İngiltere yetkililerinin Kürtleri kriminalize eden politikaları hız kesmeden devam ediyor...
Bu hafta, Kürtleri yakından ilgilendiren tatsız bir gelişme daha yaşandı: 16 Ocak’ta, DAİŞ’e karşı savaşmak amacıyla YPG’ye katılacağı gerekçesiyle İngiliz vatandaşı olan 18 yaşındaki Şilan Özçelik Londra Stansted Havaalanı'nda tutuklanmıştı. Şilan'ın geçtiğimiz günlerde görülen davası ise tutukluluk halinin devamıyla sonuçlandı.
1 Nisan’da tekrar mahkeme karşısına çıkacak olan Şilan'ın "DAİŞ’e karşı korumak" amaçlı kefaletle serbest bırakılmasına da izin verilmedi. Serbest bırakılması durumunda, İngiliz devleti Şilan’ı DAİŞ’e karşı nasıl koruyacak merak ediyorum. Çünkü aylar öncesinde, Şilan'ın İngiltere dışına çıkışından beri, onun YPG’ye katılacağından şüphelenen İngiliz yetkililer, kayıp olduğuna dair ilanı Londra’nın çeşitli yerlerinde sergilediler. Yetkililer, Şilan’ın Ekim ayından itibaren kayıp olduğunu bildirerek, gereken yerleri bilgilendirip arama kararı çıkardılar. Yani yetkililer, Şilan’ın kimliğini resmen deşifre ettiler! Hem de yok yere.
Avrupa dışına bile çıkmadığı düşünülen Şilan’ın YPJ’ye katılma niyeti neden 'suç' olarak görülüyor?
Şilan, İngiltere’nin 2006 tarihli 'Terörizm Yasası'nın 5'inci maddesinde geçen "Terörizm suçlarını işlemeye niyet etme hazırlığında olma" durumundan yargılanıyor. Yani ortada bir eylem dahi yok; sadece bir niye var. Bir niyet dahi suç sayılıyor.
Ayrıca şunu belirtmekte de yarar var: YPG ve YPJ, İngiliz devletinin yasaklı grup ya da örgüt listesinde değil; yani YPG ve YPJ meşru örgütler.
İnternet üzerinden Şilan’ın serbest bırakılmasını talep eden bir imza kampanyası başlatıldı ve Şilan’ın alıkonulduğu Holloway Hapishanesi'nin önünde bir protesto gerçekleştirildi. Batı basını bu gelişmeye büyük bir ilgi gösterdi; çünkü İngiliz polis teşkilatının ve 'terörle mücadele' eden biriminin Şilan’a yönelik tavrı anlaşılabilmiş değil. Bu tutum, DAİŞ’in YPG ve YPJ ile aynı kefeye konulması ve yine Şilan'ın, DAİŞ’e katılmak amacıyla Türkiye üzerinden Suriye’ye giden üç genç kadınla aynı kefeye konulması anlamına geliyor.
Şilan’ın YPJ’den ziyade PKK ile ilişkili olduğu gerekçesiyle tutuklandığı öne sürülüyor. Ocak 2014’de de Paris’te katledilen üç Kürt kadın siyasetçinin anmasına gitmek üzere yola çıkan otobüslerden biri sınır kapısında PKK ile işbirliği yapmaktan 9 saat alıkonulmuş, yolcuların paralarına el konuşmuştu. Kürtlerin Londra’da yaptıkları barışçıl protestolar bile polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılıyor.
Batı güçlerinin gündeminde bile PKK’nin yazdan beri DAİŞ’e karşı etkili mücadelesinden ötürü terör grubu listesinden çıkarılması söz konusuyken, günümüzde bu kriminalize edici tutumun kaynağı niye? Türk hükümeti, bir yandan barış sürecinin ilerlediğini iddia ederken, PKK’nin Avrupa ve ABD’nin 'terör listesi'nden çıkarılmaması için gerekli bütün baskıyı yapıyor. İngiltere gibi ülkeler ise Türkiye’den DAİŞ’e katılmak için sınırları geçenlere, DAİŞ yaralılarını tedavi eden Türk hastanelerine ve DAİŞ üyelerine her türlü desteği sağlayan Türk devletine bir şey diyemezken, DAİŞ'e karşı savaşmak "niyetiyle" YPJ’ye katılmaya yeltenen bir Kürt için ortalığı ayağa kaldırıyor.
Bu tutumu, DAİŞ'e karşı en etkili mücadeleyi veren YPG/YPJ'ye karşı düşmanca bir tavırla karşılayan Türk devletininkinden ayrı tutmak mümkün mü?