İnanç adına burkayı savunamayız

Kadın Haberleri —

28 Şubat 2021 Pazar - 23:00

  • “İnsanlık onuru inanç özgürlüğünün çok daha üstündedir. Asıl Müslüman kadınların bu tarz giyimlerle toplumdan tamamen izole edilmesi özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına geliyor. Gelenek görenek ve inançlarda olan her şeyi kabul edemeyiz.” 

ABİDİN ÇETİN/ZÜRİH

İsviçre’de burka ve peçenin yasaklanmasını öngören üç maddelik bir kanun teklifi halk oylamasına sunulacak. 7 Mart’ta  yapılacak oylamanın kabul edilmesi halinde burka ve peçe gibi yüzü örten giysiler yasaklanacak.

İsviçre’de anayasa değişiklikleri referandum kararıyla alınıyor. Herhangi bir yasa teklifi için 100 bin imza toplanması halinde öneri halk oylamasına sunuluyor. 2009 yılında yapılan benzer referandumda ülkede yeni minarelerin inşa edilmesinin yasaklanması oy çokluğuyla kabul edilmişti.

Geçtiğimiz yıllar içerisinde Fransa, Hollanda ve Danimarka da laik değerleri koruma ve kadınlara karşı ayrımcılığı önleme maksadıyla yüzü örten giysileri yasaklamıştı.

Teklifin bireysel ve inanç özgürlüğünün yasaklanması anlamına geleceğini söyleyip karşı çıkanlar da var, kabul edilmemesi halinde siyasal İslam’ın daha da güçleneceğini ve kadını dilediği gibi şekillendirmesinin önüne geçilemeyeceğini öne sürenler de var.  Konuyu Tunuslu Müslüman feminist bir gazeteci, yazar, insan hakları aktivisti olan ve İlerici İslam Forumu’nun başkanlığını da yapan Saida Keller Messahli ile konuştuk.

Müslüman bir aileden geliyorsunuz. Müslümanlık sizin için ne anlam ifade ediyor?

Müslümanlık benim için sadece bir din değil aynı zamanda doğup büyüdüğüm kültürün de önemli bir parçası. Ben siyasal İslam’ı değil kültürel ve hümanist bir İslam anlayışını savunuyorum. Bunun için İsviçre’nin Zürih kentinde İlerici İslam Forumu isminde bir derneğimiz var. Bizler her insanın inancını kendi özelinde yaşamasını savunuyoruz ve siyasal İslam’ın dinimizi kullanarak bizi şekillendirmesine karşı durmaya çalışıyoruz. 

“İnanç adına kadınlara cehennem azabı yaşatılmasını, recm edilmesini ve zorla bir erkeğin bilmem kaçıncı eşi olmasını savunamayız. Bütün bunlar faşist rejimler veya İran ve Pakistan gibi şeriat rejimlerinin olduğu ülkeler için geçerlidir. Biz inanç adına bunu savunamayız.”

İsviçre’de 7 Mart’ta yapılacak referandumla kamu alanlarında burka ve peçenin yasaklanması oylanacak. Siz bu konuda tavrınız nedir?

İsviçre doğrudan demokrasi ile yönetilen bir ülke. Yeni bir yasa yapmak için parlamentoya ihtiyaç duymadan bir inisiyatif oluşturup belli bir imzaya ulaştıktan sonra bu yasayla ilgili referandum yapılmasını sağlayabilirsiniz. Bugün de böyle bir inisiyatif oluşturuldu ve 7 Mart’ta burka ve peçenin kamusal alanda yasaklanması ile ilgili olarak referanduma gidilecek.

Özellikle Sosyal Demokrat Parti (SDP) ve Yeşiller Partisi yöneticileri, burka ve peçenin kamusal alanda yasaklanmasının inanç özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiği gerekçesiyle karşı çıktıklarını açıkladılar. SDP yönetimi böyle bir açıklama yapmış olsa da tabanlarının neredeyse yarıya yakını bu oylamada “evet” yönünde oy kullanacak. Yeşiller Partisi ise olaya tamamen inanç özgürlüğü açısından bakıyor. Biz Müslüman feminist kadınlar açısından bunun bir önemi yok. Zira inanç özgürlüğünden önce kadın onurunun daha önemli olduğunu düşünüyoruz.

