PERVİN YERLİKAYA BABİR

Farklı cezaevlerinde iki ağabeyi direnişte olan Beritan Elyakut, “Cezaevlerinde yaşanan her ölüm insanlığımızı, vicdanımızı ve ahlakımızı yitirmemize neden olacak” dedi.

Beritan Elyakut, Jinnews’in Amed muhabirlerinden. İki ağabeyi tutsak. Biri  Patnos T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, diğeri ise Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Beritan, ağabeyleriyle cezaevi koşulları altında tanışmış. “Çocuk yaşta cezaeviyle tanıştım. Kürt gerçekliğiyle erken yaşta tanımış Kürt çocuklarından biriyim” diyen Elyakut’ın ağabeyleri 20 yıldan fazladır tutuklu.

18’inde müebbete mahkum

En büyük ağabeyi Ali Haydar Elyakut, 1993’te; Ali Ejder Elyakut ise 1995’te tutsak edilmiş. Ağabeylerinin hükümlü ve müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirten Elyakut, 17 yaşlarında gözaltına alınıp 18’den gün aldıkları gün hapis cezasına mahkum edildiklerini dile getirdi.

Gülümsemeyi hiç kaybetmediler

Ali Haydar Elyakut, 5 Ocak’tan; Ali Ejder Elykut ise 1 Mart’tan itibaren açlık grevinde. Beritan, ağabeyi Ali Haydar ile yaptığı son görüşmeden bahsederek; aşırı kilo kaybı yaşadığını, yorgunluk, yürümede zorlanma, kaş ağrıları, mide bulantısı, bağırsak sorunu, tansiyon yüksekliği ve düşüklüğü gibi sorunlar yaşadığını belirtti. Abisiyle beraber açlık  grevine başlayan Seyfettin Kurt ve Murat Kuzu isimli tutsakların da aynı problemleri yaşadığını aktardı.

Elyakut, Patnos Cezaevi’ndeki ağabeyiAli Ejder’in ise bu kadar ağır olmazsa da benzer sorunla yaşadığını ifade etti. Elyakut, “Ancak yaşanan sağlık sorunlarına rağmen her iki abim ve arkadaşları yüzlerindeki gülümsemeyi bir saniye olsun kaybetmediler, ailelere moral verenler yine kendileri oldu” dedi.

40 gün B1 ve B12 verilmedi

Her iki cezaevinde de açlık grevinin 40. gününe girilmeyene kadar B1 ve B12 vitamini verilmediğini bildiklerini aktaran Elyakut, şöyle devam etti: “Ancak durumu ağırlaşan tutsaklara Karabük Cezaevi’nde bu vitaminlerin 40. günden önce verilmeye başlandığını biliyoruz. Karabük Cezaevi’ne 1 Nisan’da giderek açık görüş yaptık. O zaman abim ve iki arkadaşı 86. günlerinde olmalarından kaynaklı görüş alanına kollarında refakatçilerle girdiler. Ancak aileleri karşılarında gördükleri an kollarından çıkarak kendi güçleriyle yürümeye başladılar. Gülümseyerek girdikleri görüş alanından yakınlarının gözyaşlarını gördükleri an espriyle karışık bir şekilde eleştiriler sunmaya başladılar.

Direniş etrafında kenetlenin

Bu sürecin ağlanacak süreç olmadığının altını çizen Ali Haydar abim herkesin elinden gelenin daha fazlasını yapması gerektiğini söyledi. En önemli mesajı da belki de şuydu: ‘Biz burada ancak bu kadar direnebiliyoruz. 6 arkadaşımız yaşamını sonlandırdı. Bunu tasvip etmesek de önüne geçemiyoruz. Zindanlarda son nokta kendi yaşamını sonlandırmak oluyor. Tabi biz de bu tecridi bize dayatanlara karşı inatla yaşayıp, direnerek cevap verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu sürece etkin ve hızlı cevap verilmemesi halinde şehadetler artabilir. Bunun yaşanmaması adına tüm tutsak yakınları, insan hakları savunucuları, siyasi parti temsilcileri, vekiller, belediye başkanları ve tüm Kürt halkı elele verip direnişimizi dışarıda duyurmalıdır.’ dedi.”

Ciddi sağlık sorunları

Yine Patnos Cezaevi’nde 3 Nisan’da yapılan açık görüşte 16 Aralık’ta açlık grevine başlayan Mehmet Bozdağ, Atilla Coşkun Özer, Ömer Kabul, Abdullah Kızılkaya isimli tutsaklarla aynı alana alınmadıklarını, ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiğinin tutsaklar tarafından aktarıldığını belirten Elyakut şöyle sürdürdü: “Abim ise durumunun iyi olduğunu, cezaevi yönetiminin baskısına ve saldırılarına maruz kaldıklarını, hala cezaevinde yaşanan su krizinin çözülmediğini aktardı. Bunun yanı sıra açlık grevinde olan tutsakları her gün kontrol etmesi gereken doktorun ise hiçbir şekilde gelmediğini belirtti. Patnos Cezaevi’ndeki tutsakların mesajı da içerdeki sesin dışarıda daha gür bir şekilde duyurulması.”

Artık saniyelerin önemi var

Açlık grevindeki 7 bin tutsağın talepleri karşılanmadan eylemlerinden vazgeçmeyeceği kararlığına işaret eden Beritan Elyakut, “Ben bir tutsak yakını olarak bu süreçten ciddi anlamda endişe duyuyorum. 7 gencecik insan bu sürece ses olabilmek adına yaşamından vazgeçti, artık cezaevlerinden ailelere cenazeler geliyor. Bu talebe sessiz kalındıkça bunlar daha fazla artabilir, insanların her gün bedeninin erimesine sessiz kalınmamalıdır. Bir an önce tutsaklar ve Leyla Güven’in sesine ses olunmalıdır. Artık dakikalar değil, saniyelerin önemi var” dedi.

Elyakut, yaşanan hak ihlalleri, zulüm ve hukuksuzluğa seyirci kalınmamasını isteyerek, “Mesele insanlık, vicdan, ahlak meselesidir. Cezaevlerinde yaşanan her ölüm insanlığımızı, vicdanımızı ve ahlakımızı yitirmemize neden olacak. Bu dünyayı daha yaşanır hale getirmek için tecridin son bulması ve görüşmelerin önün açılması gerekiyor” diye konuştu.