Leyla Güven’in, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistlerine eyleminin 71. gününde yazdığı mektup, kamuoyuyla paylaşıldı. ‘Bizim topraklarda önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar, çünkü güneşi kadınlar doğurur’ şeklindeki Êzîdî sözünü hatırlatan Güven, şunları ifade etti:

 “Evet kadınlar uyandı. Geç kalmışlığın mahcubiyeti ile yola revan oldular. Elbette yolun meşakkati ve uzunluğunu biliyorlardı. Ne diyordu direnişin güzelleştirdiği kadınlardan biri, ‘Her yürek kendi türküsünü söyler’ diyordu. Bu türkü de biz kadınların türküsüdür işte.”

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 78 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdüren Leyla Güven, TJA’lılara gönderdiği mektupta, “Direnişe kadınlar olarak öncülük etmenin coşkusuyla dışarıda ve içeride soluk soluğa halkımızın gücüne dayanarak büyüteceğimiz mücadelemize daha büyük bir kararlılıkla asılacağımıza duyduğum inançla başaracağımıza inanıyorum” dedi.

 Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 8 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 78. gününe girdi. 22 Ocak itibariyle 60 Türk cezaevinde 293 tutsak da Güven’e eşlik ediyor. Güven’in, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistlerine, eyleminin 71. gününde gönderdiği mektup açıklandı. Güven’in mektup şöyle:

 “Sizleri direnişin 71. gününden kazanmaya olan yürek büyütür bir inanç ve coşkuyla selamlıyorum. Yüreği devrim inancı ile çarpan değerli kadın yoldaşlarım.

 Direnişin türküsü söyleniyor

Ezîdî bir atasözü ‘Bizim topraklarda önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar, çünkü güneşi kadınlar doğurur’ der. Ne de güzel söyler öyle değil mi? Ne kadar da günümüzde karanlıklara meydan okuyan, en ön saflarda direnen kadını anlatıyor. Evet kadınlar uyandı. Geç kalmışlığın mahcubiyeti ile yola revan oldular. Elbette yolun meşakkati ve uzunluğunu biliyorlardı. Amed’deki zindanda yükselen ses, duvarların öte yanına ve tüm zindanlara ulaştı ve karşılık buldu. Ses melodiye dönüştü ve direnişin türküsü hep bir ağızdan söylenmeye başladı.

Aynı dili konuşanlarız

Ne diyordu direnişin güzelleştirdiği kadınlardan biri, billur sesi ile ‘Her yürek kendi türküsünü söyler.’ Tıpkı her dönem, her süreç ve devrim gibi bu türkü de biz kadınların türküsüdür işte. Anlaşıldı ki herkesin öncelikli isteği dileği aynıdır. Nasıl da birbirini görmeden, konuşmadan aynı dili konuşanlar olmuşuz mücadelemizde! Ne güzel işte tam da şimdi yapılacak olanlar bellidir. Akan enerji ile İmralı’daki tecrit kırılacak. Her yerde ama her yerde başarıyı mutlak kılacak ve sonuçlandıracağız.

Öncelikle kadınların görevidir

 Kürt kadınları olarak çok şey borçlu olduğumuz Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecridin kırılması için öncülük etmek, tarihsel olarak da ahlaki ve vicdani olarak da öncelikle bizim görevimizdir. Ataerkil zihniyetin ürünü olan işkencenin her türlüsüne karşı direnmek tek çözüm olduğu gibi hakkımızdır da.

İmralı tabutluğunu kabul etmedik

 Bizler de bu tarihi süreçte ve direniş yolunda zerreyi miskal başarıya olan inancımızda bir tereddüt yaşamadık. Çünkü biz akla, vicdana, ahlaka, hukuka aykırı olan İmralı tabutluğunu 21 yıldır asla kabul etmedik ve barışın önünde engel olarak gördük. Bu sistemi yaratanlar, tasarlayanlar, öngörünler, uygulayanlar, tarihe bunun hesabını nasıl verecekler diye sorduk hep! Biliyoruz ki bunun bir insan tasarımı olduğuna kimse inanamayacak ve insanlığın yüz karası ve ayıbı olarak tarih sayfalarında yer alacak. Bunu yaratan erk sistem, kadına, doğaya, güçsüze, çaresize, tutukluya hükmetmeyi kendine hak görüyorsa bizler de toplumun yarısı olan kadınlar olarak bu zihniyete karşı meşru mücadele hakkımızı sonuna kadar kullanacağız ve bertaraf edeceğiz.

