
İHD ve SES Şırnak şubelerinden oluşan heyet, Beytüşşebap ilçesinde 24 ve 25 Eylül’de yaşanan çatışmalar ve askerin havan topu ile 3 kişiyi katletmesine ilişkin ilçede incelemelerde bulundu. Heyet, incelemelerinin ardından hazırladığı raporu İHD Şırnak Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Ambulans şoförü Şehmuz Dursun’un vurulduğu anda yanında bulunan 112 Acil Servis personeli Emine Sönmez ve Muhammed İsmail Yıldız’ın olay anına ilişkin değerlendirmelerine raporda yer verildi.
Kaymakam emriyle çıktık
Kaymakamın emriyle ambulansın hastaneden çıktığını belirten Sönmez’in anlatımları şöyle: “25-09-2015 günü çatışma sesleriyle saat 05.30 gibi uyandık. İlk olarak 112 tarafından saat 06.05’te arandık ve beklemede kalmamız söylendi. Tekrar aradılar 112’den ve Emniyet binasına gitmemiz istendi. Çok yoğun çatışma sesleri geliyordu ve bunun için biz çıkamadığımızı söyledik. Biraz vakit geçmişti ki Beytüşşebap Devlet Hastanesi Müdüresi Leyla hanım aradı ve Kaymakam’ın kesin emri var, Emniyette yaralı olduğunu söyleyerek bir ambulansla oraya gitmemiz emredildi. Silah sesleri durunca yaralılar vardır diyerek çıktık. Her türlü tehlikeye karşı ambulansın sirenini de açmıştık. Polis noktasının olduğu yere 15 metre kala silah sesleri geldi ve sesler geldiği gibi aracımız yerinde durdu. İnemedik bile, yaylım ateşine tutulmuştuk ve aracı süren Şehmuz Dursun adlı arkadaşımız birkaç yerinden yaralanmıştı. Yüzüme, saçlarıma ve boydan boya üzerime kanları saçılmıştı. Yanımdaki diğer çalışan arkadaşımla birlikte geldiğimiz yöne doğru (polis noktasının tersine) ve üzerimizdeki görev yeleklerini parlak oldukları için çıkartarak kaçtık. Kaçtığımız yönde evler vardı ve bize o taraftan herhangi bir şekilde ateş edilmedi.
4-5 saat araçta bekledi
Sokakta bulunan evlerden birinin kapısını çalıp içeri girdik. Biz orada 4-5 saat boyunca ateş altında kaldık ve bulunduğumuz evin duvarlarına ve pencerelerine de yoğun olarak mermiler isabet ediyordu. Ambulansın şoförü vurulduktan 4-5 saat sonra halk sokaklara indi ve bir anlığına silahlar durunca ben ve Muhammed İsmail çalışma arkadaşımız Şehmuz’a bakmaya çıktık.
Yardım edenlere de ateş
Muhammed İsmail, Şehmuz Ağabey’in nabzına bakmak üzere aracın kapısına yöneldiği esnada yeniden ateş edildi. Ayaklarımızın arasından mermiler geçip duruyordu, ben geri mahsur kaldığımız eve kaçtım. Muhammed İsmail de gelince halk kabullenmedi ve yoğun silah seslerinin arasında vurulan arkadaşımız Şehmuz’u bir pikaba bindirip hastaneye götürdüler. Yaklaşık bir saat kadar sonra halk ikimizi de alıp hastaneye götürdü.”
Hastanede yaşananlar
Sönmez, hastanede de özel harekatçıların hakaret ve tehditlerine maruz kaldıklarını, doktorun da tehdit edildiğini aktardı. Yaralı siviller olduğunu ve onlara yardım etmeye çalıştıklarını belirten Sönmez, “Gelenlerden birinde doku kaybı olmuştu. Çocuk 18-19 yaşlarındaydı ve işaret parmağı kopmuştu. Arkadaşlar müdahale ettikleri esnada biz röntgen odasında olayla ilgili konuşuyorduk ki özel harekatçıların sesleri geldi. Sinkaflı küfürlerle yüksek sesle bağırmalar karışıktı. Aynı anda silah sesleri geldi, hem hastane içinde, hem de hastane dışında. Hem demir kapıda, hem koridor penceresinde ve hem de tavanda mermi izlerini görebilirsiniz.”
