri bu ağırlaştırılmış tecridi örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar; hukuku bile oydular. Halkı aldattılar; en ağır politikaları uyguladılar. Bir hükümlünün en temel hakları hiçe sayıldı" diyerek, aynı zamanda ailelerin görüşme başvurularına olumlu yanıt verilerek de, 'tecrit yok' izlenimi yaratılmak istendiğini vurguladı.
Avukat Sarıca, şöyle konuştu: "Sayın Öcalan'ın savunma, haberleşme hakkı 27 Temmuz 2011'den beri iyice elinden alındı. Türkiye'nin hukuk devleti olmadığı bu pratikle görüldü. İmralı'da hukuk rafa kaldırılmıştır. Hakim devlet ilkesi uygulanmıştır. Bu kadar anti demokratik, ahlaki olmayan rejim Sayın Öcalan için oluşturulmuştur. Ancak kendisi tarihin ender direnişlerinden birini gerçekleştirdi. Hiçbir baskıyı, şantajı kabul etmedi. Tarihi rollerinden birini oynadı ve bugün hükümeti, devleti demokratik çözüm sürecine çekti."
İmralı'da hukuk sistemi uygulanmıyor
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in, Öcalan'ın davalarının önemsiz olduğunu ve bu nedenle avukat görüşü yapmasına gerek olmadığını söylediğini hatırlatan Avukat Sarıca, "Sayın Öcalan'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) yer alan davaları, neredeyse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) bütün haklarının ihlalini içeriyor. Bu davalar yaşam hakkı ihlali, adil yargılanma, özel ve aile hayatına saygı hakkı, işkence, güvenlik, özgürlük gibi başlıkları içeriyor. Demek ki AKP Avrupa demokrasisine böyle yaklaşıyor" dedi.
Avukat Sarıca, hükümet yetkililerinin Öcalan'ın avukatlarla görüşmek istemediği şeklindeki beyanlarına da dikkat çekerek, ekledi: "Sayın Öcalan Türkiye hukukuna bile aykırı olan avukat görüşme şekillerini; kayıt altına alınmasını, yetkisiz insanların görüşme sırasında bulunmasını protesto ediyordu. Şimdi görüştüğü heyetlere de avukatlarla görüşmek istediğini söyledi. Madem istemiyordu, şimdi istiyor! Buna rağmen engelleme devam ediyor."
İmralı'da hukuk sisteminin uygulanmadığına dikkat çeken Avukat Sarıca, gerçek hukuktan, demokrasiden bahsediyorsa özel İmralı tecrit sisteminin tamamen ortadan kaldırması gerektiğini belirtti.
Tecrit kayıplara yol açtı
Öcalan'ın avukatlarından Rezan Sarıca, İmralı'da ikinci yılını dolduran görüş yasağının önemli kayıplara yol açtığını da ifade etti. Öcalan'ın davalarının, başvurularının birçoğunu artık Öcalan ile görüşmeden yapmak zorunda kaldıklarını anlatan Avukat Sarıca, "En önemlisi Türkiye demokrasisi açısından son iki yılda çok şey kaybedilmiş oldu. Kaldı ki çözüm süreci de, bunun, tecridin ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne seriyor. Ama hükümet hiçbir şekilde başarıya ulaşamadı ve Sayın Öcalan onurlu direnişini sürdürdü" diye konuştu.
Basınla buluşma talebi
Öcalan'ın son mesajındaki "basın mensuplarıyla buluşma" talebine de değinen Avukat Sarıca, bunun hukuk çerçevesinde bir talep olduğunu kaydederek, hükümetin bunun mümkün olmadığı yönündeki açıklamalarına tepki gösterdi. Sarıca, ''Tutuklu ve hükümlülerin ziyaretleriyle ilgili yönetmeliğin 26. maddesinde -heyetlerin ziyareti başlığını taşıyor- görsel basının tutuklularla görüşmesinin Adalet Bakanlığı'na bağlı olduğu belirtiliyor. Görsel basın Adalet Bakanı'nın izniyle görüşebilir. Hukuk da buna müsait. Ama Bülent Arınç, AKP yetkilileri tamamen kamuoyunu aldatmaya dönük açıklamalar yapıyor. İmralı'da hangi hukuku uygulamışsın ki, şimdi bunu söylüyorsun'' değerlendirmesinde bulundu. Bu talebin kesinlikle kabul edilmesi gerektiğini belirten Sarıca, bu talebin demokratik çözüm sürecindeki samimiyetin de bir gereği olduğunu ifade etti.
Avukat Sarıca son olarak, "Derhal avukat görüş yasağının kaldırılmasını; Sayın Öcalan ile görüşmeyi istiyoruz. Buna son verilmeli" dedi.
Ermiş: Devlet suç işliyor
Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Münip Ermiş de, Kürt Halk Önderi Öcalan'ın avukatlarla görüştürülmemesine tepki gösterdi. İki yıl süren tecridin yanı sıra Öcalan'ın avukatlarının da tutuklandığına dikkat çeken Avukat Ermiş, ''2575 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 59. maddesine göre hükümlünün avukat görüşmesinin sınırlandırılmasının hiçbir şekilde mümkün değildir'' dedi.Öcalan’ın avukat görüşünün engellenmesinin Türk hukukuna göre açıkça suç olduğuna işaret eden Ermiş, ''Bu emri veren kim olursa olsun aynı şekilde sorumluluk altındadır. Üstelik hukuken tartışılacak hiçbir tarafı da yoktur. Kanun açıkça 'hükümlünün avukat görüşünü kimse engelleyemez' demektedir" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın tecritle ilgili olarak "ben böyle karar verdim" anlamına gelen açıklamalarla sorumluluğu üzerine aldığını kaydeden Avukat Ermiş, ekledi: "Hukukun genel kuralıdır; konusu suç teşkil eden bir eylemin emrini veren de ceza sorumluluğu altındadır. Bu emri yerine getiren de sorumluluk altındadır. Başta Başbakan olmak üzere, Adalet Bakanı ve İmralı Cezaevi yönetimi suç işlemektedir."
İletişim koşulları sağlanmalı
Hükümete hukukçular olarak bu suçu işlemekten vazgeçme çağrısında bulunan Avukat Ermiş, şunları ifade etti: ''Çözüm sürecini sadece avukat görüşü açısından değil; genel siyasal durum üzerinden ele almalı. Benim görüşüm, tecrit koşullarının kaldırılması için İmralı Cezaevi'nin kapatılmasıdır. Diğer taraftan 30 yıldır silahla çatışmayla devam eden köklü bir sorunu çözme gibi bir iraden varsa, muhatap aldığını ifade ettiğin siyasal önderin dışarıyla olan ilişkilerini en sağlıklı bir şekilde yürütmesi için koşulları sağlaman gerekir. Bu işin başka bir yolu yok. Ayda bir veya iki sefer yapılacak cezaevi görüşüyle bu işin çözülmesi mümkün değildir: Gerekirse Öcalan'ın dışarıyla 24 saat iletişimini açık tutman gerekir."
ALİ BARIŞ KURT/ANF/İSTANBUL