YouGov adlı kamuoyu araştırmaları şirketinin anketine göre iktidar partisinin oy oranı yüzde 34'e çıkarken İşçi Partisi'nin yüzde 33 oranında oy alması bekleniyor. Bu oranlara göre 650 üyeli Avam Kamarası'nda Muhafazakar Parti 283, İşçi Partisi ise 261 milletvekili ile temsil edilecek. İskoç Milliyetçi Partisi'nin 50, Cameron'un koalisyon ortağı Liberal Demokrat Parti'nin de 32 milletvekili çıkaracağı tahmin ediliyor.Perşembe günü yapılacak genel seçimde yine bir koalisyonun iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyor, hatta birinci gelen partinin iktidar olamayabileceği ifade ediliyor.
Karşılaştırmalı sonuçlar
6 Mayıs 2010 yılında yapılan genel seçimleri ele aldığımızda Ed Miliband’ın İşçi Partisi'nin oylarını az da olsa %2 kadar arttırdığı görülmektedir. Buna karşın 'Tory' olarak da bilinen Muhafazakar Parti’nin oylarında %3’lük bir düşüş görülmektedir. 2010 yılında yapılan seçim ile şimdiki seçim anketlerini karşılaştırdığımızda asıl sürpriz Nick Clegg liderliğindeki Liberal Demokrat Parti ile Nigel Farage’nin liderliğini yaptığı milliyetçi Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) anket sonuçlarında görülmektedir. Liberal Demokratlar 2010 seçimlerinde %23.6 gibi sürpriz bir çıkış yakalayıp Muhafazakar Parti ile ortak hükümet kurmuşlardı. Son anket sonuçları ise Liberallerin yaklaşık %13 gibi bir oy kaybı yaşadıklarını göstermektedir. Buna karşın Avrupa Birliği ve göçmen karşıtlığı politikası ile seçime giren UKIP %10 kadar bir oy artışı ile oylarını %13.2 kadar çıkartmışa benziyor.
Seçmenleri neler etkileyecek?
Peki, bir önceki seçim sonuçları ile şimdiki anket sonuçlarını ele aldığımızda sadece İngiltere’yi değil bir bütün olarak Avrupa Birliği'nin geleceğini, İngiliz dış politikasını ve bu ülkede yaşayan milyonlarca göçmeni yakından ilgilendiren seçim sonuçlarını belirleyecek olan faktörler nelerdir? Kuşkusuz, seçim sonuçlarını ve seçmenin oy tercihini birçok sosyal, siyasal, ekonomik hatta psikolojik faktör üzerinden değerlendirmek mümkün. Fakat biz bu yazıda seçmen tercihini doğrudan ve en çok etkileyen en önemli dört unsur üzerinde duracağız.
Ekonomik nedenler
Ekonomik faktörler bir çok ülkede olduğu gibi İngiltere’de de parti seçim beyannameleri ile seçmen davranışının belirlenmesinde önemli bir yere sahip. Avrupa Birliği’nin büyük bir ekonomik krize girdiği 2007 yılından bu yana, İngiltere ekonomisi belli bir daralmayı yaşasa da ekonomik krizden diğer Avrupa Birliği ülkeleri kadar etkilenmedi. Muhafazakar Parti bu noktada çok sıkı tedbirler alarak (özellikle devlet yatırımlarında kesintiler ve öğrenci harçlarında artış yaparak) bütçe açığını kapatmaya çalıştı. Bugün alım gücü çok yüksek olmasa da enflasyon ve işsizlik diğer Avrupa Birliği ülkelerine oranla İngiltere’de daha düşük. Bu durum yıpranmasına rağmen Muhafazakar partinin oylarını önemli oranda korumasının da en önemli nedenidir. Partilerin ekonomi programlarına baktığımızda vergilendirme konusunda bazı farklılıklar olsa da aralarında (popülist bazı vaatleri göz ardı edersek) çok ciddi bir fark olduğunu söylemek mümkün değil.
Avrupa Birliği üyeliği
İngiltere dünyanın altıncı büyük ekonomisi ve uluslararası ilişiklerdeki siyasi gücü ile Fransa ve Almanya ile birlikte Avrupa Birliğinin adeta motor gücünü oluşturmaktadır. Fakat İngiliz kamuoyu özellikle UKIP ve hatırı sayılır bir Muhafazakar Parti seçmeni, İngiltere’nin ekonomik olarak Brüksel’e karşı çok fazla yükümlü olduğu, daha açıkçası İngiltere’nin AB’ye ödediği paranın karşılığını alamadığını bununda İngiltere’ye çok büyük bir maliyet oluşturduğuna inanmaktadır. Avrupa Birliği'nin çok ciddi bir göçmen politikasının da olmadığını dile getiren UKIP ve Muhafazakar Parti seçmeni Brüksel ile ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesini istiyor. David Cameron ise yeniden başbakan seçilmesi halinde İngiltere’nin AB üyeliğini 2018 yılına kadar referanduma götüreceği sözünü verdi. UKIP lideri Nigel Farage ise İngiltere’nin AB’den doğrudan çıkmasını ve ulus-devlet anlayışına daha sıkı sarılması gerektiğini savunuyor. Liberal Demokrat ile İşçi Partisi tabanı ise AB'den çıkmanın İngiltere için çok olumsuz sonuçlara yol açacağını savunuyorlar. Her iki parti bu konunun referanduma götürülmesine de karşı çıkıyorlar.
Artan milliyetçilik ve göçmen karşıtlığı
Bütün Avrupa genelinde olduğu gibi İngiltere’de de gerek katı bir ulus-devlet anlayışı isteminde ortaya çıkan etnik milliyetçilik gerekse daha çok ‘İslamofobi’ olarak zuhur eden dinsel milliyetçilik yükselişte. Özellikle UKIP ve belli oranda Muhafazakar Parti tabanında artan İngiliz milliyetçiliği çok ciddi bir göçmen karşıtlığı içermektedir. Özellikle UKIP etnik milliyetçilik sınırlarını da aşarak göçmenlere karşı ırkçı bir dil sergilemektedir. Aşırı milliyetçilik ve göçmen karşıtlığı toplumun hatırı sayılır bir kesiminde karşılık bulmasa da hatta çok tehlikeli bir söylem ve İngiliz demokrasisinin ruhuna aykırı görülse de, özellikle UKIP tabanında karşılık bulmaktadır.
UKIP’in oylarını %10 kadar arttırmasının da İngiliz milliyetçiliği ile göçmen karşıtlığının bir yansıması olduğunu söylemek mümkündür. İngiltere’den çok sayıda Müslüman’ın (resmi istatistiklere göre 1000 üzerinde olduğu tahmin edilmekte) IŞİD’e (DAİŞ) katılması ile Fransa’da gerçekleşen Charlie Hebdo baskını gibi bazı faktörler de, İngiliz milliyetçiliğinin artmasına ve milliyetçiliğin seçmen davranışı üzerinden etkili olmasına neden olmaktadır.
DENİZ ÇİFÇİ/LONDRA