Ben Müslüman feminist bir kadın olarak olaya başka bir yönden bakıyorum. Burada benim için önemli olan, inanç özgürlüğü değil insanlık onurudur. İnsanlık onuru inanç özgürlüğünün çok daha üstündedir. Müslüman kadınların bu tarz giyimlerle toplumdan tamamen izole edilmesi özgürlüklerin kısıtlanması anlamına geliyor. Gelenek görenek ve inançlarda olan her şeyi kabul edemeyiz. İnanç adına kadınlara cehennem azabının yaşatılması, recm edilmesi ve zorla bir erkeğin bilmem kaçıncı eşi olmasını savunamayız. Bütün bunlar faşist rejimler veya İran ve Pakistan gibi şeriat rejimlerinin olduğu ülkeler için geçerlidir Biz inanç adına bunu savunamayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Fransa ile ilgili vermiş olduğu bir kararda burka ve peçe yasağının inanç özgürlüğünü kısıtlama anlamına gelmediğini belirtmişti. Bununla ilgili daha birçok örnek verebilirim. Bu kesinlikle inanç özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelmez. 

Referanduma gidilmesi talebiyle imza kampanyasını sağ kanat partilerin ağırlıkta olduğu bir komite yürütmüştü. Teklife karşı çıkanların büyük bir çoğunluğu, ‘evet’ oyu vermenin ‘onlarla yan yana gözükme’ anlamına geleceğini söylüyor...

Sağcı ve popülist partilerin amaçlarını, ne yapmak istediklerini ve başka bir ajandaları olduğunun çok iyi farkındayız. Biz burada kadın hakları açısından burka ve peçe ile kadınların izole edilmesine karşı çıkıyoruz. Oluşturduğumuz çalışma gruplarında her siyasi partiden ve görüşten kadınlar var. Olaya kadın hak ve özgürlükleri açısından bakıyoruz. 

Referandumla ilgili yapılan eleştirilerden birisi de, İsviçre genelinde sadece 30-40 burka giyen kadın olduğu, dolayısıyla durumun abartıldığı yönünde. Sizce de böyle mi?

Bu rakamlar propaganda amaçlı ve bilinçli olarak kamuoyuna pompalanıyor. Bir araştırmadan bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi Luzern Üniversitesi’nden Andreas Dunker Zanetti. Kendisini tanıyorum. Siyasal İslam’ın ateşli savunucusudur. İsviçre İslam ve Toplum Merkezi yöneticisidir ve bağımsız biri değildir. 

Yaşanan bütün bu tartışmalara dışarıdan, örneğin Müslüman bir ülke olan Tunus’ta yaşayan kadınlar şahit olsaydı tavırları ne olurdu?

Arap Baharı olarak adlandırılan süreçten sonra Müslüman Kardeşler Tunus’ta iktidar ortağı oldu. Bu tarihten sonra Tunus’ta burka ve peçe giyilmeye başlandı. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, Tunus’ta yaşayan bütün Müslüman kadınlar burka ve peçenin yasaklanması yönünde “evet” oyu kullanırlardı. Ben bir dönem Suudi Arabistan’da da kaldım. 40 derece sıcağın altında peçe, kara çarşaf ve burka giyilmesinin ne anlama geldiğini Avrupalı kadınlar bilemez, anlayamaz. Pandemiden dolayı maske takmak zorunda kalan insanların bu kadınların neler yaşadıklarını anlıyor olmaları gerekir.

Son olarak Rojava’daki kadın mücadelesini sormak istiyorum. Zira orada da DAİŞ vb. gerici yapılara ve patriarkaya karşı amansız bir savaş verildi. Siz Kürt kadınların mücadelesini takip edebiliyor musunuz?

Kürt kadın mücadelesini hayranlıkla takip ediyorum. Kürt kadın mücadelesinin tüm Müslüman ülkelerdeki kadınlara iyi bir model olabileceğini düşünüyorum. Özgüvenleri, eşitlik ve özgürlük mücadeleleri, idealleri ve memleketleri için savaşmaları, milyonlarca Müslüman kadın için tarihsel öneme sahip. Çevremde tanıdığım birçok Müslüman kadın aynı benim gibi düşünüyor.

Ayrıca gazetenizi de sosyal medyadan takip ettiğimi ve birçok konuda faydalandığımı belirtmek isterim.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.