Yürüyeceğimiz yolu belirledik

 Biz biliyoruz ki; ne kadar mücadele o kadar özgürlük. Ne liberalizmin temsiliyetini, ne faşizmin dayatmalarını kabul ettik, ediyoruz. Biz kendi yol ve çizgisini yaratan üçüncü yol alternatifi olanların yoldaşları olarak ‘yürümek zorunda’ olduğumuz değil, yürüyeceğimiz yolu belirledik ve emin adımlarla ilerliyoruz.

Başaracağımıza inanıyorum

 Bu anlamıyla ‘Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim!’ şiarıyla başlattığımız direnişe kadınlar olarak öncülük etmenin coşkusuyla dışarıda ve içeride soluk soluğa halkımızın gücüne dayanarak büyüteceğimiz mücadelemize daha büyük bir kararlıkla asılacağımıza duyduğum inançla, başaracağımıza inanıyorum-inanıyoruz.

Bu inançla hepinizi bitmeyen bir özlem ve sevgi ile kucaklıyorum, devrimci yüreklerinizden binlerce kez öpüyorum.”

AMED


45 kadın tutsak eşlik ediyor

Güven’in eylemine, Türk cezaevlerindeki 44 kadın eşlik ediyor.

Leyla Güven ile birlikte 17 cezaevinde tutulan 45 kadın, süresiz-dönüşümsüz açlık grevine devam ediyor.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 9 Ekim 2018’de evine yapılan baskınla gözaltına alınarak tutuklanan gazeteci Kibriye Evren, 16 Aralık’ta açlık grevine başladı. Tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 tutuklu ile birlikte eyleme dahil olan Evren, 40 gündür açlık grevinde

Tuncel ve Irmak da

HDP milletvekillerinin tutuklanmasını 6 Kasım 2016’da protesto ederken gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ile HDP’nin tutuklu önceki dönem Hakkari Milletvekili Selma Irmak, kaldıkları Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 16 Ocak’ta açlık grevine başladı. Tuncel ve Irmak’ın başlattığı eylem 9. gününde.

İşte süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdüren kadınlar ve tutuldukları cezaevleri:

8 KASIM

  • Diyarbakır E Tipi Cezaevi: Leyla Güven

16 ARALIK

  • Gebze Kadın Kapalı Cezaevi: Hacer Halil Yusuf, Ruhşan Bozan, Özlem Özdemir, Ayten Gülsüm ve Özlem Söyler.
  • Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi: Necla Atak.
  • Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi: Kibriye Evren, Evin Kaya ve Hilal Ölmez.

17 ARALIK

  • Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi: Esma Başkale, Belgin Kanat, Zozan Kutum ve Reyhan Coşmuşlu.

20 ARALIK

  • Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi: Figen Şahin, Emine Kılıç, Gülistan Tekin ve Çiğdem Şakar.

26 ARALIK

  • Silivri 9 Nolu Cezaevi: Seyhan Çiçekli.
  • Şakran Kadın Kapalı Cezaevi: Rahşan Aydın, Ebru Güden ve Gülten Akgün.
  • Sincan Kadın Kapalı Cezaevi: Süheyla Taş, Zeliha Ustabaş ve Saliha Taşkesen.
  • Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi: Saliha Cebe ve Dilan Barin.

5 OCAK

  • Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi: Nevin Gökçe ve Zelal Başboğa.
  • Kayseri Kadın Kapalı Cezaevi: Berivan Bitmen, Maşallah Erbey ve Merge Polat.
  • Bayburt T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi: Delila Roj Ekmen, Fatma Yıldırım ve Sevgi Aka Gündüz.
  • Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi: Dilan Yıldırım, Menal Temel, Nurşen Tekin ve Hatice Kaymak.
  • Mardin E Tipi Cezaevi: İki kadın tutuklu

8 OCAK

  • Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi: Nesrin Akgül ve Gurbet Ektiren.

16 OCAK

  • Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi: Sebahat Tuncel ve Selma Irmak