Doktorun kafasına silah
Yüzü maskeli ve gözlüklü bir özel harekatçının oradaki grubu yönettiğini aktaran Sönmez, şöyle devam etti: “Yüzü maskeli olanı affedersin; ‘O… çocukları, leşler’ vb. Bizim doktora ‘doktor, geç karşıma! Burada duracaksın! Doktor anladın mı? Kimliğini ver!’ Bizim doktor hekimlik kimliğini verince ‘hayır onu istemiyorum, diğer kimliğini ver’ dedi. Bizim doktor diğer kimliğini verince, tamam dedi, sen şimdi bizim karşımızda oturacaksın dedi, bizim doktoru çocuk gibi azarladı. Sonra doktorun başına uzun namlulu silahı dayayıp kapıda bekleşen halkın karşısına geçildi. Doktoru önüne alıp (kendisine siper edip) oradaki insanlara ‘buraya bir tek mermi gelirse hepinizi öldürürüz’ dedi. Hastane koridorunda 8 kişi silahlı olarak duruyordu. Ama hastane dışında kaç kişi vardı bilmiyorum, zaten dışarıya bakmaya bile korkuyorduk.”
Tüm sağlıkçılar yere yatırıldı
Hastanedeki sağlıkçıların tehdit ve darpla hemşire odasında toplandığını ve yere yatırıldığını aktaran Sönmez, “Arkadaşlarımın hepsine silahla vura vura, küfürler ede ede hemşire odasında yatırmışlar. Ben buna şahit oldum” dedi.
Kameralar toplandı
Tüm saldırıları kayıt altına alan kameraların söküldüğünü belirten hemşire Sönmez, şöyle devam etti: “‘Bak şimdi doktor, savcının talimatıyla bütün kameraları sökeceğiz’ dedi. Ben hastaneyi başımıza yıkmalarını bile düşündüm. Bütün sivilleri dışarı çıkardılar, muayene etmekte olduğumuz hastaları bile dışarı çıkardılar.
Yaralılar helikopterle gitmiş
Doktora dediler ki, ‘Bak doktor, şimdi sen burada tek doktor olduğun için seni almıyoruz, ama sonra arada kalırsan, anlarsın’ dedi. Ben de dedim ki, pardon ama arada kalmak ne demek? Bizi ambulans ile dışarı çıkardınız, sonra bizi taradınız, bizim psikolojimiz ne durumdadır, bunun hiç mi önemi yok deyince, ‘ben enayi miyim çatışma ortasında ambulans çağırayım, bizim ambulansa ihtiyacımız yok ki. Biz zaten yaralılarımızı helikopter ile gönderdik’ dedi. Nasıl ya, kaymakam bizzat ambulans istedi ve biz çıkıp gelince bizi taradınız dedim.”
Heyetin tespitleri
Heyet raporunda ilçede devlet terörünün yaşandığını destekleyen şu tespitlere de yer verildi:
* İlçe girişinde Devlet Hastanesi önünde yaralısı ve cenazesi olanların oluşturduğu bir kalabalık bulunduğu tespit edildi.
* Beytüşşebap Devlet Hastanesi’nin koridorunun tavanında ve koridor sonundaki pencerelerde içeriden dışarıya olacak şekilde mermi izleri bulunmaktaydı. Görüntülenip fotoğrafları alındı.
* Hastane içindeki odaların kapılarının tekmelenmek suretiyle kırıldığı, tamamen kullanılamaz hale getirildiği tespit edilerek fotoğrafları alındı.
* Güvenlik kameralarının yönlerinin bozulduğu gözlemlendi.
* Hastane güvenlik kamera kayıt cihazı ve bağlı olduğu ana bilgisayar kasasına el konulup götürüldüğü tespit edildi.
* Hastane personellerine kötü muamelede bulunulduğu, hakaret ve küfürlere maruz kaldıkları tespit edildi.
* Yapılan hak ihlalleri ve işlenen suçların kolluk tarafından gizlenmeye çalışıldığı, delillerin karartılmaya çalışıldığı tespit edildi.
* Ambulansın olay yeri incelemesi yapılmadan kolluk güçleri tarafından kaldırıldığı tespit edildi.
* Ambulansın durduğu yerin polis noktasına 10-15 metre uzaklıkta olduğu tespit edilerek mermilerin isabet ettikleri yerden bakınca yalnızca polis noktasının görüldüğü tespit edildi.
