DİHA ve Özgür Gündem’e yönelik daha önce yaygın medyanın hedef gösteren haberlerini ‘’egemen olanın ideolojisini yeniden üretmek“ olarak değerlendiren İnceoğlu, ‘’Muhalif basın, yaygın medyanın görmediği haberleri yayınlıyor.  Baskınlar muhalif basını susturmak için“ dedi. İnceoğlu, medyanın barış dili kullanması gerektiğini belirterek ‘’Eğer bir insanı veya bir organı hedef gösterip, etiketleyip, yaftalarsanız otomatikman ona karşı herhangi bir eylemde bulunulmasını meşrulaştırmış olursunuz. Bu ciddi bir insan hakları ihlalidir“ dedi. Türkiye’de medyanın yargı, yürütme ve yasadan sonra dördüncü güç olduğunu söyleyen İnceoğlu,  ‘’Basının bu 3 büyük gücü eleştirebilmesi gerekiyor, ama basın ne yazık ki bu kurumların resmen bekçiliğini yapar hale getiriliyor“ şeklinde konuştu. Terörle Mücadele Yasası gibi düzenlemelerin basın özgürlüğünü kısıtladığını belirten İnceoğlu, ‘’Bir terörist kavramı var, terör örgütü üyeliği var. O kadar geniş ki herkes potansiyel bir terörist gibi görünüyor“ diye vurguladı.

Sansür ve otosansür ciddi sorun


Baskınların yapıldığı saatlerde tüm kanalları izlediğini belirten İnceoğlu, ‘’Tek bir yaygın medya kanalında ne yazık ki baskınları görmedim. Neden bundan haberdar olamıyoruz, neden hep sistematik bir şekilde görmezden geliniyor? Siz bilgiyi vermeyerek, yok ederek de insanları yanıltabilirsiniz. Bu da manipülasyon ve çok tehlikeli bir oyundur.  Bu şekilde yurttaşın bilme ve edinme hakkını elinden almış oluyorsunuz. Gazeteciler üzerinde ne yazık ki ciddi bir sansür var. Sansürün olmadığı yerlerde ise çok içselleştirilmiş oto-sansür var“ diye konuştu.


TMK bir an önce değişmeli

Terörle Mücadele Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken İnceoğlu, „Değiştirilmesini artık tüm uluslararası örgütler, sınır tanımayan gazeteciler, uluslararası gazeteciler federasyonu söyledi, en son da Avrupa Birliği ilerleme raporunda bize önerildi“ dedi. İnceoğlu, bunun insan hakları, barış ve demokrasi adına Türkiye açısından üzücü bir tablo oluşturduğunu belirtti.


DİHA/İSTANBUL