İngiltere Gündemi

İngiltere’de yüksek harç oranları, ülkede artan işsizlik ve öğrenci vizelerine getirilen kısıtlamalar halk tarafından, özellikle de öğrenciler tarafından her geç gün artan bir tepkiye dönüşüyor. İngiliz hükümeti ise çıkardığı yasalar ile bu sorunu çözmekten ziyade halkın eğitime erişimini daha da zorlaştıracak düzenlemelerine devam ediyor. Mevcut koşullar kaba bir tabirle, sadece elit ve zengin kesimin yüksek eğitim alabileceği yönünde mesajlar veriyor. İngiliz hükümetinin göçmenlere yönelik sert politikaları göçmenleri tedirgin etmeye devam ederken, kendi vatandaşlarına yönelik politikalarının da göçmen politikalarından pek farklı olmadığı görülüyor.
Hatırlarsanız 2010 yılında düzenlenen kitlesel öğrenci gösterilerinde olaylar çıkmış, öğrencilerin kamu binalarını işgal etmesi üzerine polis müdahalelerde bulunmuştu. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen öğrenci yürüyüşü ise olaysız bir şekilde sona erdi, ancak direnişlerinin devam edeceği yönünde mesajlar verdi. Londra’da Ulusal Öğrenciler Sendikası tarafından organize edilen yürüyüşte binlerce öğrenci, eğitim ödeneklerindeki kesintileri ve yüksek harçları protesto etmek için sokaklara dökülüp 2015 genel seçimlerine yönelik mesajlarını dile getirmekle birlikte mevcut hükümet tarafından kaldırılan Eğitim Desteği Ödeneği’ni geri talep ettiler. Eğitim Destek Ödeneği’nin kesilmesi maddi durumu iyi olmayan Britanyalıların üniversiteye gitmesi için verilen hükümet desteğini kesmekle birlikte, İngiltere hükümeti yaptığı yeni düzenlemelerle öğrenci vizesine başvuran ve AB dışından gelen öğrencilere zorunlu mülakat uygulaması getirdi. Bu ne demek oluyor? Mülakatlar, öğrencilerin bulunduğu ülkedeki vizeden sorumlu kişiler tarafından gerçekleştirilecek ve bu kişiler vize verme veya reddetme konusunda yetkili olacaklar.
Vize kısıtlamaları ve yeni uygulamalar kapsamında, İngiltere ekonomisine yaklaşık 3 milyar Dolar katkısı olduğu tahmin edilen dil kursları sektörü derin bir yara aldı ve birçok dil kursu kapatıldı. Öyle ki, saygıdeğer bir kurum olan Londra Metropolitan Üniversitesi’nin AB dışından gelen yabancı öğrencilere sponsor olma lisansı bile iptal edildi. Yeni düzenlemelerle getirilen kısıtlamalar, öğrencilerin İngiltere’de eğitim almak için geçirecekleri yıl sayısının yanı sıra eğitimleri sırasındaki ve sonrasındaki ücretli çalışma saatlerine de kısıtlama getirdi. Örneğin 6 aydan fazla süreli öğrenci vizesinde haftalık çalışma izni 20 saatten 10 saate indirildi. Yüksek lisans bitiminde verilen iki yıllık çalışma izni de geçtiğimiz Nisan ayı itibariyle yürürlükten kaldırıldı. Bu vize türünün kaldırılmasının meali şöyle: binlerce Sterlin vererek Britanya’ya gelip yüksek lisans yapabilirsin ancak akabinde hemen evine geri dön. Senin iş gücüne değil parana ihtiyacımız var.
İngiltere İçişleri Bakanlığı öğrenci vizelerinin çoğunlukla İngiltere’ye girişte ‘arka kapı’ olarak kullanıldığını iddia ederken Başbakan Cameron’ın yeni göçmen politikası konusunda sürekli ‘az ve kaliteli göç’ şiarını dillendiriyor. Cameron, Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerden gelen göçmenlere ‘İngiltere’nin ekonomisine katkıda bulunacaksanız gelin yoksa gelmeyin’ sözlerini defalarca tekrarladı.
Cameron ile aynı partiden olan Londra Belediye Başkanı Boris Johnson hükümet ile aynı fikirde değil. Geçtiğimiz günlerde Hindistan’a yaptığı gezi sırasında konuşan Johnson, dünyanın her yerinden gelen öğrenciler için vize kısıtlamalarının hafifletilmesi gerektiği yönünde bir açıklama yaptı. Johnson’u bu şekilde düşünmeye iten neden öğrencilere yönelik sevgisi değil elbette, tamamen ekonomik nedenler; çünkü kısıtlamaların üniversitelere 5 ile 8 milyar Sterlin değerinde bir kaynağı kaybettirebileceği belirtiliyor. Neticede Britanya genelindeki vize kısıtlamalarından ötürü oluşan ekonomik kayıptan, yabancı uyruklu öğrencilerinin en çok ilgi odağı olan başkent Londra en fazla etkileniyor.
Geçen yıldan bu yana Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerden gelen öğrenci başvurularının yüzde 40 düştüğü bildiriliyor. Bu düşüş devam edecek keza Muhafazakâr hükümetin göçmenliği 2015 yılına kadar binde on oranında azaltmaya kararlı görünüyor. Bu durum AB’den dışından gelecek öğrencileri daha rahat çalışma koşulları ve vize politikaları nedeniyle Avrupa’nın diğer ülkelerinde eğitim almaya yönlendirmesinin yanı sıra kendi vatandaşlarını bile eğitim için başta Hollanda ve Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine göndermeye yol açıyor.
Göçmenlerin Britanya vatandaşlarının işlerini elinden aldığına dair genel bir kanı varken ve hükümet de bu yönde kısıtlayıcı düzenlemelerini yürürlüğe sokarken, İngiliz hükümetinin dünyanın birçok ülkesinde çalışan Britanyalı göçmenler konusunda da bir politikası olacak mı acaba? Yoksa İngiliz hükümeti ‘yabancılar bizim topraklarımıza gelip bizim insanlarımızın işini alamaz ama bizim insanımız yabancı topraklara gidip onların işlerini ellerinden alabilir’ demek mi istiyor? Yüzyıllarca dünyaya hükmeden Anglosakson emperyalizmi hiç son bulmamış anlaşılan.