Almanya tacizden korumuyor
Kadın Haberleri —

Kadın taciz/foto:UNICEF/Aleksey Filippov
- Federal Anti-Ayrımcılık Ajansı’nın Şubat ayında yayımladığı rapora göre, Almanya’da mesai dışında tacize uğrayan kadınlar yasal koruma bulamıyor.
GÖZDE GÜLER
Almanya, cinsel tacize karşı hukuki korumada Avrupa Birliği ülkeleri arasında en geride kalan ülke konumunda. Federal Anti-Ayrımcılık Ajansı (Antidiskriminierungsstelle des Bundes) tarafından Şubat 2026’da yayımlanan kapsamlı uzman raporu (Gutachten), bu çarpıcı gerçeği açıkça ortaya koydu.
EQUINET ağı üzerinden yapılan ankete katılan 18 Avrupa ülkesinin çoğunda cinsel taciz, hem iş hayatında hem de genel medeni hukuk kapsamında açıkça yasaklanmışken; Almanya’da Genel Eşit Muamele Yasası (AGG) yalnızca iş yerini kapsamaktadır. Ankete katılan ülkeler arasında Belçika, Bulgaristan, Danimarka, Finlandiya, Gürcistan, Yunanistan, Hırvatistan, Letonya, Litvanya, Hollanda, Kuzey Makedonya, Norveç, Avusturya, İsveç, Slovakya, Slovenya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler, Almanya’dan daha kapsamlı koruma sağlamaktadır.
Mesaide suç
mesai dışı serbest
Avrupa genelinde ve Almanya’da kadınların hayatlarının en az bir döneminde cinsel tacize uğradığını belirten anket oranları yüzde 45–60 arasında değişirken, bazı çalışmalarda bu oran yüzde 94’e kadar çıkmaktadır. Sözlü taciz günlük hayatta sıklıkla göz ardı edilse de, kurumlara yapılan danışmanlık başvuruları sorunun ciddiyetini göstermektedir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, Almanya’da sözlü tacizin yalnızca iş yerinde yasaklanmış olmasıdır.
İş yerinde bakış, söz veya davranış yoluyla tacize uğrayan kişiler, suç duyurusunda bulunabilir, fail hakkında ceza talep edebilir ve tazminat alma hakkına sahiptir. Ayrıca işveren, yasa gereği çalışanlarını bu tür tacizlerden koruma yükümlülüğü taşır. Ancak mesai dışı ortamlarda (örneğin sokakta, toplu taşımada, konut piyasasında vb.) aynı koruma mevcut değildir.
Avrupa sıralamasının en altında
Diğer birçok Avrupa ülkesinde ise cinsel taciz, en azından mal ve hizmetlere erişim alanında da yasaklanmıştır. Bu yasak; sağlık hizmetleri, konut kiralama, kültürel etkinlikler, spor salonları, sürücü kursları gibi alanları da kapsamaktadır. Birçok ülke ayrıca eğitim gibi kamu sektöründe de koruyucu düzenlemeler getirmiştir.
Almanya’da örneğin ev sahipleri, ehliyet kursu eğitmenleri veya spor salonu çalışanları tarafından cinsel tacize uğrayan kadınların yasal başvuru imkânı oldukça sınırlıdır. Uzman raporu bu durumu net bir şekilde değerlendirerek şu sonuca varmaktadır: “Almanya, Avrupa sıralamasında en alt sırada yer almaktadır.”
Kanıt yoksa ceza da yok
Avrupa Birliği’nin ayrımcılıkla mücadele direktifine göre cinsel taciz; iş hayatında ve mal ile hizmetlere erişimde meydana geldiğinde bir ayrımcılık biçimi olarak tanımlanır. Almanya bu AB direktifini 2006’da Genel Eşit Muamele Yasası (AGG) ile iç hukuka aktarmış olsa da, AGG’yi yalnızca mesleki bağlamda uygulamaktadır. Oysa birçok Avrupa ülkesinde cinsel taciz hem iş hukukunda hem de genel medeni hukukta açıkça yasaklanmıştır. Bu sayede iş dışı ortamlarda (örneğin akşam eve dönerken veya bir hizmet alırken) tacize uğrayan kişiler medeni hukuk yoluyla da hak arayabilmektedir. Almanya’da ise AGG medeni hukuku kapsamadığı gibi, ceza hukuku da (özellikle sözlü tacizlerde) kanıt zorluğu nedeniyle genellikle uygulanamamaktadır.
Almanya’nın ihlal davası sürüyor
Bu konuda AB Komisyonu, Almanya aleyhine halen devam eden bir ihlal davası yürütmektedir. Hükümet koalisyonu, Genel Eşit Muamele Yasası’nın reformunu koalisyon anlaşmasında vaat etmiş; ancak şu ana kadar somut bir adım atılmamıştır. Anlaşmada şu ifade yer almaktadır: “Ayrımcılık toplumsal ve ekonomik kalkınma için bir zehirdir. Bu nedenle ayrımcılığa karşı korumayı güçlendiriyor ve düzeltiyoruz.”
Tahammül edilemez bir durum
Uzman raporunun bulguları ışığında acil harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Federal Anti-Ayrımcılık Komiseri ve Federal Anti-Ayrımcılık Ajansı Başkanı Ferda Ataman, RND’ye verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı: “Bu, etkilenenler için tahammül edilemez bir durumdur.” Ataman, planlanan AGG reformunun konut piyasası, spor salonları ve sürücü kursları gibi alanlarda da cinsel tacize karşı daha iyi koruma sağlaması gerektiğini belirtmiştir.
Federal Adalet Bakanlığı sözcüsü ise güç dengesizliklerinden yararlanan taciz davranışlarının zaten suç teşkil edebileceğini ifade etmekle birlikte, “bazı alanlarda yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu” kabul etmiştir.
SPD Kadın Kolları Başkanı Carmen Wegge de kadınların her durumda cinsel taciz ve saldırılardan korunması gerektiğini savunmakta; AGG kapsamında cinsel tacize karşı korumanın önemli ölçüde iyileştirilmesini istemektedir. SPD kadınları ayrıca Genel Eşit Muamele Yasası’nın potansiyel olarak cinsiyetçi yapay zekâ uygulamalarına karşı da koruma sağlaması gerektiğini öne sürmektedir.











