Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile aile ve avukat görüşmelerinin rutin hale getirilmesi gerektiğini söyleyen İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, “Hukuk garabetine son verilmeli. Bu ada hapishanesi kapatılmalı” dedi.

BERİVAN ALTAN / MA/ANKARA

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi eylemi 70’uncu gününde. Tüm Türkiye cezaevlerinde başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine giren tutukluların sayısı da her geçen gün artıyor. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan,  Öcalan üzerindeki tecridin sona ermesi ve İmralı’nın kapatılmasını istedi.

Böyle bir hapishane olmaz

İnsan hakları savunucuları olarak İmralı Cezaevi açıldığı günden bu yana cezaevinin statüsü ve tecride dair eleştiriler yaptıklarını söyleyen Türkdoğan, Öcalan ve siyasi tutsaklar konusunda AKP hükümetinden açıklama beklediklerini kaydetti. Öcalan’ın aile ve avukat görüşlerinin mutlaka gerçekleştirmesi gerektiğini vurgulayan Türkdoğan şöyle dedi: “Bunlar yapılmadığı için bugün tecrit sorunu mahpuslar bakımından öncelikli gündem oluyor. Aslında askeri anlamda yalıtılmış bir ada hapishanesinden bahsediyoruz. İnsan Hakları Derneği olarak açıldığından bu yana kapatılmasını savunuyoruz. Bu tarz bir hapishane modeli olmaz. Bu hukuk garabetine son verilmeli. Bu ada hapishanesi kapatılmalı.”

Tecrit her cezaevinde var  

“Tecrit sadece İmralı hapishanesinde uygulanmıyor” diye Türkdoğan, “İmralı hapishanesinde başlatılan birçok uygulama zamanla Türkiye’nin diğer cezaevlerinde de uygulamaya başlıyor. F Tipi hapishanelerinde birçok kişi tek başına tutuluyor birçok kişi ortak alanlardan yararlandırılmıyor. Mahpuslarla görüşmelerine izin verilmiyor ancak onlar bile hiç değilse avukatları ve aileleriyle görüşebiliyorlar. Tecrit değişik boyutlarda birçok yerde uygulanıyor. İmralı söz konusu olduğunda bunu göremiyoruz ve bu doğal olarak çok ciddi tepkilere neden oluyor” diye konuştu.

Leyla Güven’in durumu kritik

Öcalan’ın pozisyonuna dair de Türkdoğan, şunları söyledi: “Türkiye’de 10 milyona yakın insanın önemsediği bir mahpustan bahsediyoruz. Aynı zamanda bir siyasi liderden, halk bakımından pozisyonu oldukça önemli olan Kürt halkının önderlerinden olan bir insandan bahsediyoruz. Böyle olunca tabi ki onun tecrit altında tutulması birçok mahpus bakımından öncelikli sorun olarak ortaya çıkıyor. Leyla Güven de bu gerekçeyle ki kendisi de dile getiriyor. Süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başladı ve bugün bu oldukça kritik bir noktaya gelmiş durumda. Tecrit kabul edilemez, mutlaka sona erdirilmelidir.”

Öcalan ile görüşmeler sağlansın

12 Ocak tarihinde Öcalan’ın kardeşiyle görüştürülmesini de değerlendiren Türkdoğan, “Umuyorum ki yapılan görüşme bundan sonra rutin hale getirilsin. Abdullah Öcalan’ın yakınlarıyla 15 günde bir görüşme hakkı varsa bu görüşmenin sağlanması gerekir. Avukatların kendisini ziyaretleri sağlanmalıdır. Umarım bu şekilde rutine biner ve açlık grevindeki mahpuslarda bu eylemi sonlandırır. Ziyaretlerin rutin hal alması halinde bu tür eylemlere gerek kalmayacak sonlandırılması noktasında gerekli inisiyatifi de alırız” diye konuştu.

Halkın iradesine saygısızlık 

Cezaevlerinden siyasi iktidara seslenildiğine dikkat çeken Türkdoğan, “Açlık grevlerinin sona ermesi için Adalet Bakanlığı aslında her mahpus gibi Öcalan’ın ve diğer mahpusların da her gibi yasal haklarını kullanacağını açıklaması yeterlidir. Böyle bir açıklama yapıldığı taktirde tecridin kalkacağına inanılabilinir. Bakanlık, siyasi iktidar ve cumhurbaşkanlığı bakımından bunu sonlandırmak çok basit sadece kanunları uygulasınlar yeter” dedi.

Türkdoğan, Güven’in açlık grevinin kritik aşamada olmasına rağmen muhalefetin sessiz olmasının halk iradesine saygısızlık olduğunu söyledi. Türkdoğan, “Madem halk iradesine saygılısınız Leyla Güven’in sorunu Meclis’in birinci gündem maddesi haline gelmeli. Türkiye’de Kürtler söz konusu olduğunda bir ayrımcılık ortaya çıkıyor. Güven’in yerinde Filistinli bir milletvekili olsaydı Mecliste grubu bulunan tüm partiler karar alır, konuşurlardı. İsrail’i kınarlardı” diye konuştu.

Bakan sadece dinledi 

Türkdoğan, İnsan Hakları Derneği olarak bir heyetle birlikte cezaevlerinde başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevleriyle ilgili Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüştüklerini belirtti. Türkdoğan, şunları aktardı: “Süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri ile tecrit uygulanması noktasındaki bütün talepleri sayın Bakan’a aktardık. Bizi dinledi, haberdar olduklarını söyledi. İHD Diyarbakır Şube Başkanımız Abdullah Zeytun arkadaşımız da görüşmedeydi. Kendisi aynı zamanda Leyla Güven’in avukatıdır. Görüşmeden bir gün önceki izlenimlerini sayın Bakan’a anlattı. İmralı Hapishanesindeki tecridin yasalara aykırı olduğunu ve sonlandırılması gerektiğini aile ve avukat hakkının verilmesini tekrar tekrar ifade ettik.”