* Anayol ve sokaklarda bulunan hemen hemen bütün araçların tarandığı ve kullanılamaz hale geldiği tespit edildi.
* Belediye binasının tarandığı bütün camlarının kırıldığı ve büro malzemelerinin kullanılamaz hale geldiği tespit edildi.
* Çarşıdaki birçok dükkanın tarandığı ve büyük hasarların olduğu tespit edildi.
* İlçe merkezinde kolluk güçleri tarafından yapılan atışlar sonucu çıkan yangınlara müdahale edilmesinin bile engellendiği, yangınları söndürmek isteyen halka kolluk tarafından taciz ve engelleme atışı yapıldığı tespit edildi.
* Elektrik trafolarının patlatıldığı ve tellerin koptuğu tespit edildi.
* Karakolun ve polis noktasının karşısındaki bütün evlerin tarandığı ve büyük hasarların olduğu tespit edildi.
* Girilmesinin mümkün bulunmadığı sokaklardaki evlere de havan toplarıyla zarar verildiği, kullanılamaz hale geldikleri tespit edildi.
* Yüksek binaların büyük bir çoğunluğunda keskin nişancıların yerleştirildikleri tespit edildi.
* Mahallelerde araştırma yapmak için geçtiğimiz esnada özel harekat timlerinin büyük bir çoğunluğunun kır saçlı oldukları, yaşlarının 50 ve üzeri olduğu tespit edildi.
* Mahallelerde gezerken bir havan topu mermisinin bir evin çatısında patlamamış olduğu tespit edilip fotoğraflandı.
* Belediyeye ait iş makinelerinin tarandığı ve kullanılamaz hale geldikleri tespit edildi.
* Kamu yaşantısının büyük oranda çalışamaz vaziyette olduğu tespit edildi.
* Kaymakamlık binasının kapalı olduğu gözlemlendi.
* Belediye binasının kullanılamaz olduğu, personellerinin bina içinde temizlik yaptıkları görüldü.
ANF/ŞIRNAK
Eşimi polis öldürdü
Katledilen ambulans şoförü Şehmuz Dursun’un eşi Hatice Dursun, eşinin gerilllar değil polisler tarafından öldürüldüğünü söyledi. Dursun, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, “PKK’lılar ambulans şoförümüzü şehit etti” açıklamalarına tepki göstererek, “Eşim direksiyon başında polislerce katledildi. Cenazesi 3 saat boyunca polis noktasının önünde, şoför koltuğunda kaldı, kimse yaklaşamadı. Cenazesini almak isteyen yurttaşlar bile polislerce tarandı. Bakanın dediği gibi bir durum yok” dedi. Çatışmada yaralanan polisler için kaymakamlığın emriyle ısrarla aranan Dursun’un nöbetçi bulunduğu hastaneden ayrıldığını ambulansın siren sesiyle anladığını dile getiren Dursun, “Çatışmaların biraz durulduğu bir vakitte evden ambulansın siren sesini duydum. Eşimin yaralı almaya gittiğini anladım. Sonra gelen kurşun seslerinin altında siren sesi sustu ve kurşun sesleri yankılanmaya başladı. Siren sesi kesilince eşimin başına bir şey geldiğini anladım” diye konuştu. Cadde ortasında katlettiler 25 yıldır ambulans şoförlüğü yapan ve ilçede “Cankurtaran” olarak tanınan 6 çocuk babası eşinin polis noktasının önünde katledildiğini ifade eden Dursun, “Eşim 25 yıldır bu devletin memuruydu. Eşim yıllardır insanların canını kurtarıyordu ama cadde ortasında katlettiler. Kimse onun canını kurtaramadı” dedi.
Hakkı yerde kalmaz İlçede ambulans bulunmadığı yıllarda kendi arabasıyla hastaları ilçeden Cizre ve Şırnak’a götürdüğü belirtilen Dursun’un annesi Gulê Dursun da, “Polisler hastanedeki oğlumu dahi görmeme izin vermediler. Allah hakkını yerde bırakmasın. Herkes biliyor oğlum defalarca canını ortaya koyarak insanları hastaneye yetiştirdi. İlçede kimsenin arabası yokken oğlumun arabası vardı. Tüm hastaları hastaneye kaldırırdı. inşallah hakkı yerde kalmaz” diye konuştu.
DİHA/ŞIRNAK