İmralı Süreci’nde kritik bir haftaya girildi.

Bir iki gün içinde yapılması beklenen BDP–Öcalan görüşmesinin ardından yeni bir aşamanın başlaması; PKK liderinin BDP delegasyonu aracılığıyla kamuoyuna yeni bir ‘yol haritası’ sunması ve sürecin buna bağlı olarak hızlanması bekleniyor.
Gidişat –şimdilik- bu yönde.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, önceki gün ANF’ye verdiği röportajda, “Önderliğimiz iki tarafa da çağrı anlamına gelen yeni bir yol haritası sunabilir” dedi.
Bu açıklamanın ardından gözler İmralı’ya çevrildi. Şimdi oradan gelecek açıklama bekleniyor. Kamuoyunda şimdi yeni  ‘yol haritası’nın içeriği tartışılıyor.
Kürt tarafı yeni ‘yol haritası’nın PKK liderinin Oslo Süreci’nde hazırladığı 3 aşamalı eski ‘yol haritası‘ndan farklı olmayacağını belirtiyor.
Buna karşın AKP Hükümeti’ne yakın çevreler eskisinden farklı yeni bir ‘yol haritası’ sunulacağını iddia ediyor. Doğrusunu isterseniz İmralı’dan eskisinden farklı bir önerinin gelmesi mümkün görünmüyor. Daha önce yazdığım gibi belki öncelikler değişebilir ancak, haritanın içeriği değişmez.
Bunun koşulları bulunmuyor.
İmralı Süreci başladığında psikolojik savaşa ağırlık veren hükümet, PKK’nin neredeyse birkaç gün içinde silah bırakacağı gibi bir hava estirdi ancak, çok geçmeden de ayakları suya erdi.
Süreç de zaten bu psikolojik savaş boşa çıkarıldıktan sonra normalleşti. Aradan iki ay geçtikten sonra şimdi sıra makul olanı konuşmaya geldi. Makul olanın Oslo Mutabakatı olduğunu söylemem gerekiyor.
Kaldı ki KCK mutabakata bağlı olduğunu açıkladıktan ve Karayılan bunun güvencesini verdikten sonra İmralı Süreci başladı. Bunu da unutmamak gerekiyor. Bu durumda eskinin üç aşamalı ‘yol haritası‘na yeniden bakmakta fayda var.  
PKK lideri Öcalan, birinci aşamada çatışmasızlık; yani çift taraflı ateşkes, ikinci aşamada yasal düzenlemeler ve buna bağlı olarak gerilla güçlerinin sınır dışına çekilmesi, üçüncü ve son aşamada ise ‘anayasal çözümün’ sağlanması ve silahlı güçlerinin yeniden yapılandırılmasını önermişti.
Gerçi o günden bugüne süreç, Kürtlerin lehine gelişti ve ayrıca denklemin içine Suriye Kürdistanı da yerleşti ancak, buna rağmen Kürt tarafı makul olanı talep ediyor. Bu yüzden yeni ‘yol haritası’nın eskisinden farklı olması beklenmiyor.
Bakalım, bekleyip göreceğiz.
Konu kamuoyunda yoğun olarak tartışılıyor. Gözlemlediğim kadarıyla Öcalan’ın Suriye’den çıkarıldığı ve Kenya’dan kaçırılıp Türkiye’ye teslim edildiği 14 yıl önceki komplonun yarattığı tahribat yer yer canlılığını koruyor.
Bu yüzden bazı yurtsever dinamiklerde yeni bir 2 Ağustos Süreci yaşanır mı kaygısı öne çıkıyor.
Elbette o dönem yaşanan ağır bir travmaydı ve bilinçaltından onun izlerini söküp atmak kolay değil fakat, PKK yöneticilerinin de sık sık belirttikleri gibi o günler artık geride kalmıştır.
Kürt halkı ağır bedel ödemiştir ama, bu sayede de aradan geçen 14 yılın sonunda kazanan taraf olarak masadaki yerini almıştır. Elbette temkinli ve dikkatli olmak gerekir. Ne ki bir o kadar  da kendimize güvenmemiz gerekir. Kürtler artık eski Kürtler değildir. Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve dünyada artık eskisi gibi değildir. Son 10-15 yılda çok şey değişmiştir ve bu değişimlerin çoğu da Kürtlere hizmet etmiştir.
Nesnel süreç Kürtlerden yana olduğu, Kürtler de buna uygun siyaset yaptıkları içindir ki İmralı Süreci hayata geçmeden bile önemli kazanımlar elde edilmiştir.
Bu süreçten kalıcı bir barış çıkar mı çıkmaz mı ayrı bir konu ama, süreç daha iki ayını doldurmadan Kürt halkı içeride ve dışarıda önemli avantajları ele geçirmiştir.
Bir kere KCK’den BDP’ye, KDP’den YNK’ye, PJAK’tan Goran’a, PYD’den Zahmetkeşan’a, İKDP’den Komela’ya, oradan Kürt aydınları, sivil toplum örgütleri, sanatçıları ve kanaat önderlerine kadar uzanan geniş bir alanda; Kürdistan’ın 4 parçası ve diasporadan Kürtler birlik halinde İmralı Süreci’ne destek vermişlerdir.
Süreçle birlikte birlik ruhu daha da güçlenmiştir. Aynı şekilde Türkiye kamuoyu da sürece ağırlıklı olarak destek vermiştir.
MHP’nin Karadeniz bölgesine giden HDK’ya karşı yaptığı provokasyonların asıl hedefi bu desteği kesmeye, Türk kamuoyunu sindirmeye yöneliktir. Fakat başarması mümkün değildir.
Öte yandan Avrupa Birliği’nden özellikle de Avrupa Parlamentosu’ndan ve Amerika’dan gelen İmralı Süreci’ne destek açıklamalarını unutmamak, bunları da Kürtlerin kazanım hanesine yazmak gerekmektedir.    
Özgür Suriye Ordusu’nun YPG’yle yaptığı barış anlaşması da bu çerçevededir. Bu da süreçle ilişkilidir.
İmralı Süreci’nin telafisi mümkün olmayan tek kaybı Paris Suikasti’dir. Onun da failleri devletin içindedir.
 KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, MİT’in bu amaçla Başbakan Erdoğan’a bir dosya sunduğunu söylemektedir. Açıklamalarından çıkardığım kadarıyla Karayılan dosyanın içeriğini bilmektedir. Erdoğan’dan bunun gereğini yapmasını istemektedir. Suikastin sürece karşı yapıldığı inancı her geçen gün biraz daha güçlenmektedir. Suikastin aydınlatılmaması halind sürecin ilerlemeyeceği de bilinmektedir.
AKP Hükümeti’ni zor günler beklemektedir...