İngiltere’de 2014 yılında yapılacak Avrupa Birliği Parlamentosu seçimleri üzerinden kurgulanan bazı tartışmalar ister istemez 2015’deki genel seçimlere dair bazı konuları da gündeme getirdi. Bunların dışında daha karışık bir yapıya sahip olan yerel yönetimlere ait seçimler de hemen hemen her sene yapılıyor. Özellikle Kürt ve Türkiyeli nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Londra dahilindeki belediyelerin meclis üyeliği seçimleri ise çoğunlukla önümüzdeki sene yapılacak.
Seçim tartışmalarına girmeden önce İngiltere’de demokrasinin işleyiş biçimi oldukça karışık olduğu için özet bir bilgi vermenin yararlı olacağını düşünüyorum. Yönetim ve karar mekanizmalarında dağıtık bir yapı hakim. Parlamento demokrasinin en üst organı olarak kabul edilse de teorik olarak İngiltere Monarşi ile yönetiliyor. Kraliçenin görev yetkileri se oldukça sembolik.
Parlamento, tamamı seçimle göreve gelen ve alt kanat olarak da kabul edilen Avam Kamarası, ve çoğunlukla atamayla göreve gelen ve üst kanat olan Lordlar Kamarasından oluşuyor. Avam Kamarası için seçimler her 5 yılda bir yapılıyor ve bu dönem itibariyle Muhafazakar Parti, İşçi Partisi ve Liberal Demokrat Parti olmak üzere toplam 3 merkez partiden 650 milletvekili bu mecliste görev yapıyor. Ayrıca, İngiltere Avrupa Birliği üyesi bir ülke olduğu için her 5 yılda bir Avrupa Birliği parlamentosuna gönderilmek üzere 73 milletvekili seçiliyor.
Bunların dışında yerel yönetimler de İngiltere’de önemli bir görev yürütüyorlar. Oldukça otonom ve bu yüzden karışık bir seçim yapıları olan yerel yönetimler için seçimler hemen her sene yapılabiliyor. Örneğin Londra merkezde bulunan belediyeler her dört yılda bir seçime giderek tüm meclis üyelerini seçiyorlar. Diğer bazı belediyeler ise kendi sistemleri gereğince her defasında meclislerinin tamamını, yarısını veya üçte birini seçebiliyorlar.
Genel yönetimler bazında Muhafazakar Partili mevcut Başbakan David Cameron’ın özellikle bütçe kesintisi bahanesiyle devlette ciddi küçültmelere ve bunun sonucunda ciddi tepkiler almasına rağmen, göçmenlere dönük sert tutumlarıyla popülist bir şekilde tabiri caizse tribünlere oynaması sayesinde önümüzdeki seçimlerde de yine bir koalisyon oluşturarak hükümette kalabilmesi imkansız görünmüyor. Geçtiğimiz aylarda ekonominin ilk defa büyüme sinyalleri vermesi ve işsizlik sayısındaki sembolik düşüşlerin de medyaya yansımasıyla birlikte Cameron’ın oylarını bir miktar arttırdığı düşünülüyor. Ayrıca önümüzdeki seçimlerde tek başına iktidara gelmeleri halinde Avrupa Birliği üyeliğini tekrar referanduma sunma garantisi vermiş olmaları da aşırı sağ uçtaki partilere oy veren seçmenlere göz kırpma çabası olarak nitelendiriliyor.
Çoğunlukla Londra ve civarında yaşayan Kürt ve Türkiyeli toplumlar için 2014 önemli bir sene zira yapılacak yerel seçimlerde kendilerini temsil edecek insanları seçecekler. Özellikle İşçi Partisi çatısından Kürt ve Türk birçok belediye meclis üyesi seçilmesi olasılık dahilinde. Bu meclis üyeleri daha sonra yerel politikaların belirlenmesinde söz sahibi oldukları için eğitimden sağlığa, güvenlikten sosyal desteklere kadar birçok konularda politikaların oluşmasına katkıda bulunuyorlar.
Bu noktada İngiltere’de yaşayan insanlarımıza da önemli bir görev düşüyor kanımca. Türkiye’de yürütülen kirli politikalar sebebiyle bu ülkeye sığınmış birçok Kürt ve Alevi insanımız artık neredeyse üç kuşaktır yaşadıkları bu ülkede söz hakkı edinmeliler. Bu sadece buradaki günlük hayatlarında kendilerini direk ilgilendiren birçok konuda etkili olmakla kalmayacak, aynı zamanda da İngiltere’nin Kürtleri görmezden gelmeye ve sadece kendi çıkarları için Kürdistan’daki sömürgeci ülkelerle işbirliği yapmaya dönük politikalarının değişmesine de önayak olacaktır. İngiltere artık Kürt realitesini kabul etmelidir ve bu konuda İngiltere’de yaşayan insanlarımıza görev düşmektedir. Neden bizimde bir Feleknas Uca’mız olmasın değil mi?
İngiltere’de seçim takvimi ve Kürtler
İngiltere Gündemi