Erdoğan, İmralı sistemi için herhangi bir hukuk tanımadığını ve tümüyle siyasi gerekçelerle hareket ettiğini itiraf etti. Böyle olduğunu politikadan anlayan herkes biliyor ve söylüyordu.

Ancak Erdoğan kendi ağzıyla itiraf etti. Basın mensupları Avukatların İmralı’ya gittiğini, bunun bir çözüm süreci olup olmadığını sordular. Erdoğan ise, “çözüm süreci yok, sadece avukatlar değil, bir süre önce kardeşini de gönderdik’’ dedi.

Yani hak ve hukuk işlemiyor, istediğimizde gönderiyoruz ya da göndermiyoruz, demiş oldu.

Erdoğan bütün kirli yöntemleri ve oyunları, baskıları devreye sokarak İstanbul büyük şehir seçimlerini “iptal’’ ettirdi. Adı iptal ama açıktan bir darbe ve gasp olayı.

Aynı kurallar altında yapılan seçimlerin içinden ilçeleri ayırarak sadece büyük şehri iptal etmeleri açık bir hukuksuzluk ve keyfilik örneğidir. Seçimlerin iptali ayın altısında açıklandı.

Aynı gün Önder Apo’nun İmralı’da avukatlarıyla yaptığı görüşme basına açıklandı. İki açıklamanın aynı güne gelmesi farklı yorumlara yol açtı.

Bazı çevreler Erdoğan Kürtler olmadan iktidar olamayacağını anladı, bunun için Kürtlerin oylarını almak ve kafaları karıştırmak için İmralı görüşmesine izin verdiler diye yorum yaptılar.

Temel yorum ve değerlendirmeler ise hükümeti zorlayan eylemleri kırmak için Erdoğan İmralı görüşmesine izin verdi, yönündeydi.

Erdoğan’ın zorda olduğu açık.

24 Temmuz 2015’ten beri aralıksız süren bir savaş var. Türk devleti tam anlamıyla bir savaş örgütüne dönüştürüldü. AKP, MHP ve Ergenekon ittifakı faşist bir sistemi oturtmaya çalıştı.

Bütün toplum kuşatılarak, tecrit altına alınarak ırkçı, milliyetçi temelde kampanyalar yürütülerek teslim alınmaya ve gerçeklerden koparılmaya çalışıldı.

Erdoğan’ın avukatların İmralı’ya gönderilmesine onay vermesi ve Önder Öcalan’dan yazılı bir mesaj getirilmesi, basına açıklanması önemli bir durum. Buna sıradan yaklaşmak doğru olmaz. Ancak ilk göze çarpan durum Erdoğan yeni bir süreci başlatmaya hazır değil.

Ortada ciddi bir proje yok. Erdoğan ağır bir ekonomik krizle yüz yüze. Devleti savaşa sürmüş ama bir sonuç almış değil. Kürtlere çok zarar verdi. Binlerce insan katledildi. Şehirler yıkıldı. Efrîn işgal edildi. Hapishaneler dolduruldu. Dış politikası belirsiz rotalarda savrulmaya devam ediyor.

Devlet devlet olmaktan çıkarıldı. İşleyen ve rol oynayan herhangi bir kurum kalmadı. Bütün bunlara rağmen Kürtlerin iradesini kıramadı ve zaferini ilan etmekten uzak!

Erdoğan bu çıkmaz durumdan kurtulmak ve kısa vadeli de olsa, daha önce olduğu gibi İmralı’dan medet ummaya ve taktik yapmaya çalışıyor. Bu ucuz oyunlara ve taktiklere prim verecek Kürtler artık kalmadı.

Halk büyük bedeller ve acılar içinde pişti, deneyim kazandı, dostunu ve düşmanını iyi tanıdı. Erdoğan her zaman ruhunu satmış, basit çıkarlar için vicdanını bir tarafa atmış Kürtler bulabilir.

Ama bu hainler onu kurtaramaz. Kurtarabilseydi İmralı’ya avukatların gitmesine izin vermezdi. Direnen bir halk ve güçlü, iradeli bir öncüsü var. İmralı’nın tarihsel sonuçları olan bir duruşu var.

Erdoğan tarihten dersler çıkaran bir kapasiteye sahip değil. Alpaslan Kürtlerle ittifak yaptı, Anadolu kapılarını Türklere açtı. Yavuz Sultan Selim, Kürtlerle ittifak yaptı Ortadoğu kapılarını Türklere açtı.

Mustafa Kemal, Kürtlerle ittifak yaptı Cumhuriyeti kurma olanağına kavuştu. Erdoğan da Kürtlerle ittifak yapsaydı Ortadoğu’nun en güçlü devletine sahip olacaktı.

Ekonomik olarak da büyük bir refaha kavuşacaktı. Ama Erdoğan bunun tersini yaptı. Araplardan DAİŞ ve El Nusra gibi çeteleri devşirerek Kürtleri ezmeye çalıştı.

Kürtlerin gücü, hafızası oldukça Erfîn’i unutmayacaklar. Kürtleri topraklarından sürerek, etnik temizlik yaparak nasıl huzura kavuşacak?

Erdoğan ve Türk devletini yöneten akıl kendisini çok usta olarak görebilir. Ama Kürtlerin ahmak olmadığını artık anlayacaklar.

Zor gücüne dayanarak Kürtlere her şeyi yapacaklarına ve kabul ettireceğine inanıyorlarsa, bu onların bileceği bir şey. Kürtlerin son kırk yıllık direnişleri ve deneyimlerini anlaşılan çok önemsemediler.

Bunun bedelini ödüyorlar ve daha da ödeyecekler.

Gün gelecek İmralı’da onları kurtaramayacaktır.