Kürt Halk Önderi’nin başlattığı ve siyasi/ideolojik/ toplumsal olarak öncülük ettiği Kürt isyanı boyutlanarak yarım asra yakındır devam ediyor. Bu isyanın varlık koşullarını, sosyolojik zeminini, siyasal özelliklerini, ideolojik karakterini bilmeyenlerin ya da bu konuda fazla bilgi sahibi olmayanların devletin ya da “egemenlerin” kavramları ile dil oluşturduğunu biliyoruz ve görüyoruz. İster soldan olsun, ister devletçi liberal ve milliyetçi kesimlerden olsun “devlet dili ve aklı“ ile PKK’yi ve Öcalan’ı değerlendirenlerin büyük bir yanılgı içine girebildikleri görülmektedir. En son İmralı’daki BDP heyetinin görüşme notlarının Milliyet gazetesinden son zamanlarda karanlık haberlerle PKK’ye ve Kürtlere düşmanlık haberlerine imza atan Namık Durukan tarafından sızdırılması üzerine yaşanan tartışmaları da bu bağlamda ele almak gereklidir.

İmralı görüşmelerinin bir bölümünün sızması ile AKP cephesi kendi çizdiği “süreç resminin” gerçek olmadığı açığa çıktı. AKP’ye ve Erdoğan’a göre “PKK yenilmiş, bitmiş, köşeye sıkışmış şimdi de sınır dışına atacağız” edasındaydı. Ancak Öcalan’ın söylemi, duruşu ve ortaya koydukları ile durumun farklı olduğu ortaya çıktı. Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin bileşenleri notları okuyunca daha da fazla moral buldular. Ancak Fethullah Gülen Cemaati ve onun uzantılarının ise rahatsızlıkları birden bire boyutlandı. Fethullah Gülen zaten ilk açıklamasında hiç içine sindirmemişti. AKP ile cemaat arasındaki köprü olan Yalçın Akdoğan, Hocaefendinin “Hubeydiye barışı”nı hatırlatmasının üzerine atlamış “bak işte biz PKK’yi öyle tasfiye edeceğiz” sözlerini etmişti.
Görüşme notlarının bir bölümünün basına yansıması üzerine Zaman gazetesinin Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı birden bire süreci desteklemekten vazgeçtiğini, PKK ve Kürt düşmanlığını tazeleme çağrısında bulundu. “Öcalansız çözümün” yollarının düşünülmesi gerektiğini yazdı. Hüseyin Gülerce ise “süreç sabote olmazsa destekleriz” pragmatizmi ile dün bir yazı kaleme aldı. Prof Dr. Ayşe Buğra’nın deyimi ile “cemaat değil şebeke” olarak tanımlanması gereken bu cephenin medyadaki, polisteki uzantıları da hemen Sayın Öcalan hakkında kara propagandaya başladı. Yeşil Ergenekon ile Kara Ergenekon birden aynı zeminde buluştu.
Ulusalcı Aydınlık, Sözcü ile Fethullahçı Zaman gazetesi birden Kürt düşmanlığı konusunda tamamen ortak bir söyleme giriştiler. Bu bizim için hiç de şaşırtıcı değil. İki Ergenekon da devleti ele geçirme planlarından hala vazgeçmiş değil çünkü. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan Fethullah Gülenci örgütlenmelerin Kürt illerinde ve batıdaki örgütlenmelerini ve bu konuyla ilgili ellerinde önemli belgelerin olduğunu da açıklamıştı. Cemaatin Kürt kurumları içine “sızarak” nasıl çürütme faaliyetleri yürüttüğünü bunu bizzat Fethullah Gülen’in planladığını daha önce kendisi ile yaptığımız röportajda vurgulayarak anlatmıştı.
Dolayısıyla İmralı sürecine ilişkin devlet cephesindeki AKP, cemaat, ulusalcı Kemalist elitin yaklaşımları sanki aynı zeminde aynı amaçla kendisini dışavuruyor. Bu üç kesim de “PKK’nin tasfiyesinde dil birliği oluşturmuş” durumda. Hükümet “siz daha önce yapamadınız ben şimdi kendi entegre yöntemimle yapacağım” diyor. Cemaat “Öcalan ve PKK böyle bitmez, Sri Lanka modeli katliamlar ve tutuklamalar yapalım” diyor. Kemalist ulusalcılar “eski savaş konseptini devam ettirelim” de ısrarcı. Etyen Mahçupyan vb liberaller ile bazı “solcular” PKK ve Öcalan karşısındaki kompleksini Öcalan’ı Ermeni, Rum ve Yahudi halkının düşmanı olarak yansıtarak önyargılar oluşturmak istemektedirler. Öcalan’ın “Soykırım kıskacındaki halkı savunmak”, “Ortadoğu halkları federasyonu” önererek halkların kardeşliğini, milliyetçilik yerine “demokratik ulus” tezini yaşatmak isteyen bir lideri böyle göstermek ise tamamen ahlak dışı olduğunu belirtmekte fayda var.
Sonuç olarak Kandil, Avrupa ve BDP cephesi yoğun bir tartışma içerisinde. Süreci daha sağlam karşılamak, halkın hassasiyetlerini dikkate alan Öcalan’ın projelerinin hayata geçirilmesi için büyük bir çaba içerisinde olduğunu biliyoruz. Birkaç yeminli PKK ve Kürt düşmanını dışında tutarsak, Kürtler birlik içinde. Halk serhildanlara hazırlanıyor. Kadınlar zaten serhildanlarda. Ama Türk devleti parçalı, siyaseti ise çelişkili. Birbirini götürecek potansiyel taşıyor. Kürtler hala AKP’ye ve devlete güven duymuyor. Çünkü hava saldırıları hiç durmak bilmiyor. Gerilla ise bazı bölgelerde operasyona çıkan askerlerle sıcak temas yaşamaya başladı.